Atlantik’teki gizemli ‘soğuk kütle’ küresel akıntı sisteminin çöküşünü işaret ediyor

Haber Giriş: 10:32, 05.06.2026
Güncelleme: 10:33, 05.06.2026

Dünya genelinde son 150 yıldır endüstriyel faaliyetlerin etkisiyle rekor sıcaklık artışları kaydedilirken, Kuzey Atlantik’te fizik kurallarına meydan okuyan gizemli bir bölge bilim dünyasını alarm durumuna geçirdi.

Grönland’ın güneydoğusunda yer alan ve çevresindeki küresel ısınma trendinin aksine yaklaşık 1°C soğuyan bu alan, iklim literatüründe “ısınma deliği” veya “soğuk kütle” (cold blob) olarak adlandırılıyor.

Bilim insanları uzun süredir bu bölgesel soğumanın kaynağını tartışırken, elde edilen son ampirik kanıtlar korkutucu bir gerçeği ortaya koyuyor: Tropikal bölgelerdeki hayati sıcaklığı Avrupa kıtasına taşıyan devasa okyanus akıntı sistemi AMOC (Atlantik Meridyenel Devrilme Dolaşımı) hızla güç kaybediyor.

AMOC nedir ve Grönland’daki erime sistemi nasıl bozuyor?

Atlantik Okyanus Akıntısı (AMOC), Meksika Körfezi’nin sıcak ve tuzlu sularını kuzeye, Avrupa kıyılarına doğru taşıyan küresel bir konveyör bandı görevi görüyor. Kuzey Atlantik’e ulaşan sıcak su, kutup bölgesindeki soğuk havanın etkisiyle ısısını kaybedip yoğunlaşarak okyanus tabanına doğru batıyor ve dipten güneye doğru geri akıyor. Sistemin kusursuz işlemesini sağlayan en temel motor, suyun yüksek tuz oranı ve yoğunluğu olarak öne çıkıyor.

Ancak küresel ısınma nedeniyle Grönland’daki devasa buzulların hızla erimesi, bu hassas denklemi bozuyor. Eriyen buzullardan okyanusa karışan devasa miktardaki tatlı su, Kuzey Atlantik’teki tuzluluk oranını düşürüyor.

Yoğunluğu azalan ve hafifleyen su, okyanus tabanına doğru daha yavaş batmaya başlıyor. Bu yavaşlama, akıntı sisteminin dolaşım mekanizmasını felç ederek tropikallerden kuzeye taşınan ısı miktarını kesintiye uğratıyor ve neticede Grönland yakınlarında o gizemli “soğuk kütlenin” oluşmasına yol açıyor.

Atmosfer mi, okyanus mu? Bilim dünyasını bölen büyük tartışma

Soğuk kütlenin arkasındaki temel dinamik konusunda bilim camiasında uzun süre iki farklı teori çarpıştı. Bazı araştırmacılar suçun büyük kısmını atmosfere yüklüyordu. Northeastern Üniversitesi’nden Chengfei He ve ekibinin 2022’de yaptığı çalışmaya göre, Arktik’teki aşırı ısınma kutuplar ile tropikler arasındaki sıcaklık farkını azaltarak jet akıntılarını kuzeye kaydırmıştı. Bölgeye yerleşen güçlü batı rüzgarları okyanus yüzeyinde buharlaşmayı artırmış, oluşan yoğun bulut tabakası da denizi güneş ışığından koruyarak soğutmuştu.

Ancak Almanya’daki Potsdam İklim Etki Araştırma Enstitüsü’nden ünlü iklim bilimci Stefan Rahmstorf ve meslektaşları, teorik modeller yerine uydulardan, şamandıralardan ve gemilerden alınan doğrudan saha gözlemlerini inceleyerek ezber bozan bir sonuca ulaştı.

1955 yılından bu yana soğuk bölgede okyanus yüzeyinden atmosfere olan ısı kaybının aslında azaldığını saptayan Rahmstorf, okyanusun sadece yüzeyde değil, 1000 metre derinlikte de soğuduğunu kanıtladı. Bu durum, soğumanın rüzgarlardan değil, AMOC’un bölgeye eskisinden çok daha az ısı taşımasından kaynaklandığını gösteriyor.

Rahmstorf, rüzgâr ve bulutların bu devasa ısınma açığının yalnızca küçük bir kısmını açıklayabildiğini, verilerin doğrudan okyanus kaynaklı bir krize işaret ettiğini savunuyor.

Kutup altı girdabı çöküyor: 2040’lı yıllarda iklim şoku kapıda

Araştırmanın en ürkütücü çıktılarından biri, sadece AMOC’un değil, onunla bağlantılı olan “kutup altı girdabı” (subpolar gyre) adlı devasa okyanus sirkülasyonunun da çöküş aşamasına gelmiş olması.

Kutup altı girdabı, yüzeydeki tuzlu suyu içeri çekerek soğuk ve yoğun suyun batmasını besleyen kritik bir dişli konumunda bulunuyor. Uzmanlar, bu girdabın AMOC’un genel çöküşünden çok daha önce bir kırılma noktasına (tipping point) ulaşabileceği konusunda uyarıyor.

Prof. Dr. Stefan Rahmstorf, kutup altı girdabının bu kritik eşiği aşması durumunda, 2040’lı yıllardan itibaren başta İngiltere olmak üzere Batı Avrupa’da ani ve dramatik iklim şoklarının tetiklenebileceğini belirtiyor.

Eğer bu sistem durursa, İngiltere, Fransa, Almanya ve İskandinavya gibi ülkelerde kış sıcaklıkları çok kısa sürede donma noktalarının altına gerileyebilir. Bu durum, Avrupa’yı adeta küçük bir buzul çağına sürüklerken; ekvatoral kuşakta enerji birikimine yol açarak Afrika ve Asya’daki milyarlarca insanın gıda güvenliğini sağlayan muson yağmurlarını tamamen kaosa sürükleyebilir.

Kesin kanıt için doğrudan ölçüm şart

AMOC’un gücünü doğrudan izleyebildiğimiz okyanus üzeri ölçüm kayıtlarının sadece 22 yıllık bir geçmişe sahip olması, bilimsel kesinlik açısından en büyük handikapı oluşturuyor. University College London’dan David Thornalley ve İskoç Deniz Bilimleri Birliği’nden Neil Fraser gibi uzmanlar, Rahmstorf’un çalışmasının okyanus dolaşımındaki zayıflamayı destekleyen çok güçlü bir veri sunduğunu, ancak bunun henüz “son söz” olmadığını belirtiyor.

Alternatif teorilere göre, Norveç akıntısı gibi AMOC’un bazı alt kollarının güçlenmesi de ısı dengesini değiştirerek bu soğuk deliği büyütüyor olabilir. Bilim insanları her ne kadar nedenler üzerinde tartışmaya devam etse de okyanusun derinliklerindeki bu anomali, küresel iklim sisteminin alarm zillerini çalmaya yettiğini gösteriyor.

İnsanlık karbon emisyonlarını radikal şekilde düşürmediği takdirde, dünyanın bir yarısı aşırı sıcaklar ve kuraklıkla boğuşurken, Avrupa kıtası çöken okyanus akıntıları yüzünden dondurucu bir gelecekle yüzleşmek zorunda kalacak.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Sosyal Medya Hesaplarımıza Abone Olun!

En güncel çevre haberlerini kaçırmayın. Bizi takip edin!

Facebook Twitter Instagram Bluesky Mastodon Linkedin Telegram Youtube
Scroll to Top
×