ABD ve İngiltere’nin ortak girişimi olan Geçiş Güvenliği Projesi’nin yayımladığı bir rapora göre, hızlanan küresel silahlanma yarışı ve özellikle ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından yürütülen devasa kritik mineral stoklama programı, iklim eylemlerini ciddi şekilde engelliyor. Pentagon’un, güneş panelleri, elektrikli araçlar ve pil depolama gibi sürdürülebilir enerji teknolojileri için hayati öneme sahip olan lityum, kobalt ve grafit gibi mineralleri, yeni nesil askeri donanımlar için biriktirdiği tespit edildi.

Peki, trilyon dolarlık bütçesiyle Pentagon, kritik mineral pazarlarını nasıl şekillendiriyor ve bu durum küresel karbonsuzlaştırma hedeflerini nasıl sabote ediyor? Trump yönetiminin iklim değişikliğini “saçmalık” olarak nitelendirerek bu stoklamayı hızlandırması, ne tür bir “militarizm döngüsü” yaratıyor? Pentagon’un stokladığı mineraller, alternatif olarak kaç elektrikli otobüs üretmek veya ne kadar enerji depolamak için kullanılabilirdi?
Kritik mineral çatışması: silahlar vs. iklim teknolojileri

Rapor, günümüzün en kritik küresel sorunlarından ikisini, iklim krizi ve askeri tırmanışı, kaynaklar üzerinden karşı karşıya getiriyor. Küresel askeri harcamaların artması (ABD-Çin gerginliği ve Rusya’nın Ukrayna işgali gibi faktörlerle), ülkelerin yeni nesil silahlar için kritik mineralleri güvence altına alma mücadelesini şiddetlendiriyor.
Bu durum, iklim krizini ele almak yerine, genişleyen askeri-endüstriyel kompleksi beslemek için değerli kaynakların kullanılması anlamına geliyor. Geçiş Güvenliği Projesi Eş Direktörü Khem Rogaly, Pentagon’un trilyon dolarlık bütçesinin, ulusal güvenlikten ziyade ABD’nin askeri hakimiyeti için tasarlanmış küresel bir altyapıyı desteklediğini belirtti.
Tavsiye Edilen Haberler

Önemli Tespit: Çalışma, enerji dönüşümünün temeli olan lityum, kobalt, grafit ve nadir toprak elementleri de dahil olmak üzere en az 38 mineral ve metalin Pentagon tarafından stoklandığını ve bunun iklim eylemi üzerinde yıkıcı etkilere sahip olduğunu ortaya çıkardı.
Stratejik yan etki: 100.000 elektrikli otobüs

Pentagon’un stokladığı minerallerin büyüklüğü, enerji dönüşümü açısından feda edilen fırsatın boyutunu gözler önüne seriyor.
Raporda, Pentagon Savunma Lojistik Ajansı’nın yaklaşık 7.500 ton kobalt stoklamayı planladığı hesaplanıyor. Bu miktarın, bunun yerine kullanılması halinde:
- 80,2 GWh pil kapasitesi üretebileceği (ABD’deki mevcut enerji depolama kapasitesinin iki katından fazla).
- Yaklaşık 100.000 elektrikli otobüs üretmeye yeteceği belirtiliyor.
Raporun yazarı Lorah Steichen, “Ordu için stoklanan her ton kobalt veya grafit, elektrikli otobüsler, büyük ölçekli enerji depolama veya enerji dönüşümü için ihtiyaç duyulan diğer yenilenebilir teknolojiler için kullanılabilir,” diyerek, bu malzemelerin karbonsuzlaştırmayı hızlandırması gerektiğini savundu.
Pentagon’un pazar hakimiyeti ve Trump etkisi
ABD Savunma Bakanlığı, dünyada gezegeni ısıtan emisyonların en büyük kurumsal yayıcısı olup, ABD hükümetinin emisyonlarının yaklaşık %80’inden sorumludur ve birçok ülkenin toplamından daha fazla kirlilik yaratmaktadır.
Trump yönetimi, bu gidişatı daha da güçlendirdi. Başkan Trump’ın bu yılın başlarında “tek büyük güzel yasa tasarısını” geçirmesinden bu yana, Pentagon’un Ulusal Savunma Stokları programı aracılığıyla hassas güdümlü silahlardan “yapay zeka destekli otonom savaş platformlarına” kadar askeri donanımlar için milyarlarca dolar ayırdığı tespit edildi.
Bu yeni yönelim, Pentagon’un yıllık 1 trilyon dolarlık devasa bütçesi ve ABD ekonomisi üzerindeki nüfuzu aracılığıyla maden tedarik zincirlerini nasıl etkilediğini gösteriyor. Pentagon, maden tedarik zincirlerini etkileyerek, tüm pazarları şekillendiriyor, riski absorbe ediyor ve askeri amaçlar için stratejik endüstriyel kapasite oluşturan talep sinyalleri yaratıyor. Bu durum, modern ABD endüstri politikasında eşi benzeri görülmemiş bir adım olup, Pentagon’un 2023’ten bu yana ABD ve Kanada’da yaklaşık 1 milyar dolar değerinde en az 20 madencilik girişimini finanse etmesiyle somutlaşıyor.
Pentagon’un bu eylemi, küresel barışı ve sürdürülebilirliği baltalayan yıkıcı bir militarizm döngüsünü sürdürerek, adil ve işbirlikçi bir enerji geçişi olasılığını tehdit etmektedir.
Türkiye’nin savunma sanayisi ve kritik mineral stratejisi
Bu rapor, ABD örneği üzerinden, kritik minerallerin sadece sivil enerji dönüşümü için değil, aynı zamanda ulusal savunma sanayileri için de ne denli stratejik bir kaynak haline geldiğini göstermektedir. Türkiye, kendi savunma sanayisini güçlendirirken ve aynı zamanda elektrikli araç (TOGG gibi) ve enerji depolama teknolojilerine yatırım yaparken, benzer bir kaynak rekabeti ikilemiyle karşı karşıya kalabilir.
Uzmanlar şu noktaya dikkat çekiyor: Türkiye’nin, kritik mineral ihtiyacını güvence altına alırken (arama, üretim veya tedarik anlaşmaları yoluyla), bu mineralleri askeri ve sivil (enerji dönüşümü) ihtiyaçlar arasında adil ve verimli bir şekilde dengelemek için şeffaf ve sürdürülebilir bir ulusal stratejiye ihtiyacı vardır. Aksi takdirde, küresel militarizm döngüsü, Türkiye’nin de temiz enerji ve karbonsuzlaştırma hedeflerini askeri öncelikler uğruna tehlikeye atabilir.
Gelecek silahlar için stoklanıyor
Pentagon’un kritik mineral stoklama eylemi, iklim krizinin varoluşsal tehdidi karşısında bile askeri üstünlüğün ve hakimiyetin nasıl yerini koruyan bir öncelik olduğunu acı bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu yersiz önceliklendirme, yalnızca acil iklim çözümleri için gereken kaynakları tüketmekle kalmıyor, aynı zamanda bu mineralleri temin etmek için küresel madencilik faaliyetlerini artırarak çevresel yıkımı körüklemektedir. Geleceğin barışçıl ve sürdürülebilir teknolojileri için hayati olan malzemeler, ne yazık ki, doymak bilmez savaş makinesini beslemek için stoklanmaktadır; bu durum gezegenin geleceği için ciddi bir tehlike işaretidir.
Kaynak: Geçiş Güvenliği Projesi Raporu, Pentagon Savunma Lojistik Ajansı, Khem Rogaly, Lorah Steichen.





