Su yönetimi alanındaki çığır açan araştırmalarını politika, diplomasi ve küresel farkındalıkla birleştirmesi nedeniyle Stockholm Su Ödülü’ne layık görülen Profesör Kaveh Madani, kariyerinin dönüm noktalarını ve kişisel risklerle örülü mücadelesini anlattı. Madani, “Cesaretlendirici ve onur verici” dediği ödül anının, ülkesiyle bağlarının kopukluğu nedeniyle “buruk” olduğunu vurguladı.
Soruşturmalardan sürgüne: Kırılgan bir kariyer çizgisi
Madani, ödülü aldığını bildiren telefondan sekiz yıl önce, İran Devrim Muhafızları tarafından yabancı istihbarat servislerine casuslukla suçlanarak sorgulanmıştı. 2017’de İran’ın çevre bakanlığına bağlı başkan yardımcılığı teklifini kabul edip Tahran’a döndüğünde gözaltına alındı; bilgisayar ve telefonlarına el konuldu. İçeriden reform çabaları (kadınların üst görevlere getirilmesi, su yönetimindeki usulsüzlüklerin kabineye taşınması) sürerken, hakkında “casusluk” ve “su terörizmi” gibi suçlamalar dolaştı. 2018’de çevre uzmanlarına yönelik baskıların yoğunlaşmasının ardından ülkeyi terk etti; önce ABD’de akademiye döndü, bugün BM Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü’nün başkanlığını yürütüyor.


Bilimsel katkı: “Su krizi”nden “su iflası”na, oyun teorisi ve yönetişim
Tebriz’de inşaat mühendisliği eğitimi alan, İsveç’te yaşamının şekillendiğini anlatan Madani; UC Davis’te doktora, Imperial College London’da su sistemleri modelleme alanında uluslararası tanınırlık kazandı. Erken dönem çalışmalarında oyun teorisini su yönetimine uyguladı; “insanların her zaman işbirliği yapacağı” varsayımıyla kurulan geleneksel modellerin gerçekçiliğini sorguladı. “Su iflası” kavramını ortaya koyarak, krizin yalnızca iklim değişikliği değil; kötü yönetişim, yeraltı sularının aşırı çekimi, hatalı teşvikler ve planlamanın da sonucu olduğunu vurguladı: “Bazıları iklimi görmezden geldiğimi, bazıları İslam Cumhuriyeti’ni suçladığımı söyledi ama anlatı yavaş yavaş değişti.”


Ortak kırılganlık: “Sıfır gün” yalnızca İran’ın meselesi değil
Madani, Ortadoğu’daki savaşla birlikte gündemin gölgelendiğini, ancak su güvenliği risklerinin sürdüğünü belirtti. “Sıfırıncı gün” (baraj ve şebekelerde suyun tükeneceği eşik) tehdidinin yalnızca İran’a özgü olmadığını; Cape Town, Chennai, São Paulo gibi kentlerin benzer risklerle yüzleştiğini, Urmiye Gölü’nden Aral’a, Ölü Deniz’den Büyük Tuz Gölü’ne uzanan geniş coğrafyada çekilmenin sürdüğünü hatırlattı. “İktidar kim olursa olsun, depolar boşaldığında pompalanacak su yoksa çözüm üretilemez” mesajını verdi.
Tavsiye Edilen Haberler
-


-

Sürdürülebilirlik“81 İlde 81 Orman” projesi devam ediyor: 771 bin fidan toprakla buluştu -


-


“Su siyaseti beklemez”: Barış, bilim ve tarafsızlık
Birleşmiş Milletler yetkilisi olarak diplomatik tarafsızlığını korumak zorunda olduğunu söyleyen Madani, destekçileri tarafından “daha çok konuşması” yönündeki beklentiyi anladığını ancak uluslararası protokollere bağlı kaldığını kaydetti. Kabul konuşmasında, “Su kıtlığı, her türlü askeri cepheyi aşan ortak bir tehdittir. Ortak barışı bulabilmek için ortak kırılganlığımızı kabul etmeliyiz” ifadesini kullandı.
Çocukluk travmasından küresel su vizyonuna
Altı yaşında Tahran’daki evinin yakınına isabet eden füzenin yarattığı travmayı “en kötü kabusum hâlâ hava saldırıları” sözleriyle anlatan Madani, göç yolları ve akademi basamaklarıyla şekillenen yaşamının “İsveç’te bir göçmenlik memurunun verdiği vizeyle” yön değiştirdiğini söyledi. “Bu küçük karar tüm hayatımı şekillendirdi” diyen Madani, bilimsel merak ile kamu yararı arasındaki köprüde yürümeye devam edeceğini belirtti.





