Yeni bir araştırma, ölümcül sıcak hava dalgalarının bazı şehirlerde insan vücudunun dayanım sınırlarını şimdiden aştığını ortaya koydu. Bilim insanları, özellikle yaşlılar için gölgede bile hayatta kalmanın mümkün olmadığı dönemler görüldüğünü belirtiyor.
Aşırı sıcaklar artık yalnızca rahatsızlık veren hava olayları değil; bazı durumlarda insan bedeninin dayanım sınırlarını fiilen aşan ölümcül koşullara dönüşüyor. Yeni bir araştırma, 2003 ile 2024 arasında yaşanan altı büyük sıcak hava dalgasını yeniden analiz ederek, bu olayların özellikle yaşlı insanlar için “yaşanmaz” düzeye ulaştığını ortaya koydu. Bulgular, insanların aşırı sıcak ve neme karşı sanılandan daha hassas olduğunu ve küresel ısınma ilerledikçe riskin çok daha ağırlaşacağını gösteriyor.
Araştırma, Nature Communications dergisinde yayımlandı. Bilim insanları, Suudi Arabistan’ın Mekke, Tayland’ın Bangkok, ABD’nin Phoenix, Avustralya’nın Mount Isa, Pakistan’ın Larkana ve İspanya’nın Sevilla kentlerinde yaşanan sıcak hava dalgalarını inceledi. Bu olayların hiçbiri uzun süredir teorik mutlak sınır olarak kabul edilen 35 derece ıslak termometre sıcaklığına ulaşmadı. Buna rağmen binlerce insan öldü.


Islak termometre sıcaklığı neden önemli?
Islak termometre sıcaklığı, yalnızca hava sıcaklığını değil, aynı zamanda nemi de hesaba katan bir ölçü. İnsan vücudu kendini esas olarak terleme ve bu terin buharlaşması yoluyla soğutabiliyor. Ancak hava çok sıcak ve nemliyse ter buharlaşamıyor ve vücut ısısı hızla tehlikeli seviyelere çıkabiliyor.
Uzun süre bilim insanları, altı saat boyunca 35 derece ıslak termometre sıcaklığına maruz kalmanın insanın hayatta kalabileceği mutlak üst sınır olduğunu düşünüyordu. Yeni çalışma ise ölümcül koşulların bu teorik eşiğe ulaşmadan da ortaya çıkabildiğini gösteriyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-


-

Yenilenebilir EnerjiAB ülkeleri fosil yakıtlara bağımlılıktan kurtulmak için bir araya geliyor -


-




Araştırma neyi değiştirdi?
Çalışmanın fark yaratan yönü, yalnızca sıcaklık ve neme değil, insan bedeninin yaşa bağlı serinleme kapasitesine de bakması oldu. Araştırmacılar, vücudun terleme ve ısı düzenleme becerisini hesaba katan yeni bir hayatta kalma modeli uyguladı. Sonuçta, incelenen altı sıcak hava dalgasının tamamında yaşlı bireyler için hayatta kalmanın mümkün olmadığı zaman dilimleri tespit edildi.
Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden baş yazar Prof. Sarah Perkins-Kirkpatrick, sonuçları “şok edici” olarak tanımladı. Özellikle şehir düzeyinde bu kadar açık ölümcül eşiklerin ortaya çıkmasını beklemediğini söyleyen araştırmacı, eğer bu koşullar bugün yaşanıyorsa, daha sıcak bir geleceğin çok daha ağır sonuçlar getireceğini vurguladı.


Hangi şehirlerde risk kritik düzeye çıktı?
Araştırmaya göre altı sıcak hava dalgasının tamamında, 65 yaş üstü kişilerin doğrudan güneş altında dışarıda kalmasının hayatta kalamayacakları dönemler yaşandı. Larkana ve Phoenix’te ise durum daha da ağırdı: yaşlı insanlar için gölgede bile hayatta kalmanın mümkün olmadığı zaman dilimleri tespit edildi.
Pakistan’ın Larkana kentindeki sıcak hava dalgası ayrıca dikkat çekici bir bulgu daha ortaya koydu. Bu olayda, 18-35 yaş arası yetişkinler için bile güneş altında ölümcül koşullar oluştu. Bu sonuç, aşırı sıcakların yalnızca kırılgan grupları değil, sağlıklı genç yetişkinleri de tehdit edebileceğini gösteriyor.
Ölümler neden tam olarak görünmüyor?


Araştırmacılara göre sıcaktan kaynaklanan ölümler dünya genelinde ciddi biçimde eksik raporlanıyor. Özellikle gelişmekte olan, yoğun nüfuslu ve sağlık izleme sistemleri zayıf bölgelerde, aşırı sıcakla ilişkili ölümlerin kayda geçirilmediği ya da başka nedenlerle sınıflandırıldığı düşünülüyor.
Bu nedenle bilim insanları, gerçek riskin mevcut resmi verilerden daha büyük olabileceğini belirtiyor. Çalışmanın ortak yazarlarından Prof. Ollie Jay, yaşamı tehdit eden sıcak koşulların halihazırda var olduğunu ve gelecekteki riskin daha önce düşünülenden neredeyse kesin biçimde daha büyük olduğunu söyledi.
Yaşlılar neden daha fazla risk altında?


Uzmanlara göre yaş ilerledikçe vücudun terleme kapasitesi azalıyor. Bu da özellikle 75 yaş üstü kişilerde sıcak hava dalgalarını daha tehlikeli hale getiriyor. Yeterince terleyemeyen vücut, ısıyı atmakta zorlanıyor ve sıcak çarpması riski hızla yükseliyor.
Bu nedenle iklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklıkların en ağır yükünü yaşlılar, kronik hastalığı olanlar, açık alanda çalışanlar ve klimasız ortamlarda yaşayan yoksul topluluklar taşıyor.
Bu bulgu iklim politikaları için ne anlama geliyor?
Araştırma, sıcak hava dalgalarının artık geleceğin değil bugünün sağlık krizi olduğunu ortaya koyuyor. Bilim insanlarına göre özellikle Hindistan, Orta Doğu, tropik bölgeler ve kuzey Avustralya gibi sıcak ve nemli kuşaklarda, yüksek sıcaklıkları sınırlamak artık yaşamsal hale geldi.
Yeni Güney Galler Üniversitesi’nden Prof. Steve Sherwood, insan fizyolojisinin sınırlarına bu kadar yaklaşılmış olmasının son derece ciddi olduğunu söyledi. Sherwood’a göre, yağış, kuraklık ya da deniz seviyesi gibi diğer iklim riskleri kontrol altına alınsa bile, aşırı sıcak ve nemin artışı tek başına çok büyük bir insani yıkım yaratabilir.
Araştırma, sıcak hava dalgalarının yalnızca termometredeki birkaç dereceden ibaret olmadığını; insan bedeninin sınırlarına doğrudan çarpan bir kriz haline geldiğini gösteriyor. Bu nedenle sıcaklık artışını sınırlamak, artık yalnızca çevresel değil, temel bir halk sağlığı meselesi olarak görülüyor.





