Büyük teknoloji devlerinin nükleer planları “gerçeklerle” sınanıyor

Yayın: 15 Ekim 2025 15:40
Güncelleme: 15 Ekim 2025 15:40
Fotoğraf Kaynağı: Radek Kozák / Unsplash

Yapay zekâ (YZ) çağında enerjiye olan talep, teknoloji endüstrisinin en yakıcı gündemlerinden biri haline geldi. Microsoft, Google ve Amazon gibi şirketler, veri merkezlerinin devasa elektrik ihtiyacını karşılamak için nükleer enerjiye yöneliyor. Ancak uzmanlar, bu planların teknolojik, ekonomik ve toplumsal engellerle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.

Microsoft’un, ABD’nin Pensilvanya eyaletindeki Three Mile Island santralinden enerji satın almak için imzaladığı anlaşma, Silikon Vadisi’nin nükleere dönüşünün sembolü olarak görülüyor.
Ancak bu santral, 1979’da yaşanan ABD tarihinin en ciddi nükleer kazası nedeniyle hâlâ kamuoyunun hafızasında derin izler taşıyor.

Nükleer enerjiye dönüş: YZ’nin yeni umudu

Teknoloji şirketleri, veri merkezlerinin sürekli enerji ihtiyacını karşılamak için “her zaman açık, sıfır karbon” kaynağı olarak nükleeri ideal çözüm olarak görüyor.
Microsoft’un ardından Google ve Amazon da küçük modüler reaktörler (SMR) olarak bilinen yeni nesil nükleer teknolojilere yatırım yapmaya başladı.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği, doğa koruma ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

×

SMR’ler, geleneksel reaktörlere göre daha küçük, daha güvenli ve potansiyel olarak daha ucuz olma vaadi taşıyor.
Ancak bu teknoloji henüz deneysel aşamada. Sadece Çin ve Rusya’da küçük ölçekli iki SMR faaliyette bulunuyor; ABD ve Avrupa’da ise çoğu proje hâlâ tasarım veya test safhasında.

“Kağıt üzerindeki teknoloji”

ABD Nükleer Düzenleme Komisyonu’nun eski başkanı Prof. Allison Macfarlane, SMR’lerin ticari olarak uygulanabilirliğine temkinli yaklaşıyor:
❝Çoğu küçük reaktör sadece kağıt üzerinde. Daha küçük reaktör çekirdekleri, aynı yakıttan daha az enerji üretir. Bu da ölçek ekonomilerini imkânsız hale getiriyor.❞

Macfarlane’e göre, SMR’lerin yaygınlaşması en iyimser tahminle 10–15 yıl sürebilir. Bu durum, YZ’nin birkaç yıl içinde iki katına çıkması beklenen enerji talebi düşünüldüğünde ciddi bir zaman baskısı yaratıyor.

Teknoloji devleri hız kesmiyor

Google’ın ortak olduğu Kairos Power, ABD’nin Tennessee eyaletindeki Oak Ridge tesisinde 2030’a kadar 50 megavat nükleer enerji üretmeyi hedefliyor.
Bu miktar, küçük bir kasabanın enerji ihtiyacına denk geliyor. Şirket, uzun vadede bu kapasiteyi 10 kat artırmayı planlasa da uzmanlar bunun yapay zekâ altyapısının büyüme hızına yetişemeyeceğini söylüyor.

Essex Üniversitesi’nden Dr. Haider Raza, “SMR’ler veri merkezlerine 7/24 temiz enerji sağlayabilir ama önümüzdeki iki yılın enerji krizini çözemez,” diyor.

Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, dünya genelindeki veri merkezlerinin elektrik talebi beş yıl içinde iki katına çıkacak.
Bu artış, bugün küresel elektrik tüketiminin yaklaşık %1,5’ine denk geliyor.

Kamuoyu ve maliyet baskısı

Nükleer enerjiye karşı kamuoyu direnci hâlâ güçlü. Mart ayında New York eyaletinde North Tonawanda kasabası, küçük bir teknoloji firmasının “mini reaktör” kurma teklifini reddederek sınırları içinde nükleer enerji üretimini tamamen yasakladı.

Yerel çevre aktivisti Deb Gondek, “Zaten kripto madenciliğinin gürültüsünden rahatsızdık. Nükleer reaktör fikri bardağı taşırdı,” diyor.

Ayrıca radyoaktif atık yönetimi de hâlâ çözülmemiş bir sorun. Stanford Üniversitesi araştırmacıları, küçük reaktörlerin aslında büyük santrallere göre daha fazla nükleer atık üretebileceğini ortaya koydu.

Kamuoyu değişiyor ama yavaş

Pew Araştırma Merkezi’nin yakın tarihli anketine göre, Amerikalıların sadece yarısından azı nükleer enerjiye olumlu bakıyor.
Ancak teknoloji yatırımlarıyla birlikte “düşük karbonlu enerji kaynakları” konusundaki farkındalık artıyor. Google ortaklarından Kairos Power, Tennessee’de yerel destek kazandığını belirtiyor.

Alternatif çözümler: Daha verimli yapay zekâ

Bazı akademisyenler, sorunun enerji üretiminde değil, yapay zekânın enerji tüketiminde olduğunu savunuyor.
Michigan Üniversitesi’nden Doç. Mosharaf Chowdhury, YZ modellerinin enerji açısından “aşırı verimsiz” olduğunu vurguluyor:
❝Yapay zekâ 15 ayda doygunluğa ulaştı. Bu kadar hızlı büyüdü ki, enerji kullanımını optimize etmeye zaman kalmadı.❞

Chowdhury’nin ekibi, daha az enerjiyle çalışan çipler ve daha küçük veri tabanlarına dayalı modeller geliştirmeye çalışıyor. Ancak henüz ticari ölçekte bir çözüm bulunmuş değil.

Türkiye ve küresel tablo

Enerji uzmanlarına göre, büyük teknoloji devlerinin nükleer hamleleri, uzun vadede küresel enerji piyasalarını etkileyecek.
Türkiye açısından, bu trendin Sinop ve Akkuyu nükleer projeleri üzerinden uluslararası işbirliği fırsatları yaratabileceği belirtiliyor.
Ancak kısa vadede, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği politikalarının çok daha gerçekçi çözümler sunduğu vurgulanıyor.

Yorum

Teknoloji şirketlerinin nükleer yatırımları, dijital ekonominin enerji sınırlarına dayandığını gösteriyor.
Ancak “hızla gelişen bir endüstri” ile “yavaş olgunlaşan bir teknoloji” arasındaki fark, bu planların önündeki en büyük engel.
Gerçek çözüm, yalnızca yeni enerji kaynakları bulmakta değil; enerjiyi akıllıca kullanmakta yatıyor.

Kaynak: BBC, IEA, Pew Research, Kairos Power, Stanford University, U.S. NRC

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top