Çin’den iklim mesajı: Küresel mücadele ABD olmadan da sürecek

Haber Giriş: 13:31, 22.06.2026
Güncelleme: 13:31, 22.06.2026

Çin, ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesinin küresel iklim mücadelesini durduramayacağını belirterek, düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinin geri döndürülemez olduğunu vurguladı. Çin Çevre Bakanı Huang Runqiu, ülkelerin bu yıl gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler (BM) iklim müzakerelerine hazırlanırken yaptığı açıklamada, uluslararası iş birliğinin tek bir ülkenin kararına bağlı olmadığını söyledi.

Açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın ocak ayında ülkesini Paris Anlaşması’ndan çekmesinin ardından küresel iklim diplomasisinin geleceğine ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde geldi. Çin, Avrupa Birliği ve Kanada’nın ortaklaşa düzenlediği toplantıda konuşan Huang, iklim eylemlerinin küresel ölçekte devam edeceği mesajını verdi.

Çin: Çok taraflı süreç durmayacak

Çin Çevre Bakanı Huang Runqiu, hükümet temsilcilerinin katıldığı toplantıda, iklim değişikliğiyle mücadelede çok taraflı iş birliğinin önemine dikkat çekti.

Huang, “Çok taraflı süreç, tek tek ülkelerin yokluğu nedeniyle durmayacak, hatta yavaşlamayacak bile” ifadelerini kullanarak, küresel enerji dönüşümünün ve düşük karbonlu kalkınmanın artık geri çevrilemeyecek bir noktaya ulaştığını söyledi.

Paris Anlaşması’ndan çekilen ABD’nin ardından şu ana kadar başka hiçbir ülkenin benzer bir adım atmaması da uluslararası iklim politikalarının geniş destek görmeye devam ettiğinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.

ABD’nin çekilmesi sonrası gözler yeni iklim müzakerelerinde

Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’nin Paris Anlaşması’ndan ayrılması, küresel emisyon azaltım hedefleri açısından önemli bir gelişme olarak görülüyor. Ancak Çin, Avrupa Birliği ve Kanada gibi büyük aktörler, iklim hedeflerinden geri adım atmayacaklarını vurguluyor.

Bu kapsamda düzenlenen ortak toplantı, özellikle yıl sonunda gerçekleştirilecek BM iklim zirvesi öncesinde dikkat çekti. Uzmanlar, ABD’nin resmi olarak süreç dışında kalmasına rağmen küresel iklim gündeminin diğer büyük ekonomiler tarafından şekillendirilmeye devam edeceğini belirtiyor.

İran savaşı enerji dönüşümünü yeniden gündeme taşıdı

Huang Runqiu, konuşmasında İran merkezli çatışmaların küresel enerji piyasaları üzerindeki etkilerine de değindi. Bakan, petrol ve doğal gaz arzında yaşanan belirsizliklerin yenilenebilir enerjiye geçişin önemini daha görünür hale getirdiğini savundu.

Huang’a göre enerji güvenliği ile iklim politikaları artık birbirinden ayrı değerlendirilemiyor. Fosil yakıt piyasalarında yaşanan dalgalanmalar, ülkelerin enerji kaynaklarını çeşitlendirmesini ve temiz enerji yatırımlarını hızlandırmasını teşvik ediyor.

“Dünya ne kadar çalkantılı ve krizlerle dolu hale gelirse, ülkelerin iklim eylemini sürdürme konusundaki kararlılığı da o kadar sınanır” diyen Huang, mevcut gelişmelerin yeşil dönüşümün gerekliliğini güçlendirdiğini ifade etti.

Bazı ülkelerde elektrikli araç talebi arttı

Enerji piyasalarındaki belirsizliklerin etkileri farklı ülkelerde farklı sonuçlar doğuruyor. İlk veriler, bazı ülkelerde fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltma çabalarının hızlandığını gösteriyor.

Özellikle Pakistan gibi ülkelerde, çatışmaların ardından elektrikli araç satışlarında artış yaşandığı bildiriliyor. Uzmanlar, yakıt fiyatlarındaki dalgalanmaların tüketicileri alternatif ulaşım çözümlerine yönlendirdiğini belirtiyor.

Bununla birlikte bazı ülkelerin kısa vadeli enerji güvenliği kaygıları nedeniyle kömür ve petrol kullanımını artırmak zorunda kaldığı da ifade ediliyor. Bu durum, enerji dönüşümünün küresel ölçekte hâlâ önemli zorluklarla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

Çin’in iklim performansı tartışılmaya devam ediyor

Çin, iklim politikalarında hem eleştirilerin hem de övgülerin odağında yer alıyor. Ülke, dünyanın en büyük karbon emisyonu kaynağı olmaya devam ederken aynı zamanda en fazla kömür tüketen ve üreten ekonomi konumunda bulunuyor.

Buna karşın Çin, yenilenebilir enerji yatırımları, güneş paneli üretimi, batarya teknolojileri ve elektrikli araç satışlarında küresel lider olarak öne çıkıyor. Son yıllarda kurulan güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesinin önemli bir bölümü Çin kaynaklı yatırımlardan oluşuyor.

Enerji uzmanları, Çin’in iklim hedeflerine ulaşmasının küresel emisyonların geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor. Dünyadaki toplam karbon salımının önemli bir bölümünü oluşturan Çin’in enerji politikaları, küresel sıcaklık artışını sınırlandırma çabalarında belirleyici rol oynuyor.

Küresel iklim diplomasisinde yeni dönem

ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekilmesi, uluslararası iklim diplomasisinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor. Çin, Avrupa Birliği ve Kanada gibi aktörler, çok taraflı iklim iş birliğini sürdürme konusunda ortak mesajlar verirken, gelişmekte olan ülkelerin de enerji dönüşümüne daha fazla dahil edilmesi hedefleniyor.

Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde iklim müzakerelerinin temel gündem maddeleri arasında temiz enerji yatırımları, karbon piyasaları, finansman mekanizmaları ve enerji güvenliği yer alacak. Çin’in verdiği son mesaj ise, küresel iklim mücadelesinin tek bir ülkenin politikalarına bağlı kalmadan devam edeceği yönünde güçlü bir siyasi sinyal olarak değerlendiriliyor.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Sosyal Medya Hesaplarımıza Abone Olun!

En güncel çevre haberlerini kaçırmayın. Bizi takip edin!

Facebook Twitter Instagram Bluesky Mastodon Linkedin Telegram Youtube
Scroll to Top
×