Birleşmiş Milletler’in yayımladığı yeni bir rapora göre dünya, geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuran küresel bir “su iflası çağına” girmiş durumda. Raporda, mevcut su krizinin artık geçici bir sorun olarak görülemeyeceği, insanlığın yeni ve daha kısıtlayıcı bir gerçeklikle karşı karşıya olduğu vurgulanıyor.
Su krizi değil, “su iflası”


Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü Direktörü Kaveh Madani’nin kaleme aldığı raporda, “su kıtlığı” veya “su krizi” gibi kavramların yaşanan durumu tanımlamakta yetersiz kaldığı belirtildi. Madani, bu kavramların geçicilik algısı yarattığını, oysa dünyanın artık kalıcı bir su yetersizliği dönemine girdiğini ifade etti.
Madani, CNN’e yaptığı açıklamada, “İflas durumunda yalnızca zararı azaltmaya çalışmazsınız; aynı zamanda daha kısıtlayıcı yeni koşullara uyum sağlamak zorunda kalırsınız” dedi.
Doğa kazandırıyor, insanlık harcıyor


Rapora göre gezegen, yağmur ve kar yoluyla su kazanırken, insanlar bu kaynağı yenilenme hızının çok üzerinde tüketiyor. Nehirler, göller, sulak alanlar ve yeraltı suları doğanın kendini yenileyebileceğinden çok daha hızlı şekilde boşaltılıyor. İklim değişikliğinin yol açtığı aşırı sıcaklar ve uzun süreli kuraklıklar da mevcut su miktarını daha da azaltıyor.
Bu dengesizlik; nehir ve göllerin küçülmesine, sulak alanların yok olmasına, yeraltı sularının tükenmesine, obruk oluşumlarına, çölleşmeye ve buzulların hızla erimesine neden oluyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-


-

Yenilenebilir EnerjiGüneş enerjisi küresel elektrik talebindeki artışın yüzde 75’ini karşıladı -


-

SürdürülebilirlikAmsterdam, et ve fosil yakıt reklamlarını yasaklamaya başladı
Çarpıcı veriler: Göller, buzullar ve sulak alanlar yok oluyor


Raporda yer alan verilere göre:
- Dünyadaki büyük göllerin %50’sinden fazlası 1990’dan bu yana su kaybetti
- Büyük yeraltı su rezervlerinin %70’i uzun vadeli düşüşte
- Son 50 yılda Avrupa Birliği büyüklüğünde bir sulak alan yok oldu
- Buzullar 1970’ten bu yana %30 küçüldü
Kirlilik de, suyun fiziksel olarak var olduğu bölgelerde bile içme suyu olarak kullanılabilir miktarı ciddi şekilde azaltıyor.
Büyük şehirler risk altında
Raporda, Kabil’in su kıtlığı yaşayan ilk modern şehir olabileceği uyarısı yapılıyor. Meksika Şehri, aşırı yeraltı suyu kullanımı nedeniyle yılda yaklaşık 50 santimetre çökerken, ABD’nin güneybatısında Colorado Nehri’nin azalan suları eyaletler arasında ciddi gerilimlere yol açıyor.
Los Angeles, Las Vegas ve Tahran gibi sınırlı su kaynaklarına sahip şehirlerde büyüme ve kalkınmanın hâlâ teşvik edilmesi ise büyük bir risk olarak gösteriliyor. Madani, “Her şey yolunda gibi görünür, ta ki bir gün gerçekten yolunda gitmeyene kadar” dedi.


4 milyar insan su kıtlığıyla yaşıyor
Rapora göre, dünya genelinde yaklaşık 4 milyar insan, her yıl en az bir ay boyunca ciddi su kıtlığıyla karşı karşıya kalıyor. Özellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrika yüksek su stresi ve iklim kırılganlığıyla öne çıkarken, Güney Asya’da yeraltı suyuna bağımlı tarım ve hızla artan nüfus su kaynaklarını tüketiyor.
ABD’nin güneybatısında ise su paylaşım anlaşmalarının artık mevcut olmayan çevresel koşullara dayandığına dikkat çekiliyor.
Çözüm çağrısı: Uzun vadeli dönüşüm şart


Rapor, su iflasının önüne geçmek için kapsamlı ve sistematik önlemler çağrısında bulunuyor. Öneriler arasında:
- Tarımda ürün çeşitliliğinin artırılması ve verimli sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması
- Yapay zekâ ve uzaktan algılama ile su izleme sistemlerinin geliştirilmesi
- Kirliliğin azaltılması
- Sulak alanların ve yeraltı su rezervlerinin korunması
Raporda ayrıca suyun, “parçalanmış bir dünyada ülkeler arasında köprü kurabilecek” ortak bir konu olduğu vurgulandı.
“Ne kadar gecikirsek açık o kadar büyür”
Madani, raporun asıl amacının hükümetleri ve toplumları harekete geçirmek olduğunu belirterek, “Su kıtlığı gerçeğini kabul edersek, insanları, ekonomileri ve ekosistemleri koruyacak zor ama gerekli kararları alabiliriz. Ne kadar gecikirsek, açık o kadar derinleşir” dedi.





