İngiltere kıyılarında alarm veren araştırma: “Sonsuz kimyasallar” deniz yaşamını tehdit ediyor

Haber Giriş: 09:59, 19.05.2026
Güncelleme: 09:59, 19.05.2026
Fotoğraf Kaynağı: Spencer Eccles_Jones

Birleşik Krallık’ın güney kıyılarında yapılan yeni bir bilimsel araştırma, çevre ve halk sağlığı açısından ciddi endişe yaratan sonuçlar ortaya koydu. Bilim insanları, Solent Boğazı’nda toprakta, suda ve deniz canlılarında yüksek seviyelerde PFAS olarak bilinen “kalıcı kimyasallar” tespit edildiğini açıkladı. Araştırmaya göre bazı bölgelerde kirlilik seviyesi güvenli sınırların 13 katına kadar çıktı.

Uzmanlar, söz konusu kimyasalların yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda insan sağlığı açısından da uzun vadeli risk oluşturduğunu belirtiyor. Çalışma, İngiltere’de su kirliliği ve kimyasal düzenlemelere yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

PFAS nedir ve neden “sonsuz kimyasallar” olarak adlandırılıyor?

PFAS, yani per- ve polifloroalkil maddeler, yapışmaz tava kaplamaları, su geçirmez tekstil ürünleri, gıda ambalajları ve birçok sanayi ürününde kullanılan sentetik kimyasallar grubunu ifade ediyor.

Bilim insanları bu maddeleri “sonsuz kimyasallar” olarak tanımlıyor çünkü çevrede neredeyse hiç parçalanmadan uzun yıllar kalabiliyorlar. Araştırmalar, PFAS maddelerinin insanlarda hormon bozuklukları, bağışıklık sistemi sorunları, bazı kanser türleri ve doğurganlık problemleriyle ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor.

Uzmanlara göre bu kimyasallar yalnızca insan sağlığını değil, deniz ekosistemlerini ve yaban hayatını da ciddi şekilde etkiliyor.

Solent Boğazı’nda yüksek seviyede toksik kirlilik bulundu

Araştırmayı yürüten bilim insanları, Solent Boğazı’nda su, sediment, deniz yosunu, balık ve omurgasız canlılardan örnekler topladı. Çalışma kapsamında hükümet verileri ve su şebekesi analizleri de incelendi.

Elde edilen sonuçlar, bazı bölgelerde PFAS seviyelerinin kıyı suları için belirlenen güvenlik eşiklerini büyük ölçüde aştığını ortaya koydu. Bazı örneklerde tek tek kimyasallar yasal sınırların altında olsa da, birleşik toksisite testlerinde başarısız olunduğu belirtildi.

Araştırmacılar ayrıca liman yunuslarının karaciğerlerinde bile yüksek seviyelerde PFAS tespit edildiğini açıkladı. Uzmanlara göre bu durum, kirleticilerin tüm deniz besin zincirine yayıldığını gösteriyor.

Kirliliğin kaynağı atık su ve eski çöplükler olabilir

Bilim insanları, PFAS kirliliğinin başlıca kaynakları arasında atık su arıtma tesisleri, kanalizasyon taşma noktaları, tarihi çöp depolama alanları ve askeri bölgeleri gösteriyor.

Araştırmaya göre Southern Water tarafından işletilen Portsmouth ve Fareham’daki atık su tesislerinden çıkan arıtılmış suların Solent’e PFAS taşıdığı değerlendiriliyor.

Çalışmada ayrıca bölgede bulunan 194 birleşik kanalizasyon taşma noktası ve 500’den fazla eski çöp sahası da haritalandırıldı. Uzmanlar, bu alanların kimyasal yayılımını artırabileceğini düşünüyor.

Bilim insanlarından PFAS yasağı çağrısı

Alex Ford, araştırmanın PFAS maddelerinin toplu etkilerinin yeterince dikkate alınmadığını gösterdiğini söyledi.

Ford, çevre kirliliğinin yalnızca su şirketlerinin sorumluluğunda olmadığını, mevcut arıtma teknolojilerinin bu kimyasalları tamamen temizlemekte yetersiz kaldığını belirtti. Uzmanlara göre kalıcı çözüm, PFAS kullanımının kaynağında sınırlandırılması veya tamamen yasaklanması olabilir.

Araştırmacılar, kimyasalların tek tek değerlendirilmesinin yeterli olmadığını ve birleşik toksisite etkilerinin de düzenli olarak izlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Avrupa Birliği PFAS yasağına hazırlanıyor

Avrupa Birliği, kritik sektörlerde sınırlı istisnalar dışında geniş kapsamlı bir PFAS yasağı üzerinde çalışıyor.

İngiliz hükümeti ise şubat ayında yayımladığı plan kapsamında PFAS kaynaklarının daha ayrıntılı araştırılacağını ve maruziyetin azaltılması için yeni düzenlemeler değerlendirileceğini açıkladı.

Ancak çevre kuruluşları hükümetin yaklaşımını yetersiz buluyor. Deniz Koruma Derneği yetkilileri, yalnızca plan hazırlamanın yeterli olmadığını ve daha hızlı adım atılması gerektiğini savunuyor.

İngiltere genelinde daha büyük bir çevre sorunu olabilir

Uzmanlar, Solent Boğazı’ndaki bulguların yalnızca bölgesel bir sorun olmadığını düşünüyor. Yapılan değerlendirmeler, İngiltere’deki yüzey sularının büyük bölümünün PFAS birleşik toksisite testlerinden geçemediğini gösteriyor.

Araştırmacılar, İskoçya’daki uzak göller ve derelerde bile benzer sonuçların görülmesinin, kimyasalların çevreye geniş ölçekte yayıldığını ortaya koyduğunu belirtiyor.

Kalıcı kimyasallar küresel çevre krizine dönüşüyor

PFAS kirliliği, dünya genelinde giderek büyüyen çevresel tehditlerden biri olarak görülüyor. Uzmanlara göre bu maddelerin doğada uzun süre kalması, hem insan sağlığı hem de ekosistemler üzerinde kalıcı etkiler yaratabilir.

İngiltere’deki son araştırma, su yönetimi, kimyasal düzenleme ve çevre politikalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyarken, bilim insanları daha sert yasal önlemler alınmaması halinde PFAS kirliliğinin uzun vadede çok daha büyük maliyetler doğurabileceği uyarısında bulunuyor.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Sosyal Medya Hesaplarımıza Abone Olun!

En güncel çevre haberlerini kaçırmayın. Bizi takip edin!

Facebook Twitter Instagram Bluesky Mastodon Linkedin Telegram Youtube
Scroll to Top
×