Yeni ve uzun vadeli bir araştırmaya göre, Kuzey Atlantik’te yaşayan balinalar, iklim değişikliği ve artan insan baskısının okyanus ekosistemlerini dönüştürmesiyle birlikte beslenme davranışlarını uyarlıyor. Bilim insanları, besin kaynaklarının azalması nedeniyle bazı balina türlerinin artık yiyeceklerini daha fazla “paylaştığını” ve bir arada yaşamaya yönelik stratejiler geliştirdiğini belirtiyor.

Kril azalıyor, balık tüketimi artıyor
St. Lawrence Körfezi’nde balina türleri üzerinde çalışan araştırmacılar, geçmiş yıllara kıyasla balinaların daha fazla balık, daha az kril tükettiğini tespit etti. Isınan deniz sularının besin zincirini bozmasıyla birlikte, özellikle Arktik krilinin azalmasının bu değişimde belirleyici rol oynadığı düşünülüyor.
Yaklaşık 30 yıllık verilere dayanan çalışma, bulgularını Frontiers in Marine Science dergisinde yayımladı.
30 yıla yayılan izotop analizi

Araştırmada, 1992–2019 yılları arasında 1.100’den fazla balinadan alınan deri örnekleri incelendi. Bilim insanları, balinaların beslenme alışkanlıklarını ve besin zincirindeki konumlarını ortaya koyan kararlı azot ve karbon izotoplarını analiz etti.
Tavsiye Edilen Haberler
-
Çevre KirliliğiDelhi’de solunan hava günde yarım paket sigaraya eşdeğer -
merak edilenlerİstanbul’da kar yağışı barajlara sınırlı nefes aldırdı -
-
SürdürülebilirlikTürkiye, Küresel Okyanus Antlaşması’nı Onayladı
Bu dönem, Kuzey Atlantik’teki çevresel koşulların önemli ölçüde değiştiği üç farklı evreyi kapsıyor:
- 1990’lardaki daha soğuk koşullar,
- 2000’lerde geçiş dönemi,
- Son yıllardaki daha sıcak sular ve azalan deniz buzu.
Üç balina türünde ortak yönelim
Araştırma, üç farklı balina türünün de zaman içinde balık ağırlıklı beslenmeye yöneldiğini ortaya koydu. Okyanuslarda yaygın olarak bulunan, küçük ve karides benzeri kabuklular olan Arktik krilin, beslenmedeki rolünün belirgin biçimde azaldığı gözlemlendi.
Çalışmanın baş yazarı, Kanada’daki Maurice Lamontagne Enstitüsü’nden Charlotte Tessier-Larivière, bu durumu şöyle değerlendirdi:
“Çalışma alanında balina türleri arasında kaynak paylaşımındaki son artış, sınırlı kaynaklara verilen bir yanıt olarak artan rekabeti yansıtıyor olabilir.”
Tessier-Larivière’ye göre, kril tüketimi azalırken balina ve minke balinaları pelajik balıklara daha fazla bağımlı hale geldi ve bu balıklar incelenen tüm türler için kilit bir besin kaynağına dönüştü.

Türlere göre beslenme değişimleri
Araştırma, farklı balina türlerinin zaman içinde nasıl uyum sağladığını ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor:
- Oluklu balinalar, 1990’larda ağırlıklı olarak kril ile beslenirken, 2000’lerde kapelin, ringa ve uskumru gibi balıklara yöneldi. 2010’larda ise kum mızrağı ve kuzey krili öne çıktı.
- Kambur balinalar, çalışma boyunca görece sınırlı sayıda balık türüyle beslenmeye devam etti.
- Minke balinaları, büyük ölçüde pelajik balıkları tercih ederken, ilerleyen yıllarda kril tüketimini tamamen bırakmadı.
Rekabet artıyor, ancak dışlama yok
Araştırma, üç balina türünün hâlâ aynı beslenme alanlarını paylaştığını ancak geçmişe kıyasla kendi beslenme “nişlerine” daha sıkı şekilde bağlı kaldıklarını ortaya koydu. Türler arasındaki beslenme örtüşmesi zamanla daraldı; bu durum, bilim insanlarına göre besin kıtlığı dönemlerinde artan rekabetin bir göstergesi.
Tessier-Larivière, “Niş örtüşmesi kaynakların mevcudiyetine bağlı olarak dalgalanır,” diyerek şu açıklamayı yaptı:
“Kaynaklar kıtlaştığında rekabet yoğunlaşır ve türler, beslenmelerini çeşitlendirerek ya da farklı avlara uzmanlaşarak bu rekabeti azaltmaya çalışır.”
Buna rağmen araştırmacılar, bir balina türünün diğerini rekabet yoluyla dışladığına dair herhangi bir kanıt bulamadı. Aksine, balinaların bir arada yaşayabilmek için davranışlarını ayarladığı görülüyor.
Davranışsal uyum stratejileri

Balinalar gibi yüksek hareket kabiliyetine sahip türlerin, rekabeti azaltmak için çeşitli stratejiler geliştirebildiği belirtiliyor. Bunlar arasında beslenme zamanlarını veya alanlarını değiştirmek ya da aynı bölgede farklı av türlerini tercih etmek yer alıyor.
Tessier-Larivière, St. Lawrence Körfezi’ndeki ekosistemin hâlâ alternatif av türleri sunduğunu ve bunun türler arası birlikte yaşamı desteklediğini vurguladı.
St. Lawrence Körfezi hızlı değişim altında
Balinalar için mevsimsel olarak hayati bir beslenme alanı olan St. Lawrence Körfezi, son on yıllarda hızlı çevresel değişimlere sahne oldu. Artan okyanus sıcaklıkları, küçülen deniz buzları ve gemi taşımacılığı ile balıkçılık gibi insan faaliyetleri, bölgedeki ekosistemi ciddi biçimde dönüştürdü.
Bilim insanları, bu çalışmanın büyük deniz memelilerinin kısa vadeli dalgalanmalardan ziyade uzun vadeli ekosistem değişimlerine nasıl tepki verdiğine dair nadir ve değerli bir bakış sunduğunu söylüyor.
Koruma ve yönetim için kritik veriler
Araştırmacılar, izotop analizinin beslenme değişimlerini izlemek için güçlü bir araç olduğunu, ancak kesin beslenme alanlarını ya da her av türünün katkısını net biçimde ölçemediğini belirtiyor. Buna rağmen bulgular, hem balinaların hem de onların bağlı olduğu besin ağlarının korunmasının önemine işaret ediyor.
Tessier-Larivière, “St. Lawrence Körfezi’nde yaşanan hızlı çevresel değişimler, rorqual balinalarını şimdiden etkilemiş görünüyor,” diyerek beslenme nişlerinin izlenmesinin balıkçılık yönetimi ve deniz koruma alanlarının planlanması açısından kritik olduğunu vurguladı.
Bu çalışma, iklim krizinin deniz besin ağlarını nasıl dönüştürdüğünü ortaya koyan ve etkileri çoğu zaman ancak uzun vadeli araştırmalarla görünür hale gelen bulgulara önemli bir katkı sunuyor.





