Deniz seviyesindeki yükselme hızında 2012’den sonra ani artış yaşandı! Yılda 4,1 mm

Haber Giriş: 13:02, 11.05.2026
Güncelleme: 13:02, 11.05.2026
Fotoğraf Kaynağı: Michael Marais

Uydu ölçümleri, küresel deniz seviyesindeki artış hızında 2012 civarında belirgin bir sıçrama olduğunu gösteriyor. Toulouse Üniversitesi’nden Lancelot Leclercq’in yer aldığı ekip, 1990’lardan bu yana tutulan uydu kayıtlarını yeniden analiz ederek hızın 2012 öncesi ortalama 2,9 mm/yıl düzeyinden 2012 sonrası 4,1 mm/yıl’a yükseldiğini tespit etti.

Araştırmacılar, bu kırılmanın tek bir etkenden çok bir dizi bileşik sürecin sonucu olabileceğini belirtiyor. Doğal varyasyonun payı muhtemel; ancak küresel ısınmanın son yıllarda hızlanması ve derin okyanuslarda tespit edilen ısınma da denkleme girmiş olabilir.

2012 kırılması: 2,9 mm’den 4,1 mm’ye

Deniz seviyesinin uyduyla izlenmesi 1990’larda başladı ve uzun süre küresel ortalama artış hızının yılda yaklaşık 3,6 mm civarında seyrettiği değerlendirildi. Leclercq ve ekibinin daha geniş veri setiyle yaptığı analiz ise 2012 civarında bir rejim değişimine işaret ediyor.

Çalışmaya göre, 2012 öncesi ortalama 2,9 mm/yıl olarak hesaplanan hız, 2012’den sonra 4,1 mm/yıl’a çıktı. İngiltere Bristol Üniversitesi’nden Jonathan Bamber, araştırmaya katılmamış olsa da, “Bu çok büyük bir sinyal değil. Yılda santimetre farktan söz etmiyoruz” diyor.

Bamber’e göre asıl resim, uydu eğilimlerinin yaklaşık bir asırlık gelgit ölçer verileriyle birlikte okunmasıyla netleşiyor. Bu birlikte okuma, yükselme hızının uzun dönemli olarak ivme kazandığını açıkça ortaya koyuyor.

Hızlanan ısınma, buz erimesi ve azalan kara suyu

Küresel ısınmanın sonucu olarak son 15 yılda ortalama deniz seviyesinin 0,2 metreden fazla yükseldiği bildiriliyor. Bu artış, üç ana kanaldan besleniyor: dağ buzulları ile Grönland ve Antarktika buz tabakalarının giderek hızlanan erimesi ve ısınan okyanusların termal genleşmesi.

Ekip, 2010’lar boyunca kara üzerinde depolanan tatlı su miktarının da azaldığını belirtiyor. Bu değişim, denizlere net su girişini artırarak toplam yükselmeye katkıda bulunuyor.

Leclercq, 5 Mayıs’ta Viyana’daki Avrupa Yerbilimleri Birliği (EGU) toplantısında sunduğu bulgularda, aerosol kirliliğindeki düşüşe de dikkat çekti. Aerosoller genel olarak soğutucu etkiye sahip; 2010’ların başından beri aerosol emisyonlarındaki azalma, insan kaynaklı ısınma zorlmasını artırmış olabilir.

Aerosol etkisi: 2010’lar başında ısınmadaki ivme

Toulouse Üniversitesi’nden ekip üyesi Anny Cazenave, 2012 civarında tespit edilen trend değişikliğinin “en azından kısmen, aerosol emisyonlarındaki azalmadan kaynaklanan, insan kaynaklı radyatif zorlama artışıyla bağlantılı” göründüğünü belirtiyor. Bu çerçeve, sera gazı etkisinin daha net görünür hâle geldiği bir döneme işaret ediyor.

Aerosol yoğunluğundaki bölgesel düşüşler, karbondioksit birikiminin ısınma etkisini maskelerken yarattığı “serinletici kalkanın” zayıflaması anlamına geliyor. Sonuç, yüzey ve okyanus ısınmasında hissedilir bir ivme ve buna bağlı daha hızlı deniz seviyesi artışı olabilir.

Bu tablo, deniz seviyesi artışındaki hızlanmanın yalnızca buz kayıplarından değil, aynı zamanda okyanus ısınması ve kara su bütçesindeki değişimlerden beslendiğini düşündürüyor. Her bir kanalın göreli payı ise dönemsel olarak değişebiliyor.

Derin okyanus ısınması devrede mi?

EGU’da sunulan bir diğer çalışma, son on yılda 2 kilometrenin altındaki derin okyanus sularının ısınmaya ve genleşmeye başladığını öne sürüyor. İtalya Ulusal Araştırma Konseyi’nden Chunxue Yang, 2016’ya kadar bilinen tüm bileşenlerin gözlenen yükselişi açıkladığını, ancak sonrasında bütçede açık oluştuğunu belirtiyor.

