Türkiye’nin CO₂ salımlarında liderlik: Neden bu duruma geldik?

2024 ve 2025 yıllarında Türkiye, Avrupa’daki gücünü hem ekonomik hem sanayileşme açısından artırırken, çevresel maliyetinin de büyük kısmını CO₂ salımı oluşturuyor. Özellikle enerji üretiminde kömürün kullanım oranının yüksek olması sebebiyle Türkiye, fosil yakıt kaynaklı enerji üretiminden kaynaklanan CO₂ salım miktarı açısından Almanya’yı geçerek Avrupa’nın en büyük karbon yayıcılarından biri haline geldi.

Güncel Rakamlar ve Trendler

VerilerDeğer / DurumKaynak
Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonu (2022, LULUCF hariç)558,3 milyon ton CO₂ eşdeğeri climatescorecard.org+1TÜİK, National Inventory
Enerji sektörü payı%71,8 climatescorecard.org+1Aynı kaynak
Tarım sektörü%12,8 climatescorecard.orgAynı
Endüstriyel süreçler ve ürün kullanımı (IPPU)%12,5 climatescorecard.orgAynı
Atık sektörü%2,9 climatescorecard.orgAynı
Fosil CO₂ emisyonu (2022)~ 481 milyon ton Dünya Sayacları+1Worldometer & diğer veri kaynakları
Kişi başına CO₂ emisyonu (2022)~ 5,53 ton kişi başı Dünya Sayacları+1Aynı

Türkiye’nin Lider Konuma Yükselmesinin Nedenleri

  1. Kömür Tabanlı Enerji Üretiminin Yüksek Oranı
    Türkiye elektriğinin önemli kısmını kömür santrallerinden elde ediyor. Kömürün payı %35’ler civarında. Bu durum, fosil yakıtla çalışan güç santrallerinin CO₂ salımlarını ciddi oranda artırıyor.
  2. Sanayide Yükselen Üretim & Nearshoring Etkisi
    Avrupa ve diğer bölgelerde enerji maliyetlerinin artışı ile bazı sanayi kolları Türkiye’ye kayıyor. Çimento, kimya gibi enerji-intensif sanayiler, burada daha ucuz enerji ile üretim yapmayı tercih ediyor. Bu da elektrik talebini ve CO₂ salımlarını artırıyor.
  3. Enerji Talebindeki Hızlı Artış
    Ekonomik büyüme, konut ihtiyacının artması, sanayileşme ve tüketici elektroniği kullanımının yaygınlaşması gibi etkenlerle toplam elektrik üretimi ihtiyacı yükseliyor. Yenilenebilir kaynaklar artsa da, kömür ve doğal gaz gibi fosil yakıtlara bağımlılık halen yüksek.
  4. Yenilenebilir Enerji Geçişinin Yavaşlığı / Destek Eksikliği
    Türkiye’nin yenilenebilir enerji kurulu gücünde artışlar hedefleniyor, fakat bu geçiş süreçlerinde altyapı ve şebeke düzenlemeleri, yatırım sermayesi, enerji depolama çözümleri gibi konularda gecikmeler var. Ayrıca kömür santrallerinin mevcut kullanım ömrü ve lisans süreleri CO₂ azaltımını zorlaştırıyor.
  5. Politika ve Düzenleyici Altyapının Gelişme Sürecinde Olması
    2025’te çıkarılan İklim Yasası, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), karbon vergilendirme gibi mekanizmalar varlığıyla umut verici, ancak uygulama detayları, cezai yaptırımlar, yerel yönetimlerin kapasitesi gibi alanlarda hâlâ eksiklikler mevcut.

Etkiler

  • Hava kirliliği artışı, halk sağlığına zarar
  • İklim değişikliğine katkı ile aşırı hava olayları (sıcaklık dalgaları, kuraklık, seller)
  • Türkiye’nin uluslararası iklim taahhütleri ve itibarının etkilenmesi
  • Enerjiya maliyetlerinde dışa bağımlılık, fosil yakıt ithalatı
  • Sera gazı salım azaltımını hedefleyen yatırımların gecikmesi

Çözüm Önerileri

  1. Kömür santrallerinin kapatılması ya da karbon yakalama ve depolama (CCS) teknolojileri ile donatılması
  2. Yenilenebilir enerjinin (güneş, rüzgar, jeotermal) kurulu gücünün hızlı arttırılması ve dağıtık enerji sistemlerinin desteklenmesi
  3. Enerji verimliliği önlemlerinin (binalarda, sanayide) zorunlu hale getirilmesi
  4. Emisyon ticaret sistemi (ETS) ve karbon vergisi mekanizmalarının net, şeffaf ve uygulanabilir kurallarla yürürlüğe girmesi
  5. Ulaşım sektöründe elektrikli araçlara geçişin hızlanması, toplu taşıma sistemlerinin iyileştirilmesi
  6. Yerel yönetimlerin ve özel sektörün iklim eylemlerine teşvik edilmesi; finansman kaynaklarının yaratılması
  7. Daha sıkı izleme, raporlama ve denetim mekanizmaları kurulması

Gelecek Hedefleri ve Senaryolar

  • PC / Sabancı Üniversitesi’nin Decarbonization Roadmap raporuna göre, 2021 seviyelerine kıyasla emisyonların 2035’e kadar %35 azaltılabileceği, karbon emisyonlarının 277–370 milyon ton aralığına çekilebileceği senaryolar mevcut.
  • Türkiye’nin 2035 yılına kadar yenilenebilir kurulu gücünü dört kat artırma hedefleri var.
  • 2053’te net‐sıfır emisyon (net-zero) hedefine ulaşıldığında enerji sektörünün dönüşümü, yenilenebilir destek mekanizmalarının iyileştirilmesi ve toplumsal dönüşümün (tüketim alışkanlıkları) önemi artacak.

Sonuç

Türkiye, sanayideki üretim artışı ve enerji talebinin hızla yükselmesi, kömür ve fosil yakıt kullanımının azaltılmaması, yenilenebilir enerji geçişinin yavaşlığı gibi faktörler nedeniyle CO₂ salımları bakımından Avrupa’da lider konuma yükselmiştir. Mevcut politikalar, teknoloji ve bilinçle bu ivme tersine çevrilebilir. 2035 ve sonrası için net-sıfır hedeflerine ulaşmak için hem kamu hem özel sektör düzeyinde güçlü adımlar atılması gerekmektedir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top