Dünyanın dört bir yanındaki şehirler, iklim kriziyle mücadelede yeni bir cephe açtı: yüksek karbonlu ürün ve hizmetlerin reklamlarının kamusal alanlardan kaldırılması. Uçak seyahatleri, kruvaziyer gemileri, SUV’lar ve benzinli/dizel araçları tanıtan billboard’lar ve dijital panolar birer birer yasaklanıyor. Amaç, yalnızca doğrudan emisyonları değil, bu emisyonları besleyen tüketim alışkanlıklarını da hedef almak.

Lahey’den başlayan dönüşüm
Hollanda’nın siyasi başkenti Lahey, 2024’te yüksek karbonlu ürünlerin reklamını yerel bir yasayla yasaklayan dünyadaki ilk şehir oldu. Nisan 2025’ten bu yana yürürlükte olan düzenleme; benzinli ve dizel otomobiller, fosil yakıt temelli uçuşlar ve kruvaziyer seyahatleri gibi yüksek emisyonlu faaliyetlerin belediyeye ait açık hava reklam alanlarında tanıtımını engelliyor.
Lahey Belediye Başkan Yardımcısı Robert Barker, kararın arkasındaki motivasyonu şöyle özetliyor: “Bir yandan emisyonları azaltmamız gerektiğini söyleyip diğer yandan kamusal alanda fosil yakıt reklamları görmek çelişkiliydi.” Kent yönetimi, bu adımı şehrin “Uluslararası Barış ve Adalet Şehri” kimliğiyle de ilişkilendiriyor.
Yasaklar Avrupa’da yayılıyor
Lahey’in ardından Belçika’daki Saint-Gilles bölgesi, İsveç’in başkenti Stockholm ve İtalya’nın Floransa kenti benzer kararlar aldı. Ocak 2026’da Amsterdam, yasağı yasalaştıran ilk başkent oldu. 1 Mayıs 2026’da yürürlüğe girecek düzenleme, fosil yakıt ürünlerinin yanı sıra et reklamlarını da kapsayarak kapsamı genişletiyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-
Çevre KirliliğiTrump yönetimi kömür santrallerine cıva kuralını gevşetiyor -
-
-
Birleşik Krallık’ta da hareketlilik var. 2024’te Edinburgh, belediyeye ait alanlarda fosil yakıt şirketleri, havayolları, havaalanları, SUV’lar ve kruvaziyer gemileri için reklam yasağı getirdi. Sheffield aynı yıl “makul biçimde daha fazla uçuşu teşvik ettiği düşünülen” içerikleri de kapsayan bir politika uygulamaya koydu. Şubat 2026’da Portsmouth da benzer bir yasak başlattı.

Avustralya’da Sidney dahil 19 yerel yönetim fosil yakıt reklamlarını kısıtlama yönünde adım attı. Yeni Zelanda’da Büyük Wellington Bölgesel Konseyi, 2023’te toplu taşıma araçlarında ve belediye mülklerinde bu tür reklamları durdurdu.
BM ve küresel çağrılar
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, fosil yakıt endüstrisinin iklim yanlış bilgilendirmesinin reklam ve halkla ilişkiler şirketleri tarafından desteklendiğini belirterek tüm ülkeleri fosil yakıt reklamlarını yasaklamaya çağırdı. Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri fosil yakıtları “yeni tütün” olarak nitelendirdi.
Grantham İklim Değişikliği ve Çevre Araştırma Enstitüsü’ne göre reklam sektörü, kirletici faaliyetleri normalleştirme ve çevresel/sağlık etkilerini küçümseme rolü nedeniyle artan biçimde mercek altında. 2023’te Hollandalı politika yapıcılar için hazırlanan bir bilimsel tavsiye belgesi, fosil yakıt reklamlarının “sürdürülemez davranışları normalleştirdiğini ve iklim politikasını aktif biçimde baltaladığını” ortaya koydu.
“Reklam davranışı etkiliyor”
C40 Cities’ten Cassie Sutherland, “Eğer reklam insanların davranışlarını etkilemeseydi, şirketler buna milyarlarca dolar harcamazdı” diyerek reklamın tüketim üzerindeki güçlü etkisine dikkat çekiyor. Uzmanlara göre şehirler, seçmenlerin günlük yaşamında doğrudan görünür olan alanları düzenleyebildikleri için ulusal hükümetlere kıyasla daha hızlı adım atabiliyor.
Yasaklar işe yarıyor mu?

