Güney Asya’da muson felaketi: Endonezya, Tayland ve Sri Lanka’da can kaybı 313’e yükseldi

Güney ve Güneydoğu Asya ülkeleri, mevsim normallerinin üzerindeki şiddetli muson yağmurlarının yol açtığı yıkıcı sel ve toprak kaymalarıyla mücadele ediyor. Endonezya, Tayland ve Sri Lanka’yı vuran felakette toplam can kaybı 313’e ulaşarak bilançonun ağırlaştığını gösteriyor. Tayland’daki can kaybı sayısının 162 olarak güncellenmesiyle bölgedeki durumun ciddiyeti daha da artmıştır. Milyonlarca insanı etkileyen bu afetler, sadece can kaybına değil, aynı zamanda altyapıda büyük hasara ve toplu tahliyelere de yol açmıştır.

Peki, muson yağmurlarının bu denli yıkıcı sonuçlara yol açması, bölgenin iklim değişikliği ve altyapı yetersizliği ile olan mücadelesini nasıl ortaya koyuyor? Sri Lanka gibi ülkelerde kamu hizmetlerinin tamamen durması, afet yönetiminde ne tür zorluklara işaret ediyor? Türkiye’nin de sıkça karşılaştığı sel ve toprak kaymaları felaketleri için Güney Asya’daki bu trajik olaylar hangi dersleri içeriyor?

Tayland’da en ağır bilanço: 162 ölü ve milyonlarca etkilenen

Muson yağmurlarının yol açtığı en büyük can kaybı Güneydoğu Asya ülkesi Tayland’da yaşanmıştır. Sağlık Bakanlığından yapılan son açıklamaya göre, sel ve toprak kaymalarında hayatını kaybedenlerin sayısı 162’ye yükselmiştir. Bu ölümlerin 109’u tek başına Songkhla bölgesinde meydana gelmiştir.

Tayland Afet Önleme ve Azaltma Dairesi’nin verilerine göre felaket, 1.25 milyondan fazla haneyi ve 3.6 milyondan fazla kişiyi doğrudan etkilemiştir. Bu kitlesel etki, sel sularının geniş bir coğrafyaya yayıldığını ve bölgenin afet direncinin zayıf olduğunu göstermektedir. Sel ve toprak kaymaları, sadece can kaybına değil, aynı zamanda tarım alanları ve kentsel altyapı üzerinde de onarılamaz hasarlara neden olmuştur.

Endonezya ve Sri Lanka’da artan kayıplar

Endonezya’nın Kuzey Sumatra eyaletinde can kaybı 62’ye yükselmiş, 95 kişi yaralanmış ve 65 kişi kayıp olarak bildirilmiştir. Komşu Batı Sumatra’da ise 22 kişi hayatını kaybetmiş ve 12 kişi kaybolmuştur. Ülkenin en batısındaki Aceh’te de 9 kişi yaşamını yitirmiştir. Bu üç bölgedeki toplam can kaybı 93’e ulaşmıştır. Malezya’da ise 2 kişi sel suyuna kapılarak hayatını kaybetmiş, 34 binden fazla kişi tahliye edilmiştir.

Güney Asya ülkesi Sri Lanka’da da durum ciddiyetini korumaktadır. Şiddetli yağışlar sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 56’ya yükselirken, 600’den fazla evde hasar meydana gelmiştir. Hava şartlarının kötüleşmesi nedeniyle Sri Lanka hükümeti, bugün tüm devlet dairelerini kapatmış ve okullarda eğitime ara vermiştir.

Altyapı çöküşü ve kurtarma çalışmaları

Sri Lanka’da şiddetli yağışlar, çoğu baraj ve nehrin taşmasına yol açarak yerleşim yerlerini ve ana yolları sular altında bırakmıştır. Özellikle demiryollarına kaya ve ağaç düşmesi nedeniyle tren seferleri durmuştur. Bu durum, felaketin yalnızca doğal bir olay olmanın ötesinde, ülkenin ulaşım ve altyapı sistemlerini felç ettiğini göstermektedir.

Sri Lanka Hava Kuvvetlerine ait helikopterler, mahsur kalan vatandaşları kurtarmak için devreye girmiş; donanma ve polis ekipleri ise teknelerle tahliye çalışmalarını gerçekleştirmiştir. Bu ölçekteki afetlerde, kurtarma çalışmalarının sadece karadan değil, havadan ve denizden de yürütülmesi, yerel afet yönetim kapasitesinin sınırlarını zorlamaktadır. Uzmanlar şu noktaya dikkat çekiyor: Muson yağmurlarının şiddetinin artması, bölgedeki toprak erozyonunu hızlandırmakta ve toprak kayması riskini sürekli olarak yükseltmektedir. Bu, sadece kısa vadeli tahliyeleri değil, uzun vadeli yerleşim yerlerinin yeniden planlanmasını gerektirmektedir.

Muson değil, iklim değişikliği etkisi

Güney Asya ülkelerinde yaşanan bu muson felaketi, Türkiye’dekinden farklı bir iklim döngüsünden kaynaklansa da, iklim değişikliğinin yol açtığı ekstrem hava olaylarının yıkıcı sonuçları açısından Türkiye için önemli bir ders niteliği taşımaktadır. Türkiye, özellikle Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde düzensiz ve yoğun sağanak yağışlar sonucu sıkça sel ve heyelanlarla karşı karşıya kalmaktadır.

Bu trajik bilançolar, Türkiye’nin şehir planlamasında ve altyapı çalışmalarında “afete dirençli” sistemlere ne kadar acil ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Dere yataklarına yapılaşma izinlerinin kısıtlanması, topografyaya uygun yerleşim yerlerinin belirlenmesi ve erken uyarı sistemlerinin kapasitesinin artırılması, can kaybını en aza indirmek için kritik öneme sahiptir. Sri Lanka örneğinde görülen kamu hizmetlerinin tamamen durması durumu, Türkiye’deki yerel yönetimlerin de afet anında hayati hizmetleri sürdürebilme kapasitelerini gözden geçirmeleri gerektiğini ortaya koymaktadır.

Büyüyen insani kriz

Güney Asya’da sel ve toprak kaymalarında hayatını kaybedenlerin sayısının 313’e yükselmesi, bölgede derinleşen insani ve çevresel krizin en somut göstergesidir. Tayland, Endonezya ve Sri Lanka’daki milyonlarca insanın etkilenmesi, muson yağmurlarının artık sadece bir mevsimsel döngü değil, iklim değişikliğinin şiddetlendirdiği bir felaket dönemi olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu krizin üstesinden gelmek, sadece acil kurtarma ve tahliye çalışmalarıyla sınırlı değildir. Bölge ülkelerinin uluslararası işbirliği ile fon sağlayarak, zayıf olan altyapılarını güçlendirmeleri ve toprak kayması risk haritalarını güncellemeleri gerekmektedir. Aksi takdirde, muson mevsimi her geldiğinde, can kaybı ve ekonomik yıkım bilançosu daha da ağırlaşacaktır. Bu felaket, dünyanın geri kalanı için de iklim risklerine karşı hazırlıksız olmanın maliyetini gösteren acı bir hatırlatmadır.

Kaynak: Endonezya Afet Kurumu, Tayland Sağlık Bakanlığı ve Afet Önleme ve Azaltma Dairesi, Sri Lanka Yerel Kaynakları.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top