Mars değil Hürmüz Adası: Kızıl Plaj’da yağmur sonrası ‘kan kırmızısı’ manzara!

Yayın: 19 Aralık 2025 09:34
Güncelleme: 19 Aralık 2025 09:34

İran’ın Basra Körfezi’ndeki jeolojik mücevheri Hürmüz Adası, bu hafta son yılların en çarpıcı doğa olaylarından birine sahne oldu. Bölgede nadir görülen şiddetli yağışlar, adanın dünyaca ünlü “Kızıl Plajı”ndaki demir oksit yüklü toprağı denize taşıyarak kıyı şeridini boydan boya parlak bir kırmızıya boyadı. Denizin turkuaz sularıyla toprağın kan kırmızısı renginin buluştuğu o anlar, sanki başka bir gezegenden fırlamış bir manzara illüzyonu yarattı.

Bu gelişme neden önemli? Hürmüz Adası, sadece bir turizm merkezi değil, aynı zamanda dünyanın en stratejik enerji geçiş güzergahı olan Hürmüz Boğazı’nın kalbinde yer alıyor. Bu dünya için ne ifade ediyor? İklim değişikliğiyle birlikte kurak bölgelerde görülen ani ve şiddetli yağışların, yerel ekosistemler ve jeolojik yapılar üzerindeki dramatik etkisini bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye için ne anlama geliyor? Bölgedeki her türlü doğal veya çevresel değişim, küresel enerji piyasalarını ve dolayısıyla Türkiye’nin enerji maliyetlerini doğrudan etkileyen bir coğrafyada gerçekleşiyor.

Doğanın ressamlığı: Demir oksitin büyüsü

Hürmüz Adası, jeologlar tarafından “Gökkuşağı Adası” olarak adlandırılır. Bunun sebebi, adanın toprak yapısında bulunan 70’ten fazla farklı mineral ve metal oksittir. Salı günü gerçekleşen yağışlar, adanın en ikonik noktası olan Kızıl Plaj’daki (Red Beach) yüksek konsantrasyonlu hematit (demir oksit) tabakasını harekete geçirdi. Yağmur sularıyla birleşen bu mineral zengini toprak, bir nehir gibi denize akarak Basra Körfezi’nin mavi sularını kısa süreliğine koyu kırmızıya çevirdi.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

Gelak: Yenilebilir topraktan kozmetik ham maddesine

Adanın bu kırmızı toprağı yerel halk tarafından “Gelak” olarak bilinir. Bu toprak sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda bölge ekonomisi için kritik bir ham madde. Uzmanlar şu noktaya dikkat çekiyor: “Hürmüz’ün kırmızı toprağı, dünyada doğrudan tüketilebilen veya gıda boyası olarak kullanılabilen nadir toprak türlerinden biridir.” Yerel halk, bu toprağı “Tomshi” adı verilen geleneksel ekmeklerinde baharat olarak kullanırken, sanayi dünyası bu toprağı yüksek kaliteli pigmentler, kozmetik ürünler ve cam boyaları için ithal ediyor. Ancak uzmanlar, yoğun yağışların bu değerli toprak tabakasını denize sürükleyerek erozyona uğratmasının, uzun vadede adanın jeolojik mirasını tehlikeye atabileceği konusunda uyarıyor.

Stratejik konum ve nadir yağışlar

Tahran’ın yaklaşık 1080 km güneyinde, Basra Körfezi ile Umman Körfezi’nin kesişme noktasında bulunan Hürmüz Adası, çöl ikliminin etkisi altındadır. Yıllık yağış miktarının oldukça düşük olduğu bu bölgede, kış ve erken bahar aylarında düşen yağmurlar hem ekosistem için can suyu oluyor hem de adanın mineral yapısını yüzeye çıkarıyor. Ancak son yıllarda görülen ani sağanaklar, bölgedeki toprak yapısının yumuşamasına ve denize olan akıntının hızlanmasına neden oluyor.

Turizm ve sosyal medya etkisi

Kızıl Plaj’ın yağmur sonrası büründüğü bu gerçeküstü görüntü, kısa sürede sosyal medyada viral hale geldi. Binlerce turist ve doğa fotoğrafçısı, bu nadir anı yakalamak için adaya akın etti. Adadaki “Tuz Mağaraları” ve “Gökkuşağı Vadisi” gibi diğer noktalarla birleştiğinde, Hürmüz Adası Orta Doğu’nun en önemli ekoturizm merkezlerinden biri olma yolunda ilerliyor. Veriler, adaya gelen turist sayısının son 5 yılda %40 oranında arttığını gösteriyor.

Enerji ve turizm paralelliği

Türkiye için Hürmüz Adası’nın bulunduğu konum, ekonomik güvenliğin anahtarlarından biridir. Dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki her türlü hareketlilik, Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından yakından takip edilmektedir. Öte yandan, Hürmüz’deki bu “kızıl doğa olayı”, Türkiye’nin jeolojik turizm potansiyeliyle de benzerlikler taşır.

Türkiye’nin “Maldivler”i olarak bilinen Salda Gölü veya Ankara’daki Nallıhan Kızıl Tepeleri, Hürmüz Adası gibi hassas ekosistemlere ve nadir toprak yapılarına sahiptir. Hürmüz’deki yağmur sonrası oluşan bu erozyon ve görsel değişim, Türkiye’deki benzer doğal alanların korunması ve turizme kazandırılması konusunda yerel yönetimler için önemli dersler barındırmaktadır. Doğal alanların kontrolsüz turizm ve sanayi amaçlı toprak ihracatı ile tahrip edilmesi, telafisi imkansız kayıplara yol açabilir.

Doğa kendi hikayesini yazıyor

İran’dan gelen bu görüntüler, doğanın ne kadar muazzam bir sanatçı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Hürmüz Adası’nın o meşhur kızıl suları, aslında bize toprağın içindeki gizli cevherlerin, bir damla yağmurla nasıl devasa bir görsel şölene dönüşebileceğini gösteriyor. Ancak bu görsel güzelliğin ardında, iklim krizinin getirdiği dengesiz yağış rejimlerinin kırılgan jeolojik yapılar üzerindeki baskısını da okumak mümkün.

Bana göre, bu olay sadece bir “fotoğraf karesi” değil; aynı zamanda insanın doğa üzerindeki mülkiyet iddiasına karşı doğanın kendi rengini haykırmasıdır. “Gelak” toprağının hem bir gıda maddesi hem de bir sanayi ürünü olarak kullanılması, adanın ne kadar bereketli ama bir o kadar da nazlı olduğunu gösteriyor. Hürmüz’ün kırmızı suları çekildiğinde geriye kalan manzara, bizlere sahip olduğumuz nadir doğal mirasları koruma sorumluluğumuzu hatırlatmalı. Çünkü bu dünya, sadece bizim değil, bu kızıl dalgaların içinde hayat bulan gizemli bir ekosistemin de evi.

Kaynak: BBC, The Guardian

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Çevre hikâyelerini kaçırma

İklim krizi, çevre kirliliği, deprem ve hava durumu haberlerini sosyal medyada da anlık olarak takip et.

Scroll to Top
×