Türkiye’den tarihi COP31 teklifi: 2035 yılına kadar küresel enerjinin %35’i elektrikten karşılanacak

Haber Giriş: 07:54, 10.06.2026
Güncelleme: 07:55, 10.06.2026

Bu yıl Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye, küresel yeşil dönüşümün rotasını çizecek devrim niteliğinde bir hamleye imza attı.

Almanya’nın Bonn kentindeki iklim görüşmelerinde konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Avustralya İklim Değişikliği Bakanı Chris Bowen, “2035 yılına kadar %35 küresel elektrifikasyon” hedefini içeren vizyoner bir eylem planı başlattıklarını duyurdu.

Girişimin temel amacı; küresel ulaşım, ağır sanayi ve konut ısıtma sistemlerinde petrol, kömür ve doğal gaz bağımlılığını kökten azaltarak elektrikli araçlar, endüstriyel fırınlar ve ısı pompaları gibi temiz teknolojilere geçişi dünya çapında hızlandırmaktır.

Küresel denklemde mevcut durum ve %35 hedefinin anlamı

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) verilerine dayanan rapora göre, mevcut küresel enerji tüketimindeki paylar ve Türkiye’nin önerdiği dönüşümün büyüklüğü şu şekildedir:

Enerji Kaynağı / SektörMevcut Pay (%)2035 Küresel Hedefi (%)Temel Dönüşüm Teknolojileri
Elektrik (Elektrifikasyon)~ %20%35Elektrikli Araçlar (EV), Isı Pompaları, Endüstriyel Elektrikli Fırınlar
Fosil Yakıtlar ve Diğer~ %70AzaltılacakGüneş, Rüzgar, Hidroelektrik ve Nükleer Enerji Entegrasyonu
Biyoyakıt ve Atıklar~ %10YönetilebilirSıfır Atık Hareketi ve Metan Azaltımı Politikaları

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, dünya ekonomilerinin elektriğe geçişinin yıllık en az 1,5 gigatonluk bir emisyon azaltımı sağlayabileceğini belirtti. Bu devasa miktar, Almanya ve Japonya’nın yıllık toplam karbon emisyonunun birleşimine eşdeğer bir temizlik anlamına geliyor.

Sıra dışı iklim diplomasisi: Türkiye ev sahibi, Avustralya müzakereci

COP31 organizasyonu, BM iklim zirveleri tarihinde nadir görülen diplomatik bir uzlaşıya sahne oluyor. Konferansa ev sahipliği yapmak için kıyasıya yarışan iki ülkeden Türkiye zirvenin resmi ev sahibi ve başkanı olurken, Avustralya ise konferansın merkezindeki resmi BM iklim müzakerelerini yönetecek başkanlık rolünü üstlendi.

Bakan Murat Kurum, bu %35’lik hedefin 200 ülkenin oy birliğini gerektiren bağlayıcı bir anlaşmadan ziyade, ülkelerin kendi rızalarıyla katılacağı güçlü bir “gönüllü eylem ittifakı” olacağını vurguladı. Kurum, özellikle gelişmekte olan ve kırılgan ekonomilerin bu hedefe ulaşabilmesi için teknik yardıma, kapasite geliştirmeye ve küresel finansal fonlara erişimini kolaylaştıracak uluslararası bir koalisyon kuracaklarını açıkladı.

İran savaşı ve enerji güvenliği elektrifikasyonu tetikliyor

Ortadoğu’da yaşanan İsrail-İran geriliminin ardından küresel petrol ve doğal gaz piyasalarında tarihin en büyük şoklarından biri yaşanırken, bu kriz elektrifikasyon sürecini lojistik bir zorunluluk haline getirdi.

Benzin istasyonlarındaki aşırı yüksek fiyatlardan ve tedarik risklerinden kaçınmak isteyen tüketiciler nedeniyle Güney Kore, Japonya ve İtalya gibi fosil yakıt ithalatçısı ülkelerde elektrikli araç (EV) satışları rekor kırdı.

Avustralyalı Bakan Chris Bowen, küresel ekonomiyi elektriğe geçirmenin sadece iklimi korumakla kalmayacağını, aynı zamanda aileleri ve işletmeleri istikrarsız enerji piyasalarından koruyarak enerji egemenliğini artırmanın en ucuz yolu olduğunu ifade etti.

Çelişkiler ve çevreci örgütlerin tepkisi

Elektrikleşme, enerjinin doğrudan fosil yakıtlardan arındırılması için en hızlı yol olarak kabul edilse de her elektrik hamlesi otomatik olarak “temiz enerji” anlamına gelmiyor. Örneğin Fransa ve İsveç gibi ülkeler elektrik şebekelerini nükleer ve yenilenebilir kaynaklarla sıfır emisyonlu beslerken; Çin ve Hindistan gibi devler artan elektrik talebini karşılamak için hala yoğun şekilde kömür santralleri kullanıyor.

Türkiye’nin öncülük ettiği bu küresel vizyon çevre örgütleri tarafından olumlu karşılansa da iç politikadaki uygulamalar eleştiri oklarını üzerine çekti.

Greenpeace Türkiye Direktörü Berkan Özyer, Türkiye’nin küresel arenada elektrifikasyon şampiyonluğuna soyunmasının takdire şayan olduğunu, ancak kendi evinde 37 aktif kömür santralini işletmeye devam etmesi ve net bir kömürden çıkış takvimi açıklamamasının ciddi bir tezat oluşturduğunu hatırlattı.

Türkiye, COP31 yolunda bir yandan küresel vizyon sunarken, diğer yandan yerli eylem planında 2035 yılına kadar 120 bin megavatlık yenilenebilir enerji ve bölgenin batarya üssü olma hedeflerini hayata geçirmeye çalışıyor.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Sosyal Medya Hesaplarımıza Abone Olun!

En güncel çevre haberlerini kaçırmayın. Bizi takip edin!

Facebook Twitter Instagram Bluesky Mastodon Linkedin Telegram Youtube
Scroll to Top
×