Küresel enerji talebinde tarihi rekor: Düşük karbonlu kaynaklar fosil yakıtları tahtından indiriyor

Haber Giriş: 09:21, 30.06.2026
Güncelleme: 09:21, 30.06.2026
Fotoğraf Kaynağı: Vlad Burac

Küresel enerji piyasaları, iklim kriziyle mücadele ve teknolojik dönüşümün gölgesinde tarihi bir kırılma noktasına şahitlik ediyor.

Dünya genelinde enerji tüketimi tırmanışını sürdürürken, büyümenin karşılanmasında ilk kez temiz ve düşük karbonlu kaynaklar başrolü üstlendi. Enerji dönüşümünün hızlandığı bu dönemde, geleneksel fosil yakıtların küresel tüketimdeki baskınlığı ise tarihin en düşük seviyesine geriledi.

Londra merkezli saygın enerji düşünce kuruluşu Ember, Enerji Enstitüsü (EI), uluslararası danışmanlık şirketleri Kearney ve KPMG işbirliğiyle hazırlanan Dünya Enerji İstatistikleri Raporu yayımlandı.

Dünya genelindeki enerji arz, talep ve emisyon dengelerini mercek altına alan kapsamlı rapor, elektrikli araçlardan yapay zekaya kadar yeni nesil teknolojilerin enerji piyasalarını nasıl yeniden şekillendirdiğini gözler önüne seriyor.

Küresel enerji talebi üst üste ikinci yılda da zirvede

Yayımlanan uluslararası rapora göre, küresel enerji talebi geçtiğimiz yıl yüzde 1,7 oranında büyüme kaydederek 600 eksajul seviyesine ulaştı. Bu rakam, dünya genelinde enerji tüketiminin üst üste ikinci yılda da tarihi bir rekor kırdığı anlamına geliyor.

Sanayileşme hamleleri, dijitalleşme ve küresel nüfus artışı bu yükselişin arkasındaki temel dinamikler olarak öne çıkıyor.

Enerji talebindeki bu devasa büyümeye rağmen, yeşil dönüşüm çabaları küresel enerji sepetindeki dengeleri kalıcı olarak değiştiriyor.

Fosil yakıtların nihai küresel enerji talebi içerisindeki payı yüzde 86,2 seviyesine geriledi. Bu oran, modern enerji istatistiklerinin tutulmaya başlandığı dönemden bu yana fosil yakıtlar için kaydedilen en düşük pay olarak kayıtlara geçti. Ancak uzmanlar, oransal düşüşe rağmen toplam tüketim hacminin yüksekliği sebebiyle fosil yakıt tehdidinin henüz tamamen ortadan kalkmadığı konusunda uyarıyor.

Temiz enerji yatırımları arz artışının yüzde 40’ını karşıladı

Enerji dönüşümünde yaşanan en büyük dönüm noktası, yeni enerji talebinin nasıl karşılandığı noktasında ortaya çıktı.

Geçtiğimiz yıl rüzgar, güneş, hidroelektrik ve nükleer gibi düşük karbonlu temiz enerji kaynakları, toplam enerji talebindeki artışın karşılanmasında yüzde 40’a yakın bir pay alarak en büyük kaynak haline geldi.

Koronavirüs (Kovid-19) pandemisinin yarattığı olağanüstü dönem dışarıda tutulduğunda, temiz kaynakların arz büyümesindeki bu liderliği küresel enerji tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak nitelendiriliyor.

Daha da önemlisi, dünya genelinde artış gösteren elektrik talebinin tamamı düşük karbonlu kaynaklar vasıtasıyla üretildi. Bu güçlü performans sayesinde temiz enerji kaynakları, küresel elektrik üretiminde geleneksel olarak en büyük paya sahip olan kömürü tahtından indirerek zirveye yerleşti.

