Avustralya, son yılların en şiddetli sıcak hava dalgalarından biriyle mücadele ediyor. Ülke genelinde sıcaklıkların mevsim normallerinin çok üzerine çıkması, yangın riskini kritik seviyelere taşıdı. Yetkililer, yaşanan koşulların 2019–2020 yıllarında büyük yıkıma neden olan “Kara Yaz” orman yangınlarını hatırlattığını söylüyor.
Peki bu sıcak hava dalgası neden bu kadar tehlikeli? Uzmanlara göre sorun yalnızca sıcaklık değil; kuraklık, şiddetli rüzgarlar ve kuru yıldırım riskiyle birleşen bu tablo, Avustralya’yı yeniden felaket senaryolarının eşiğine getiriyor.

Rekor kıran sıcaklıklar ve yaygın uyarılar
Avustralya Meteoroloji Bürosu (BoM), ülkenin Queensland hariç tüm eyalet ve bölgelerinde şiddetli ya da aşırı sıcak uyarıları yayınladı. Bazı bölgelerde bu uyarıların hafta sonuna kadar devam edeceği bildirildi. Uzmanlar, bu sıcak hava dalgasını yaz mevsiminin şimdiye kadarki en ciddi olayı olarak tanımlıyor.
Kuzeybatıdan gelen sıcak hava kütlesi, özellikle Batı Avustralya’da etkisini gösterdi. Pilbara kıyısındaki Onslow kasabasında sıcaklık 49 dereceye ulaşarak son yılların en yüksek seviyesine çıktı. Yeni Güney Galler, Victoria ve Güney Avustralya’nın geniş kesimlerinde termometreler 40 derecenin üzerine çıktı.
Tavsiye Edilen Haberler
-
-
Çevre KirliliğiMersin’de çevre denetimlerinde 132 işletmeye 60 milyon TL ceza -
-
Melbourne ve Adelaide gibi büyük şehirler, Ocak 2020’den bu yana en sıcak günlerini yaşadı. Bazı bölgelerde sıcaklıklar, mevsim ortalamasının 16 derece üzerine çıkarak olağanüstü bir tablo ortaya koydu.

Yangın riski: Felaket seviyesinde uyarılar
Sıcaklık artışıyla birlikte yangın riski de zirveye ulaştı. Özellikle Victoria eyaletinde yetkililer, binlerce kişiye tahliye çağrısında bulundu. Eyaletin bazı bölgelerinde okullar ve çocuk bakım merkezleri geçici olarak kapatıldı.
Meteoroloji Bürosu, Victoria’nın güney kesimleri için dört kademeli sistemin en üst seviyesi olan “felaket” derecesinde yangın tehlikesi uyarısı yayınladı. Bu seviyedeki uyarılar, yangınların kontrol altına alınmasının son derece zor olabileceği anlamına geliyor.
Yetkililer, Victoria, Yeni Güney Galler, Batı Avustralya ve Güney Avustralya’da halihazırda çok sayıda aktif yangın bulunduğunu açıkladı.

Kuru yıldırım ve şiddetli rüzgar tehlikesi
Yangın riskini artıran bir diğer önemli faktör ise hava sistemleriyle birlikte beklenen fırtınalar. Meteorolog Sarah Scully’ye göre, bu fırtınalar çok az yağmur getirecek ancak “kuru yıldırım” riski yaratacak. Bu durum, yeni yangınların başlamasına neden olabilir.
Ayrıca saatte 90 kilometreye varan rüzgarlar, yangınların yönünü ve hızını öngörmeyi zorlaştırıyor. Uzmanlar bu durumu “düzensiz ve tehlikeli yangın davranışı” olarak tanımlıyor.
İklim değişikliği etkisi giderek daha belirgin
Kıdemli iklim bilimci Dr. Lynette Bettio, bu yaz özellikle Yeni Güney Galler’in orta kuzeyi, Victoria’nın güneyi ve Batı Avustralya’nın batı bölgelerinde yangın riskinin yüksek kalacağını belirtiyor. Geçtiğimiz yıl birçok bölgede yağışların ortalamanın altında kalması, arazilerin son derece kuru ve yanıcı hale gelmesine neden oldu.

Uzmanlar, iklim değişikliği nedeniyle Avustralya’da sıcak hava dalgalarının daha sık, daha uzun ve daha şiddetli yaşandığına dikkat çekiyor.
Akdeniz ülkeleri için uyarı
Avustralya’daki bu gelişmeler, Akdeniz havzası ülkeleri için de önemli bir uyarı niteliğinde. Türkiye, Yunanistan ve İtalya gibi ülkeler de son yıllarda artan sıcaklıklar ve uzun kuraklık dönemleri nedeniyle benzer yangın riskleriyle karşı karşıya. Uzmanlar, Avustralya örneğinin, erken uyarı sistemleri ve arazi yönetiminin önemini bir kez daha gösterdiğini vurguluyor.
İklim senaryosu değil, somut gerçek
Avustralya’da yaşanan bu sıcak hava dalgası, iklim krizinin artık geleceğe dair bir senaryo değil, bugünün somut gerçeği olduğunu ortaya koyuyor. Rekor sıcaklıklar, yalnızca çevresel değil; ekonomik, sosyal ve insani sonuçlar da doğuruyor.
Yetkililerin erken tahliye çağrıları ve önleyici önlemleri, can kayıplarını azaltmada hayati rol oynuyor. Ancak uzmanlara göre, uzun vadede çözüm; yalnızca acil müdahaleler değil, iklim değişikliğiyle mücadelede kararlı ve kapsamlı politikalar uygulanmasından geçiyor.
Kaynak: New York Times





