Wall Street Journal’ın kamuya açık EPA verilerine dayandırdığı analize göre, ABD’de enerji santrallerinin bacalarından yayılan kükürt dioksit (SO₂) 2025’te yaklaşık %18, azot oksitler (NOₓ) %7 ve karbondioksit (CO₂) %4 arttı. Uzun süredir aşağı yönlü seyreden emisyonlarda bu tersine dönüşün başlıca nedenlerinden biri, elektrik üretiminde kömürün payının yükselmesi oldu.
Kömür üretimi %13 arttı, gaz %3 geriledi

Enerji Bilgi İdaresi’ne (EIA) göre, 2025’te kömürden elektrik üretimi %13 artarken doğal gazdan üretim %3 azaldı. Doğalgaz santralleri eser miktarda SO₂ salarken, solunum ve kardiyovasküler hastalıklarla ilişkilendirilen SO₂ esasen kömür yakımıyla bağlantılı.
Düzenleme cephesinde geriye gidiş tartışması
Artış, Trump yönetiminin kömürü teşvik eden ve Biden dönemine ait çevre düzenlemelerini geri almaya dönük adımlarıyla aynı döneme denk geldi. Bu ayın başında EPA, CO₂’nin halk sağlığı ve refahı için risk oluşturduğu yönündeki bulgusunu tersine çevirdi. Geçtiğimiz hafta ise kurum, enerji santralleri ve diğer kaynaklar için cıva, arsenik ve bazı hava kirleticilerine ilişkin Biden döneminde sıkılaştırılan standartları yürürlükten kaldırdı; 2012 tarihli kurallar yürürlükte kalmaya devam ediyor.

EPA sözcüsü, tek bir yıla odaklanmanın yanıltıcı olduğunu savunarak “Emisyon seviyelerindeki genel düşüş eğilimini göz ardı ederken sadece bir yıla ait verileri seçmek yanıltıcıdır” açıklamasını yaptı ve kurumun insan sağlığını ve çevreyi korurken “Büyük Amerikan Geri Dönüşü”nü destekleyecek konumda olduğunu söyledi.
Tavsiye Edilen Haberler
Uzun dönem eğilim hâlâ aşağı, ama istisnalar artıyor
Temiz Hava Yasası kapsamında 1995’ten bu yana SO₂ emisyonları %94 düştü. 2000’den bu yana artış sadece üç kez görüldü: 2003’te %4, 2021’de %20 (pandemi sonrası toparlanmayla kömür kullanımındaki sıçrama) ve 2025’te. Genel eğilim gerileme yönünde olsa da son yıllardaki tekil sıçramalar dikkat çekiyor.
“Kontrol ekipmanlarının daha az çalıştırıldığına dair kanıtlar var”

Doğal Kaynaklar Savunma Konseyi’nden (NRDC) Amanda Levin’in EPA’ya raporlanan veriler üzerinden yaptığı analize göre, bazı santrallerin saatlik emisyonlarında, elektrik üretimi benzer kalsa bile dönem dönem çok daha yüksek kirlilik gözlendi. Levin, bunun kükürt dioksit tutucu ekipmanların daha az devrede tutulduğunu gösterebileceğini, yüksek emisyonları artan talep ve kömürü teşvik eden politikalara bağladığını belirtti.
Amerika’nın kömür santrallerinin ticaret birliği America’s Power’ın CEO’su Michelle Bloodworth ise kömürlü santrallerin geçen yıl pik yükler ve aşırı hava koşullarında şebekenin talebini karşılamak için daha fazla çalıştığını söyleyerek, 2010’dan bu yana kirlilik kontrolüne 30 milyar dolar yatırım yapıldığını, bunun 2,5 milyar dolarından fazlasının 2012 kurallarına uyum için harcandığını vurguladı. “Kömürle elektrik üretimi ve emisyonlar, elektrik talebi ve piyasa koşullarıyla birlikte hareket eder” dedi.
Teksas öne çıktı: Bazı santrallerde sıçrama
NRDC’ye göre, Teksas’ta SO₂ emisyonları 2025’te bir önceki yıla göre %23 arttı; eyalet genelinde kömürden elektrik üretimi ise yaklaşık %5 yükseldi. Artışın önemli kısmını birkaç büyük tesis sürükledi. Waco yakınlarındaki NRG Energy’nin Limestone santralinin SO₂ emisyonları yaklaşık 4.500 tondan 17.000 tona çıktı; ünite başına emisyon oranı da yaklaşık iki katına yükseldi. NRG sözcüsü, 2025’te bir izleme sistemindeki arıza nedeniyle EPA’nın veri ikame kurallarının devreye girdiğini ve bunun gerçek salımı olduğundan yüksek gösterebileceğini belirtti.
Eyaletin en büyük santrali WA Parish’in SO₂ emisyonları %49 artarak 36.000 tona ulaştı; NRG, tesisin izin verilen sınırlar içinde çalıştığını, emisyonların çalışma sıklığı ve yakıt karmasına bağlı dalgalandığını açıkladı. ClearView Energy Partners’tan Timothy Fox, Teksas’ın—kısmen veri merkezlerinden gelen—ülke genelindeki en büyük talep artışlarından birini yaşadığını, Limestone’daki bir ünitenin üretiminin %58, diğerinin %25 arttığını söyledi: “Teksas’ta emisyonlara yönelik yaygın bir endişe daha az; politika yapıcıların önceliği şebeke güvenilirliği.”
Ne anlama geliyor?
2025’teki artış, kömürün talep ve politika etkisiyle yeniden devreye girmesinin hava kalitesi üzerinde hızlı yansıması olduğunu gösterdi. Uzun vadede sıkı standartlar ve yakıt dönüşümü emisyonları düşürmüş olsa da, yüksek talep dönemlerinde kontrol ekipmanlarının işletimi, yakıt karması ve düzenleyici netlik gibi unsurlar kısa sürede tabloyu tersine çevirebiliyor. Önümüzdeki dönemde emisyon eğrisinin yönünü; şebeke güvenilirliğini gözeten ama kirlilik kontrolünü gevşetmeyen düzenlemeler, kömür-gaz-yenilenebilir dengesi ve veri merkezleri dahil yeni yüklerin nasıl besleneceği belirleyecek.





