İsveç’te Vättern Gölü’nde yürütülen ve yakın zamanda Current Biology’de yayımlanan araştırmada, İsveç Tarım Bilimleri Üniversitesi’nden Dr. Jack Brand ve ekibi, nehir ve göllerdeki kokain kirliliğinin genç Atlantik somonlarının davranışlarını bozduğunu ortaya koydu.
Ekip, çevresel düzeylerde kokain ve metaboliti benzoilekgonine maruz bırakılan balıkların daha uzağa yüzdüğünü ve daha geniş alanlara yayıldığını, bunun da yırtıcılara karşı savunmasızlığı ve beslenme davranışlarını etkileyebileceğini bildirdi.


Kokain ve somon: Deney tasarımı ve saha izlemesi
Araştırmacılar, kuluçkahanede yetiştirilen iki yaşındaki Atlantik somonlarına kokain, benzoilekgonin ya da plasebo salan implantlar yerleştirdi. Tüm balıklara akustik vericiler takıldı ve yaklaşık 2.000 km² yüzölçümüne sahip Vättern Gölü’nün güneybatısında doğaya bırakıldı. Göl çevresindeki sensör ağı, iki ay boyunca yer ve hareket verilerini kaydetti.
Benzoilekgonin etkisi daha güçlü, yüzülen mesafe ve alan artıyor
Tüm gruplar zamanla daha yerleşik hale gelirken, kokain ve benzoilekgonine maruz kalan somonlar çalışmanın sonuna doğru yeniden daha aktifti. Son iki haftanın her birinde kokaine maruz kalanlar kontrol grubuna göre ortalama 5 km daha fazla, benzoilekgonine maruz kalanlar ise yaklaşık 14 km daha fazla yüzdü. Maruz kalan balıklar gölün kuzeyine doğru daha da ilerledi; metabolite maruz kalanların kuzeye yönelimi maruz kalmayanlara kıyasla ortalama 12 km fazlaydı.
Olası mekanizma: Beyin birikimi ve davranışsal sonuçlar


Ekip, nehir ve göllerde bulunan düşük düzey kokain izleri ile ana bozunma ürününün balıkların beyinlerinde birikerek hareketliliği ve alan kullanımını etkileyebileceğini değerlendiriyor. Daha fazla mesafe kat etmek, daha çok enerji harcaması ve avcıya açık bölgelerde daha fazla zaman geçirilmesi anlamına gelebilir; bu da hayatta kalma ve büyüme üzerinde olumsuz baskılar yaratabilir.
Tavsiye Edilen Haberler
-


-

Yenilenebilir EnerjiTürkiye’de martta elektrik üretiminin yüzde 65’i yenilenebilir enerjiden -

Yenilenebilir EnerjiTürkiye güneşten elektrik üretimindeki artışıyla dünyada 7’nci oldu -


Arka plan: Nehir ve göllerde yaygın ilaç izleri ve biyolojik etkiler
2019’da İngiltere Suffolk’taki nehirlerde tatlı su karideslerinde kokain, metamfetamin ve antidepresanlar dâhil çok sayıda ilacın izi saptanmıştı. Önceki çalışmalar, alabalıkların metamfetamine “bağımlı” davranış sergileyebildiğini, levreklerin ise antidepresan maruziyetiyle yırtıcılardan kaçınmayı azaltabildiğini rapor etmişti. Bilim insanları, ilaç kaynaklı kirliliğin biyoçeşitlilik için artan bir risk oluşturduğunu vurguluyor.
Araştırma ekibi ve uzmanlardan uyarılar


Dr. Jack Brand, “Genel olarak sonuçlarını bilmiyoruz, ancak bazı ödünleşmeler olacağını tahmin ediyorum… Daha kötü durumda kalabilirler veya bunu telafi etmek için çok daha fazla yiyecek aramak zorunda kalabilirler, bu da açık alanda daha fazla zaman geçirmeleri anlamına gelir,” dedi.
Brand ayrıca, “Balıkların davranışları ve hareketleri üzerinde çok daha derin bir etkiye sahip olan, vahşi doğada daha yüksek konsantrasyonlarda bulunduğunu bildiğimiz metabolitti,” diyerek risk değerlendirmelerinde benzoilekgonin gibi türevlerin mutlaka hesaba katılması gerektiğini belirtti.
Imperial College London’dan Prof. Leon Barron ise, “Daha iyi atık su yönetimi, özellikle de ham kanalizasyon deşarjlarının azaltılması, yaban hayatı ve ekosistemleri üzerindeki riskleri azaltmaya yardımcı olabilir,” değerlendirmesinde bulundu.
Popülasyon ve ekosistem sonuçları belirsiz ama kaygı verici
Bireysel düzeyde artan hareketlilik; avlanma riski, enerji bütçesi ve göç zamanlaması üzerinde zincirleme etkiler yaratabilir. Bu davranış değişimlerinin popülasyon büyüklüğü, stok dinamikleri ve balıkçılık verimi üzerindeki sonuçları henüz bilinmiyor. Ancak metabolitlerin —sıklıkla ihmal edilen— etkisinin güçlü olması, düzenleyicilerin çevresel risk değerlendirmelerini genişletmesi gerektiğine işaret ediyor.
Olayın sonuçları: İzleme, arıtma ve mevzuat için yeni öncelikler
Çalışma, kirleticilerin sucul yaşam üzerindeki etkilerinin sadece ana maddelerle değil, bozunma ürünleriyle de değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Akustik telemetri gibi saha teknikleriyle uzun dönemli izleme, risklerin daha güvenilir biçimde ölçülmesini sağlayabilir.
Toplumsal veya ekonomik etkiler: Atık su altyapısı ve balıkçılık
Ham kanalizasyon taşmaları ve hatalı evsel bağlantılar su yollarında başlıca kirletici kaynaklar arasında. İleri arıtma yatırımları kısa vadede maliyet oluştursa da, su kalitesi, rekreasyon ve iç su balıkçılığı üzerindeki ekonomik kayıpları azaltabilir. Kirleticilerin azaltılması, halk sağlığı ve ekoturizm açısından da kazanımlar sunar.
Sonuç: Nehir ve göllerde görünmeyen tehdit
Nehir ve göllerdeki kokain ve benzoilekgonin izleri, genç somonların davranışlarını ölçülebilir biçimde değiştiriyor. Popülasyon ölçeğindeki sonuçlar netleşmemişken, bilim insanlarının çağrısı açık: metabolitleri dâhil eden sıkı risk değerlendirmesi, daha iyi atık su yönetimi ve sürekli saha izlemesi. Şimdi soru şu: Görünmeyen kirleticileri azaltmak için kaç şehir arıtma altyapısını hızla güncelleyecek?





