Uçuşları azaltmadan emisyonları yarıya indirmek mümkün mü? Havacılıkta şaşırtan çözüm ortaya çıktı

Yayın: 7 Ocak 2026 14:40
Güncelleme: 7 Ocak 2026 14:40
Fotoğraf Kaynağı: Sunao Noguchi

Havacılık sektörü, iklim krizinin en hızlı büyüyen emisyon kaynaklarından biri olarak uzun süredir eleştiriliyor. Uçuş sayıları artarken, karbon salımı da aynı hızla yükseliyor. Ancak yeni bir araştırma, yolcu sayısını azaltmadan ve uçuşları iptal etmeden, havacılığın iklim üzerindeki etkisinin dramatik biçimde düşürülebileceğini ortaya koyuyor.

Peki bu nasıl mümkün olabilir? Uçaklara daha az yolcu almak ya da insanları uçmaktan vazgeçirmek yerine, sektörün kendi içindeki verimsizlikleri gidermek çözüm olabilir mi? Araştırmacılara göre yanıt net: Evet.

Milyonlarca uçuşun analizi çarpıcı gerçeği ortaya koydu

İsveç’teki Linnaeus Üniversitesi öncülüğünde yapılan kapsamlı bir analiz, 2023 yılında gerçekleşen yaklaşık 35 milyon ticari uçuşun 27 milyondan fazlasını mercek altına aldı. Araştırma, dünya genelinde uçuşların operasyonel verimliliğini karşılaştıran ilk küresel çalışma olma özelliğini taşıyor.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

Sonuçlar dikkat çekici: Yolcu sayısını düşürmeden, yalnızca uçuşların daha verimli planlanmasıyla havacılıktan kaynaklanan karbon emisyonları %50’ye kadar azaltılabilir.

Üç kritik faktör: Koltuk düzeni, doluluk oranı ve uçak tipi

Araştırmaya göre emisyonları azaltmanın anahtarı üç temel noktada toplanıyor:

  • Premium koltuklardan vazgeçilmesi: Business ve first class koltuklar, geniş alan kapladıkları için aynı uçakta daha az yolcu taşınmasına yol açıyor.
  • Uçuşların neredeyse tamamen dolu olması: 2023’te küresel ortalama koltuk doluluk oranı %80 civarındaydı.
  • En verimli, yeni nesil uçakların kullanılması: Eski uçaklar, kilometre başına çok daha fazla yakıt tüketiyor.

Araştırmayı yöneten Prof. Stefan Gössling’e göre, tamamen ekonomi sınıfı koltuklara sahip, %95 doluluk oranıyla uçan ve modern uçaklarla yapılan seferler, yakıt tüketimini ve emisyonları %50 ila %75 arasında azaltabilir.

Premium yolcuların iklim ayak izi şaşırtıyor

Çalışmada en çarpıcı bulgulardan biri, premium yolcuların iklim üzerindeki etkisi oldu. Buna göre:

  • Bir business class yolcusu, ekonomi sınıfındaki bir yolcuya göre 3 kattan fazla emisyona neden oluyor.
  • En geniş premium kabinlerde bu oran 13 kata kadar çıkabiliyor.

Uzmanlar, bu durumun “az sayıda yolcu için orantısız derecede yüksek karbon salımı” anlamına geldiğini vurguluyor.

Hangi ülkeler daha kirletici?

Analiz, ülkelere ve havalimanlarına göre büyük farklılıklar olduğunu da ortaya koydu:

  • ABD uçuşları, küresel ortalamaya göre %14 daha fazla kirlilik yaratıyor ve küresel havacılık emisyonlarının dörtte birinden sorumlu.
  • Çin’in uçuş verimliliği küresel ortalamanın biraz üzerinde.
  • İngiltere ise yolcu kilometre başına düşen emisyon açısından ortalamanın biraz altında kaldı.

En verimli rota, Milano–Incheon (Güney Kore) hattı olurken; en verimsiz rotalar Papua Yeni Gine ve ABD iç hatlarında tespit edildi.

Karbon dengeleme yerine gerçek çözüm mü?

Araştırmacılar, bu tür operasyonel iyileştirmelerin; sürdürülebilir havacılık yakıtları (SAF) ya da karbon dengeleme programlarına kıyasla çok daha hızlı ve etkili sonuçlar verebileceğini savunuyor. BM’ye bağlı ICAO’nun Corsia programı ise “yetersiz ve sorunlu” olmakla eleştiriliyor.

Türkiye’ye veya bölgeye bağlantı

Türkiye, hızla büyüyen havacılık sektörüyle bu tartışmanın tam merkezinde yer alıyor. İstanbul Havalimanı gibi mega merkezler, transit uçuşlarda büyük rol oynuyor. Uzmanlara göre Türkiye’de de doluluk oranlarının artırılması, eski uçakların filodan çıkarılması ve premium kabinlerin sınırlandırılması, emisyonları düşürmede önemli bir fırsat sunuyor. Bu tür adımlar, hem çevresel hem de ekonomik açıdan sektöre uzun vadeli fayda sağlayabilir.

Yorum

Bu araştırma, havacılıkta emisyonları azaltmanın yalnızca “uçmayın” demekle sınırlı olmadığını gösteriyor. Asıl sorun, sektörün yıllardır normalleştirdiği verimsizliklerde yatıyor. Daha az sayıda ama daha dolu uçuş, daha az lüks ama daha fazla insan taşıma fikri, iklim açısından güçlü bir etki yaratabilir.

Ancak bu yaklaşım, havacılığın mevcut iş modelini sorgulamayı gerektiriyor. Ucuz biletler, sık seferler ve geniş premium alanlar yerine; daha pahalı ama daha verimli bir sistem kaçınılmaz görünüyor. İklim krizinin derinleştiği bir dünyada, havacılığın bu dönüşümü erteleme lüksü giderek azalıyor.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Çevre hikâyelerini kaçırma

İklim krizi, çevre kirliliği, deprem ve hava durumu haberlerini sosyal medyada da anlık olarak takip et.

Scroll to Top
×