Kongo Havzası’ndaki turbalık göller binlerce yıllık karbonu atmosfere salıyor

Yayın: 23 Şubat 2026 13:42
Güncelleme: 23 Şubat 2026 13:42
Fotoğraf Kaynağı: Freepik

ETH Zürih liderliğindeki araştırma ekibi, Orta Kongo Havzası’ndaki geniş turbalıklarda bulunan siyah su göllerinin binlerce yıllık karbonu atmosfere saldığını ortaya koydu. Bugüne kadar iklim bilimciler, turbalıklarda depolanan karbonun binlerce yıl boyunca güvenli biçimde bağlı kaldığını varsayıyordu.

Ancak yeni bulgular, bu varsayımın her durumda geçerli olmayabileceğini gösteriyor. Karbonun turbalıktan göllere nasıl taşındığı ve oradan atmosfere hangi mekanizmalarla salındığı ise henüz tam olarak bilinmiyor. Araştırmacılar, iklim değişikliği ve arazi kullanımındaki dönüşümlerin bu süreci hızlandırabileceği uyarısında bulunuyor.

Tropikal turbalıklar: Küresel karbonun gizli hazinesi

Amazon, Kongo ve Güneydoğu Asya’daki tropikal bataklıklar ve turbalıklar, küresel karbon döngüsünde kritik rol oynuyor. Bu sulak alanlar, ölü ve tam ayrışmamış bitki materyali şeklinde yaklaşık 100 gigaton karbon depoluyor.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

Afrika’nın kalbinde yer alan Kongo Havzası, bu karbon depolarının en büyük ve en önemlilerinden biri. Dünya kara yüzeyinin yalnızca yüzde 0,3’ünü kaplamasına rağmen, tropikal turbalıklarda depolanan karbonun yaklaşık üçte birini barındırıyor.

Buna karşın bölge, ulaşım zorlukları nedeniyle uzun süre bilimsel araştırmaların dışında kaldı. Bataklıklara ve göllere çoğu zaman yalnızca tekne ve kayıkla ulaşılabiliyor.

Siyah su göllerinde şaşırtıcı keşif

Walvis Bay – Namibia – April 16 – 2024

Araştırmacılar, dünyanın en koyu renkli siyah su nehirlerinden biri olan Ruki Nehri üzerinde yaptıkları önceki çalışmaların ardından, bu kez iki büyük göle odaklandı: Lac Mai Ndombe ve Lac Tumba.

Sonuçlar Nature Geoscience dergisinde yayımlandı.

Mai Ndombe Gölü, büyüklük açısından Konstanz Gölü’nün dört katına ulaşıyor. Suyu siyah çay renginde olan göl, geniş bataklık ormanları ve kalın turba katmanlarıyla çevrili. Çürüyen bitki ve toprak materyalinden gelen organik maddeler suyu koyu kahverengiye dönüştürüyor.

Eski karbonun beklenmedik salınımı

Araştırma, bu iki gölden atmosfere büyük miktarda karbondioksit (CO₂) salındığını ortaya koydu. Daha da çarpıcı olan, salınan karbonun yüzde 40’a kadar olan kısmının yeni bitki materyalinden değil, binlerce yıldır turbada depolanan “eski karbon”dan gelmesi.

Bu sonuç, göl suyunda çözünmüş CO₂’nin radyokarbon tarihlemesiyle belirlendi. Araştırmanın baş yazarı Travis Drake, eski karbonun göl yoluyla atmosfere salındığını görmenin kendilerini şaşırttığını belirtti.

Bilim insanlarına göre bu durum, karbon rezervuarında adeta bir “sızıntı” olduğuna işaret ediyor.

Karbon göle nasıl ulaşıyor?

En büyük soru işaretlerinden biri, bu eski karbonun turba katmanlarından nasıl harekete geçtiği. Daha önce karbonun yalnızca uzun süreli kuraklık gibi aşırı koşullarda serbest kaldığı düşünülüyordu.

Şimdi ise karbonun göl suyuna hangi yollarla taşındığı ve bunun doğal bir denge mi yoksa tehlikeli bir kırılma noktası mı olduğu araştırılıyor. Eğer bu süreç yeni turba birikimiyle dengelenmiyorsa, küresel iklim açısından ciddi sonuçlar doğabilir.

Kuraklık riski ve zincirleme etki

İklim değişikliği nedeniyle daha kurak koşullar oluşursa, turba katmanları daha sık kuruyabilir. Bu da oksijenin daha derine nüfuz etmesine ve mikroorganizmaların daha önce stabil olan organik maddeyi ayrıştırmasına yol açabilir.

Sonuç olarak, devasa karbon depolarından daha fazla CO₂ atmosfere karışabilir. Araştırmacılara göre bu, küresel iklim modellerinde bugüne kadar yeterince hesaba katılmayan bir risk.

Metan ve su seviyesi ilişkisi

Araştırma ekibi, karbondioksitin yanı sıra metan ve azot oksit emisyonlarını da inceledi. Bulgular Journal of Geophysical Research dergisinde yayımlandı.

Sonuçlara göre su seviyesi, metan emisyonu üzerinde belirleyici rol oynuyor. Su seviyesi yüksek olduğunda mikroorganizmalar metanı daha etkili biçimde parçalayabiliyor. Kurak mevsimlerde su seviyesi düştüğünde ise metan daha fazla atmosfere kaçıyor.

Uzmanlar, kuraklıkların uzaması halinde siyah su göllerinin önemli metan kaynaklarına dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.

Ormansızlaşma tehdidi

İklim değişikliği kadar arazi kullanımındaki değişimler de risk oluşturuyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin nüfusunun 2050’ye kadar üç katına çıkması bekleniyor. Bu durum, tarım alanı açmak için daha fazla ormansızlaşma baskısı anlamına geliyor.

Ormanların yok edilmesi, buharlaşma ve yağış döngülerini zayıflatarak göl seviyelerini kalıcı olarak düşürebilir. Bu da karbon ve metan salınımını artırarak küresel iklim üzerinde zincirleme etki yaratabilir.

Küresel iklim modelleri için kritik bulgular

Araştırma, tropikal turbalıkların ve karasu göllerinin küresel iklim sistemindeki rolünün yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Bilim insanlarına göre bu bulgular, hem küresel iklim modellerinin geliştirilmesi hem de Kongo Havzası ve diğer ekvatoral bölgelerde sulak alanların korunmasına yönelik stratejilerin oluşturulması açısından hayati önem taşıyor.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Çevre hikâyelerini kaçırma

İklim krizi, çevre kirliliği, deprem ve hava durumu haberlerini sosyal medyada da anlık olarak takip et.

Scroll to Top
×