Özellikle rüzgar ve güneş enerjisinden elektrik üretimi, yıllık bazda yüzde 18 gibi agresif bir büyüme oranı yakalayarak temiz enerji devriminin lokomotifi oldu.

Yapay zeka ve elektrikli araçlar elektrik talebini tetikliyor

Dünya genelinde elektrik talebi, genel enerji talebinden çok daha agresif bir hızla büyüme gösteriyor. Elektrik tüketimi yıllık bazda yüzde 3 artış kaydederken, bu ivmenin arkasında dijital ve lojistik dönüşüm yer alıyor.

Dünya genelinde elektrikli araç kullanımının yaygınlaşması, büyük veri merkezlerinin (data center) sayısının artması ve yapay zeka teknolojilerinin yüksek işlemci güçleri nedeniyle yoğun enerji tüketmesi, elektrik şebekeleri üzerindeki yükü artırıyor.

Bölgesel bazda incelendiğinde, sanayi üretimi ve teknolojik altyapı yatırımlarıyla dikkat çeken Çin, yüzde 5’lik büyüme oranıyla elektrik talebinin en hızlı arttığı ülke oldu. Elektrik üretim altyapısını hızla dönüştüren Pekin yönetimi, küresel temiz enerji kapasite artışının da en önemli yürütücü gücü konumunda bulunuyor.

ABD’de kömür geri döndü küresel emisyonlar yükselişte

Rapordaki en çarpıcı ve düşündürücü verilerden biri ise emisyon oranları ve enerji verimliliği alanında yaşandı. Küresel ölçekte devam eden fosil yakıt kullanımı nedeniyle dünya genelindeki karbon emisyonları yüzde 1,1 artış gösterdi.

İklim hedeflerine ulaşılması için hayati önem taşıyan enerji verimliliği kazanımları ise yüzde 2 düzeyinde kaldı. Bu oran, küresel iklim vizyonunun yakalanabilmesi için belirlenen yüzde 4’lük yıllık hedefin oldukça gerisinde kalındığını gösteriyor.

Emisyon artışlarında ülkeler arasında ciddi tezatlar yaşandı. Çin ve Hindistan’da emisyon artışları sırasıyla yüzde 0,3 ve yüzde 0,9 ile küresel ortalamanın altında kalmayı başardı. Buna karşın Amerika Birleşik Devletleri (ABD), emisyonlarında yüzde 3,2’lik keskin bir yükseliş yaşayarak negatif yönde ayrıştı. ABD’deki bu rekor emisyon artışında, ülkedeki kömür santrallerinde gerçekleştirilen elektrik üretiminin bir önceki yıla göre yüzde 13 oranında büyümesi doğrudan belirleyici oldu. Küresel iklim diplomasisinin lider aktörlerinden olan ABD’nin kömüre yönelmesi, iklim hedeflerinin sürdürülebilirliği açısından endişe uyandırıyor.

Küresel Enerji Sektöründe Dengeler Yeniden Dağıtılıyor

Dünya Enerji İstatistikleri Raporu, küresel enerji sisteminin çoklu bir geçiş döneminden geçtiğini açıkça ortaya koyuyor. Bir tarafta yapay zeka ve elektrifikasyonun körüklediği devasa bir enerji açlığı bulunurken, diğer tarafta bu talebi sırtlayan rüzgar ve güneş teknolojileri yer alıyor. Temiz kaynakların kömürü geride bırakması yeşil dönüşümün kalıcı olduğunu kanıtlarken, ABD gibi dev ekonomilerin geçici de olsa kömüre geri dönmesi ve enerji verimliliği hedeflerinin yakalanamaması, Paris İklim Anlaşması hedefleri üzerindeki baskıyı artırmaya devam ediyor.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Sosyal Medya Hesaplarımıza Abone Olun!

En güncel çevre haberlerini kaçırmayın. Bizi takip edin!

Facebook Twitter Instagram Bluesky Mastodon Linkedin Telegram Youtube
Scroll to Top
×