Fosil yakıt reklam yasaklarının etkisini ölçmek için henüz erken olsa da, geçmişteki benzer kısıtlamalar umut verici sonuçlar verdi:
- Londra’da Transport for London’ın 2019’daki abur cubur reklam yasağının ardından ailelerin haftalık alışverişlerinde ortalama 1.000 kalori daha az tükettiği belirlendi.
- Şili’de fast food reklamlarına getirilen sınırlamalar, şekerli içecek alımlarında yüzde 24 düşüş sağladı.
- 1960’lardan itibaren sıkılaşan tütün reklam yasakları, küresel tütün tüketiminde uzun vadeli düşüşe katkı sağladı.
- Kumar reklamlarına yönelik sert kısıtlamaların da toplumsal zararı azaltabileceğine dair bulgular var.
2025 tarihli bir araştırma, zararlı ürünlerin reklamlarının kısıtlanmasının daha düşük çevresel ayak izine sahip alternatiflerin geliştirilmesini teşvik edebileceğini ortaya koydu.
Hukuki ve pratik engeller
Süreç her yerde sorunsuz ilerlemiyor. Hollanda’da seyahat sektörü temsilcileri Lahey’in yasağını ifade özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle mahkemeye taşıdı ancak mahkeme yasağın iklim ve halk sağlığı gerekçeleriyle meşru olduğuna hükmetti.
ABD’de ise reklamlar Anayasa’nın Birinci Değişikliği kapsamında korunduğu için kapsamlı yasaklar hukuki açıdan zor görülüyor. Kanada’nın Toronto kentinde 2025’te önerilen bir yasak, meclis üyelerinin “yanıltıcı reklam” tanımındaki belirsizlikler nedeniyle reddedildi.
Ayrıca yerel yasaklar internet reklamlarını kapsamıyor; dijital platformlar hâlâ büyük bir boşluk olarak görülüyor.
Tek başına yeterli değil
Uzmanlar, reklam yasaklarının tek başına mucize çözüm olmadığını vurguluyor. Başarılı olması için ulaşım, enerji ve konut politikalarıyla desteklenmesi gerekiyor. Lahey, yasağın yanı sıra elektrikli araç şarj altyapısını genişletiyor ve ev sahiplerine ısı pompası ve yalıtım için faizsiz kredi sunuyor.
İnsan hakları ve iklim değişikliği özel raportörü Elisa Morgera, fosil yakıt reklamlarının “fosil yakıt ürünlerinin hayatımızdaki doğal kabul edilen varlığını” pekiştirdiğini belirtiyor. Yasakların bu algıyı sorgulattığını savunuyor.
Tütün benzetmesi
Lahey’den Barker, uygulamayı tütün reklamlarıyla karşılaştırıyor: “Sigara akciğerlerimizi mahvederken, fosil yakıtlar gezegenin akciğerlerini mahvediyor. Gezegen üzerinde yıkıcı etkisi olan bir şeyi neden teşvik edelim?”
Şehirlerin attığı bu adımlar, iklim mücadelesinin yalnızca enerji üretiminden ibaret olmadığını; tüketim kültürü, kamusal alan ve toplumsal normların da dönüşümün parçası olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda bu yasakların etkisi daha net ölçülebilecek olsa da, şimdiden küresel ölçekte güçlü bir politik ve sembolik mesaj verdiği açık.
Kaynak: BBC





