Federal yargıçların verdiği kararlarla, Donald Trump yönetiminin durdurma girişimlerinden kurtulan dört büyük açık deniz rüzgar enerjisi projesinde inşaat yeniden başladı. Gelişme, Trump yönetiminin temiz enerjiye karşı yürüttüğü daha geniş kapsamlı mücadelenin ortasında, sektör için önemli bir kazanım olarak değerlendiriliyor.
ABD’nin enerjiye erişimde artan baskılarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, açık deniz rüzgar santralleri şebeke planlamacıları tarafından kritik öneme sahip görülüyor. Yeniden başlatılan dört proje tamamlandığında, ülkenin doğu kıyısına yaklaşık 5 gigawatt elektrik sağlayacak ve bu kapasite yaklaşık 3,5 milyon hanenin enerji ihtiyacını karşılayabilecek.
Trump yönetimi, Aralık ayında “ulusal güvenlik” gerekçesini öne sürerek doğu kıyısı boyunca planlanan beş açık deniz rüzgar enerjisi projesinde inşaatın durdurulması talimatını vermişti. Başkan Donald Trump, 9 Ocak’ta Beyaz Saray’da petrol ve doğalgaz yöneticileriyle yaptığı toplantıda, “Amacım hiçbir rüzgar türbininin inşa edilmesine izin vermemek. Onlar kaybedenler,” ifadelerini kullanmıştı.
Ancak Ocak ayının ortalarında federal yargıçlar yönetimin iddialarını reddetti ve beş projeden dördünde çalışmaların yeniden başlamasına izin verdi. Vineyard Wind, Coastal Virginia Offshore Wind, Empire Wind 1 ve Revolution Wind projelerinde inşaat faaliyetleri yeniden başladı. Beşinci proje olan Sunrise Wind için ise durdurma kararına karşı hukuki süreç devam ederken, Pazartesi günü yapılacak duruşmanın olumlu sonuçlanması bekleniyor.
Tavsiye Edilen Haberler
Mahkemeler Trump yönetiminin iddialarını reddetti
Farklı yargı bölgelerindeki federal yargıçlar, Trump yönetiminin aleyhine karar verdi. İklim odaklı sivil toplum kuruluşu Clean Air Task Force’un Kuzeydoğu bölgesi kıdemli politika yöneticisi John Carlson, “Bu kararlar, yönetimin argümanlarının geniş çaplı bir reddi anlamına geliyor,” dedi.
İş durdurma emirlerinde, rüzgar türbinlerinin askeri radar sistemleriyle etkileşime girebileceği iddia edilmişti. Carlson, bu gerekçenin rüzgar enerjisini engellemek için öne sürüldüğünü belirterek, “Bu projelerin tamamı zaten kapsamlı ulusal güvenlik incelemelerinden geçti,” değerlendirmesinde bulundu.
Carlson, Trump yönetiminin halihazırda yapım aşamasındaki projeler konusunda mahkemelerde kaybettiğini belirterek, “Ancak bu, tablonun tamamı değil,” dedi.
Sektör için karışık bir tablo
Mahkeme kararları, açık deniz rüzgar enerjisi sektörü açısından kısa vadede sevindirici olsa da, uzmanlara göre Trump yönetimi yeni projelerin önünü kesmeyi başardı. Bu durum, sektörde ciddi bir belirsizlik yarattı.
Tarafsız bir savunuculuk grubu olan Açık Deniz Rüzgar Enerjisi Özel Girişimi’nin direktörü Kris Ohleth, “Bu, Trump yönetiminin rüzgar enerjisine karşı yürüttüğü savaşın sonu değil. Mahkemede kazanmış olmaktan memnunuz, ancak sektör şu anda çok zor bir dönemden geçiyor,” dedi.
Uzmanlar, açık deniz rüzgar enerjisinin özellikle ABD’nin kuzeydoğusu için vazgeçilmez bir enerji kaynağı olduğuna dikkat çekiyor. Veri merkezlerinin hızla artmasıyla elektrik talebi yükselirken, açık deniz rüzgar projeleri çevre dostu ve ölçeklenebilir bir çözüm sunuyor. Şebeke operatörleri, bu projelerin özellikle kış aylarında enerji güvenliği açısından hayati rol oynadığını vurguluyor.
Carlson, “Kuzeydoğu eyaletlerinin iddialı iklim hedefleri var ve bu hedefleri karşılayabilecek ölçekte başka bir temiz enerji kaynağı yok,” dedi.
Politika değişiklikleri yatırımları yavaşlattı
Trump’ın rüzgar enerjisine karşı tutumunun yıllara yayıldığı bilinirken, uzmanlar artan yerel muhalefetin fosil yakıt şirketleri tarafından finanse edilen gruplarla bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor. Bu gruplardan birinin, İçişleri Bakanı Doug Burgum’a Aralık ayındaki iş durdurma emirleri için baskı yaptığı belirtiliyor.
Trump yönetiminin enerji politikaları, açık deniz rüzgar sektörünü geçici bir durgunluğa sürükledi. Vergi teşviklerini ciddi ölçüde azaltan “One Big Beautiful Bill Act” yasasının kabulünün ardından BloombergNEF, ABD’nin açık deniz rüzgar enerjisi kapasitesinin 2035 yılına kadar yalnızca 6,1 gigawatt olacağını öngörüyor. Bu rakam, Joe Biden döneminde yapılan ve aynı dönem için 39 gigawatt öngören tahminlere kıyasla büyük bir düşüş anlamına geliyor.
BloombergNEF enerji uzmanı Atin Jain, “Mahkeme kararları bazı projelerde kısa vadeli engelleri kaldırsa da, politika ve düzenleme ortamı değişmedikçe yeni projelerin başlamasını beklemiyoruz,” dedi.
Sektör 2029’u bekliyor
Sektör temsilcileri, siyasi belirsizliğin sona ereceği umuduyla şimdiden 2029 yılına odaklanmış durumda. Ohleth, “Açık deniz rüzgar enerjisine bu kadar düşmanca yaklaşmayan bir başkanın görevde olacağına güveniyoruz,” dedi.
Bu süreçte sektör, rüzgar enerjisine daha sıcak bakan eyaletlerle çalışarak iletim altyapısı, izin süreçleri ve tedarik zinciri reformlarına hazırlanıyor. Vineyard Wind gibi bazı projeler halihazırda elektrik üretimine başlarken, Coastal Virginia Offshore Wind projesinin de bu yıl tamamlanması bekleniyor.
Ohleth, “Birbiri ardına mücadele veriyoruz, ancak uzun vadede bu savaşı kazanacağımıza inanıyorum,” değerlendirmesinde bulundu.





