Birleşik Krallık, dünyanın en büyük iklim fonu olan BM Yeşil İklim Fonu’na (GCF) yaptığı taahhüdü ikinci yenileme döneminde yaklaşık yarıya indirerek 815 milyon sterline düşürdü. Financial Times’ın gördüğü yazışmalara dayanan bilgi, zengin ülkelerin gelişmekte olan ülkelere iklim finansmanı sağlama sözlerinde geriye gidiş endişesini derinletti.
Karar, ABD’nin Donald Trump döneminde GCF’ye yönelik 4 milyar dolarlık taahhüdünü geri çekmesinden bir yıl sonra geldi. ABD’nin çekilmesi İngiltere’yi fonun en büyük bağışçısı konumuna taşımıştı; yeni kesinti ise fonun gelecekteki proje akışına gölge düşürüyor.


Kesintinin çerçevesi: 815 milyon sterline iniş, ODA’da genel daralma
GCF Başkanı Mafalda Duarte’nin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden oluşan yönetim kuruluna gönderdiği e‑postada, Londra’nın ikinci yenileme dönemi için katkısını yaklaşık %50 azaltacağını bildirdiği aktarıldı. Duarte, kararın İngiltere’nin yurtdışı yardım (ODA) tahsislerini küçültmesi ve “artan güvenlik tehditlerine daha fazla yatırım” yönelimiyle eşzamanlı olduğunu not etti.
Hükümet, ODA bütçesini GSYH’nin %0,5’inden 2027‑28’e kadar %0,3’e indirme planını yürürlüğe koydu. Uluslararası iklim yardımı da beş yıllık 11,6 milyar sterlinlik önceki hedeften, üç yıl içinde 6 milyar sterline çekildi. Bu adımlar, iklim finansmanı kalemlerine doğrudan baskı uyguluyor.
GCF ne yapıyor: 134 ülkede 20 milyar $’lık portföy
Paris Anlaşması’nın uygulanmasında temel finansman aracı sayılan GCF, 134 gelişmekte olan ülkede yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, dayanıklı tarım ve uyum projelerine yönlendirilen yaklaşık 20 milyar dolarlık portföyü yönetiyor. Fon, 2023’teki ikinci yenileme turunda 33 ülkeden toplam 10,6 milyar dolarlık yeni taahhüt toplamıştı.
Tavsiye Edilen Haberler
-