Bu açığın en güçlü adayı, doğrudan ve sürekli ölçümlerin sınırlı olduğu derin okyanuslar. Küresel Argo şamandıra ağı yaklaşık 4.000 robotik ölçüm aracından oluşsa da çoğu 2.000 metrenin altına inmiyor. Bu nedenle derinliklerdeki ısı içeriği değişimi, model tabanlı yeniden analizlerle tahmin ediliyor.

Yang ve meslektaşları, modellerle 2 kilometrenin altındaki ısınmanın deniz seviyesi bütçe açığını kapatabildiğini gösteriyor. Bulgular, derin ısınmanın önemli bir bölümünün ABD Doğu Kıyısı açıklarındaki Kuzey Atlantik’te meydana geldiğine işaret ediyor.

Katkı hesabı: Yılda 0,4 mm ve toplamın yaklaşık yüzde 10’u

Ekip, derin okyanus ısınmasının güncel olarak deniz seviyesine yılda yaklaşık 0,4 mm eklediğini tahmin ediyor. Bu da günümüz artış hızının yaklaşık yüzde 10’una karşılık geliyor.

Cazenave, “Deniz seviyesi bütçesi çalışmamızda 2016 civarında derin okyanus ısınmasının ortaya çıktığını görüyoruz” diyor. “2010’ların başlarındaki trend değişikliğiyle bir bağlantı olup olmadığını sınamak için daha fazla araştırma gerekiyor.”

Bu katkının büyüklüğü ve sürekliliği, ileri ölçüm ağlarının derinlere genişletilmesine ve uydu verilerinin daha ayrıntılı kütle-hacim çözümlemeleriyle desteklenmesine bağlı. Özellikle bölgesel dağılım ve mevsimsellik, belirsizlik bantlarını etkiliyor.

Veri ve yöntem: Uydular, gelgit ölçerler ve birleşik okuma

Uydu altimetreleri, küresel deniz yüzeyi yüksekliğini sürekli ve geniş alanlarda izlemeye imkân veriyor. Buna rağmen, uzun dönemli eğilimlerin sağlamlaşması için gelgit ölçer istasyonlarının karasal referanslarıyla çapraz doğrulama kritik önem taşıyor.

2012 civarındaki trend kırılması, uyduların sağladığı küresel kapsam ile kıyılardaki yerinde istasyon verilerinin birlikte değerlendirilmesiyle daha güvenilir biçimde ortaya konuyor. Bu yaklaşım, bölgesel salınımların küresel sinyali nasıl etkilediğini de aydınlatıyor.

Bilimsel ihtiyat: Sinyal küçük, sonuçları büyük olabilir

Bamber’in işaret ettiği gibi, yıllık milimetre ölçeğindeki fark ilk bakışta “çok büyük bir sinyal” değildir. Ancak deniz seviyesindeki hızlanma, on yıllar içinde birikerek kıyı taşkın sıklığı, fırtına dalgası taşkın çizgisi ve altyapı risklerinde kayda değer farklar yaratabilir.

Dolayısıyla, hızlanmanın nedenlerine ilişkin ayrıştırma yalnızca akademik bir egzersiz değil; kıyı planlaması, sigorta fiyatlaması ve uyum yatırımları için doğrudan girdi niteliğinde. Özellikle derin okyanus ısınmasının payı doğrulandıkça, uzun vadeli projeksiyonlarda üst bantların ağırlığı artabilir.

Sonuç: Hızlanan deniz seviyesi, çoğul etkenler

Veriler, 2012 civarında küresel deniz seviyesi yükselme hızında bir sıçramaya işaret ediyor. Bileşik nedenler—hızlanan buz kaybı, ısınan ve genleşen okyanuslar, azalan kara suyu depolaması ve muhtemel aerosol etkisi—bu kırılmayı birlikte açıklıyor.

Derin okyanuslardaki ısınmanın katkısına dair yeni işaretler güçleniyor; kabaca yılda 0,4 mm’lik ek artış, toplamın anlamlı bir bölümüne karşılık geliyor. Belirsizlik payları sürse de, eğilim “ivme” yönünde. Bu da önümüzdeki on yıllarda kıyı uyumu, risk yönetimi ve emisyon azaltımı politikalarının zamanlaması ve ölçeği için uyarıcı bir sinyal niteliği taşıyor.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Sosyal Medya Hesaplarımıza Abone Olun!

En güncel çevre haberlerini kaçırmayın. Bizi takip edin!

Facebook Twitter Instagram Bluesky Mastodon Linkedin Telegram Youtube
Scroll to Top
×