Bilim insanları, yunus sütünde tespit edilen PFAS kimyasallarının anne yunuslardan yavrularına geçtiğini ortaya koydu. Araştırma, bu kalıcı kirleticilerin emzirme yoluyla erken gelişim döneminde canlılara aktarılabildiğini gösteriyor.
Yunus sütünde “kalıcı kimyasallar” tespit edildi


Texas A&M Superfund Araştırma Merkezi tarafından yürütülen ve Analytical and Bioanalytical Chemistry dergisinde yayımlanan çalışmada, 1991-1993 yılları arasında toplanan arşivlenmiş yunus sütü örnekleri incelendi. Araştırmacılar, “kalıcı kimyasallar” olarak bilinen PFAS (perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler) grubuna ait bileşiklerin varlığını doğruladı.
Çalışma, Kuzey Carolina Üniversitesi Chapel Hill (UNC), Virginia Deniz Bilimleri Enstitüsü (VMBS) ve Smithsonian Ulusal Hayvanat Bahçesi ve Koruma Biyolojisi Enstitüsü iş birliğiyle gerçekleştirildi. Bulgular, PFAS maddelerinin yalnızca çevrede değil, canlıların yaşam döngüsü içinde de aktarılabildiğini ortaya koyuyor.
PFAS kirliliği deniz ekosistemlerinde yayılıyor
Bilim insanları, PFAS kimyasallarının çevrede uzun süre kalabilmesi nedeniyle küresel ölçekte ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguluyor. Bu maddeler su, toprak ve besin zinciri yoluyla yayılıyor ve zamanla hem vahşi yaşamda hem de insanlarda birikebiliyor.
VMBS Veteriner Fizyoloji ve Farmakoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Weihsueh Chiu, “Yunuslar küresel kirliliğin potansiyel bir göstergesidir. Sağlıklarındaki değişimler, diğer canlıları da etkileyebilecek çevresel sorunları ortaya çıkarabilir” dedi.
Tavsiye Edilen Haberler
-


-

Yenilenebilir EnerjiTürkiye’de martta elektrik üretiminin yüzde 65’i yenilenebilir enerjiden -

Yenilenebilir EnerjiTürkiye güneşten elektrik üretimindeki artışıyla dünyada 7’nci oldu -

Çevre KirliliğiNehir ve göllerde kokain kirliliği somon davranışını bozuyor
Yunusların uzun süre emzirmesi ve yüksek yağ içeriğine sahip süt üretmesi, bu tür kirleticilerin nasıl taşındığını anlamada önemli bir model sunuyor.
Erken maruziyet sağlık risklerini artırıyor


Araştırma, özellikle erken yaşam döneminde PFAS maruziyetinin ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Daha önce insanlarda yapılan çalışmalar, emzirmenin PFAS maruziyetinde önemli bir yol olabileceğini göstermişti.
Chiu, “PFAS maruziyeti bağışıklık sistemi üzerinde baskılayıcı etki yaratabilir” diyerek immünotoksisite riskine dikkat çekti. Bu kimyasalların hormon sistemi, büyüme ve karaciğer sağlığı üzerinde de etkili olabileceği belirtiliyor.
Uzmanlara göre bu etkiler genellikle ani hastalıklar yerine, toplum genelinde bağışıklık zayıflığı gibi daha geniş ölçekli sonuçlara yol açıyor.
Yeni analiz yöntemi daha fazla kimyasalı ortaya çıkardı
Araştırmacılar, yunus sütü örneklerini analiz etmek için sıvı kromatografisi, iyon hareketliliği spektrometrisi ve kütle spektrometrisini birleştiren gelişmiş bir yöntem kullandı. Bu teknik, geleneksel testlere kıyasla daha geniş bir kimyasal yelpazeyi tespit edebiliyor.
Çalışmanın baş araştırmacısı Dr. Erin Baker, “Birden fazla analitik tekniği birleştirerek çok daha fazla PFAS bileşiğini güvenle tanımlayabiliyoruz” dedi.
Bu yöntem sayesinde, standart testlerde genellikle gözden kaçan kimyasallar da tespit edildi ve çevresel maruziyetin daha kapsamlı bir tablosu ortaya kondu.


Küresel kirlilik sınır tanımıyor
Araştırma yunuslara odaklansa da, elde edilen bulgular PFAS kirliliğinin küresel boyutunu gözler önüne seriyor.
Chiu, “Bu küresel bir kirlilik sorunu ve sınır tanımıyor” ifadelerini kullandı.
Bilim insanları, bu tür çalışmaların PFAS kimyasallarının deniz ekosistemlerinde nasıl yayıldığını anlamaya ve özellikle gelişim aşamasındaki canlılar üzerindeki etkilerini belirlemeye katkı sağlayacağını belirtiyor.
Yunus sütünde PFAS tespit edilmesi, çevresel kirliliğin yalnızca doğayı değil, nesiller arası biyolojik aktarımı da etkilediğini ortaya koyuyor. Bulgular, hem deniz yaşamı hem de insan sağlığı açısından daha sıkı denetim ve araştırma ihtiyacını güçlendiriyor.