-


-


-

Yeşil YönetimBodrum’da denizden 2 ton atık çıkarıldı
GCF, eleştirmenlerin “yavaş ve hantal” dediği süreçleri hızlandırmak için birkaç yıl önce bir reform gündemi başlatmıştı. Duarte, son mesajında İngiliz hükümetinin “misyona bağlılığının sürdüğünü” ve yürürlükteki reformları desteklediğini vurguladı.
Etkiler: Devam eden projeler güvencede, 2026–27 boru hattı riskte
Fon, İngiltere kararının ardından yaptığı bilgilendirmede, hâlihazırda uygulanan tüm projelerin “garantili fonlamaya” sahip olduğunu duyurdu. Ancak hazırlık aşamasındaki ve 2026–2027’de Yönetim Kurulu’na sunulması beklenen projeler için etkilerin değerlendirildiğini belirtti.
Bu durum, özellikle düşük gelirli ve iklim kırılganlığı yüksek ülkelerde yenilenebilir enerji ve uyum yatırımları için bekleme süresinin uzaması, eş‑finansman kilitlenmeleri ve proje tasarımı revizyonları gibi sonuçlar doğurabilir. GCF’nin kaldıraç etkisiyle çektiği çok taraflı‑özel sermaye akışlarında da temkinli bir görünüm bekleniyor.
“Küresel tablo”: Geri adımlar ve istisnalar
İngiltere’nin bu hamlesi, Almanya ve Fransa da dahil bazı ülkelerin son yıllarda iç krizler ve savunma harcamaları nedeniyle kalkınma/iklim yardımlarında yaptığı kısıntıların ardından geldi. Ancak FT’ye göre, ABD ve İngiltere dışında hiçbir ülke GCF’ye verdiği taahhüdü resmen geri çekmedi ya da iptal etmedi.
Zengin ülkeler, tarihsel emisyonların büyük bölümünden sorumlu olmalarına rağmen, iklim değişikliğinin etkisi gelişmekte olan ülkeleri orantısız şekilde vuruyor. Bu nedenle GCF benzeri mekanizmalar, “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar” ilkesinin sahadaki karşılığı olarak görülüyor.
İngiltere’nin gerekçesi ve çelişkili sinyal
Londra, ulusal güvenlik öncelikleri ve bütçe baskılarını gerekçe gösteriyor. Oysa bu yıl yayımlanan bir hükümet raporu, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybının “İngiltere’nin ulusal güvenliği ve refahını tehdit edebileceğini” açıkça vurguladı. Bu çerçevede, iklim finansmanındaki kesinti, strateji belgelerindeki risk tespitleriyle çelişkili bir sinyal üretiyor.
FT, bu ay ayrıca, Boris Johnson yönetimi döneminde verilen “yurtdışında doğayı korumak ve iyileştirmek” yönündeki milyarlarca sterlinlik taahhütlerden geri adım sinyallerini de haberleştirmişti. Toplam resim, iklim‑doğa finansmanında aşağı yönlü bir revizyonu işaret ediyor.
Piyasaya ve sahaya olası yansımalar
İklim finansmanındaki belirsizlik, yenilenebilir enerji ve uyum projelerinin proje finansmanı kurgularında gecikmelere neden olabilir. Özellikle GCF kaynaklarıyla birlikte yapılandırılan kredi‑hibe karmaları ve risk paylaşım mekanizmaları, ülke düzeyindeki planlama takvimlerini etkileyebilir.
Gelişmekte olan ülkelerde, şebeke ölçekli güneş‑rüzgâr, iklim dirençli tarım, su yönetimi ve erken uyarı sistemleri gibi yatırımlarda GCF’nin kaldıraç etkisi kritik. Bağışçı katkılarındaki gerileme, eş‑finansman arayan özel sektörün risk iştahını da sınırlayabilir.
Reform ve güven: “Yavaş” imajını kırma ihtiyacı
GCF, Dünya Bankası dâhil bazı çok taraflı kuruluşlar gibi süreçlerinin yavaşlığı nedeniyle uzun süredir eleştiriliyor. Duarte’nin başlattığı reform gündemi, onay süreçlerinin hızlanması ve uygulamada tıkanıklıkların giderilmesine odaklanıyor. Bağışçı güvenini korumak için reformların sonuç üretmesi ve yeni fonlama turunda şeffaflık‑etki metriklerinin güçlendirilmesi kritik.
GCF’nin mesajı, İngiltere’nin kuruma yönelik ilkesel desteğinin sürdüğü, kararın bütçe ölçekli bir daralma olduğu yönünde. Ancak bağışçı kulübündeki ikinci büyük kesinti, fonun üçüncü yenileme dönemine hazırlanırken yeni bir toplama stratejisi gerektirebilir.
Siyaset ve diplomasi: COP süreçlerine etkisi ne olur?
İngiltere’nin kesintisi, gelişmekte olan ülkelerin uzun süredir dile getirdiği “vaat‑uygulama” makası tartışmasını yeniden alevlendirebilir. COP müzakerelerinde güven başlığı altında, kayıp‑hasar fonu ve uyum finansmanı ölçeği gibi dosyalarda bağışçı niyetleri mercek altına alınacaktır.
Küresel iklim mimarisinde finansmanın öngörülebilirliği, sadece projelerin hayata geçmesi için değil, ülkelerin ulusal katkı beyanlarını (NDC) güvenle güncelleyebilmesi için de şart. Kesintiler zinciri, alıcı ülkelerde planlama ve uygulama kapasitesini zayıflatma riski taşıyor.
Bütçe baskısı ile iklim taahhütleri arasındaki gerilim
İngiltere’nin GCF katkısını yaklaşık yarıya indirmesi, küresel iklim finansmanında kırılgan dengenin yeniden tartışılacağını gösteriyor. Devam eden projeler için fon akışı güvencede olsa da, 2026–2027 boru hattındaki girişimler belirsizlikle karşı karşıya.
Zengin ülkeler için mesaj net: güvenilir ve ölçeklenebilir iklim finansmanı, hem küresel dayanıklılık hem de kendi ulusal güvenlik çıkarları açısından bir maliyet kalemi değil, stratejik bir yatırım. İngiltere’nin bundan sonraki adımları, reformlarla hızlanan bir GCF’ye mi, yoksa küçülen bir bağışçı tablosuna mı işaret edeceğini belirleyecek. Dışişleri, Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi ise konuya ilişkin yorum yapmadı.





