Yeni araştırmalar, 100 milyon yıl önce yaşayan dev ahtapotların antik okyanusların tepe yırtıcıları arasında yer almış olabileceğini gösteriyor. Hokkaido Üniversitesi’nin incelediği olağanüstü korunmuş çeneler, toplam uzunluğun 7 ila 19 metreye ulaşabildiğini ve bu canlıların bilinen en büyük omurgasızlar olabileceğini ortaya koyuyor.
100 milyon yıl önceki antik okyanuslarda dev ahtapot izleri


Bilim insanları, dinozorların hüküm sürdüğü dönemde dev ahtapotların antik denizlerde dolaştığını düşünüyor. En eski ahtapotlardan bazıları güçlü kollara ve gaga benzeri çenelere sahipti. Bu yapı, başka hayvanların kabuklarını ve kemiklerini kemirmeye elverişliydi. Bulgular, bu canlıların yalnızca leşçi değil, etkin ve güçlü avcılar olduğunu destekliyor.
Fosilleşmiş çeneler tepe yırtıcıya işaret ediyor
Hokkaido Üniversitesi’nden bir ekip, olağanüstü korunmuş çene fosillerini ayrıntılı biçimde analiz etti. Çalışma, dev ahtapotların büyük balıkların ve deniz sürüngenlerinin sert dokularını çiğneyebildiğini gösteriyor. Araştırmacılar, çene biçimi ve aşınma izlerinden güçlü ısırma kuvveti ve zorlu avlara uyumlu bir beslenme tarzı okudu.
Yırtıcılar hiyerarşisi yeniden yazılıyor


Paleontoloji literatürü uzun süre en büyük deniz yırtıcılarının balıklar ve sürüngenler gibi omurgalılar olduğunu varsaydı. Ahtapot ve kalamar gibi omurgasızlar daha “ikincil” rollerle anıldı. Yeni bulgular bu tabloyu sorguluyor. Dev ahtapotlar, dönemin üst düzey yırtıcılarıyla doğrudan rekabet edebilecek donanıma sahip görünür.
Boyut tahmini: 7 ila 19 metre aralığı
Araştırma, gövde uzunluğunu 1,5 ila 4,5 metre arasında hesaplıyor. Kollar da eklendiğinde toplam uzunluk 7 ila 19 metreye çıkıyor. Bu aralığın alt sınırı bile günümüz standartlarına göre olağanüstü büyük. En üst sınır gerçekleşmişse, söz konusu canlılar şimdiye dek bilinen en büyük omurgasızlar olabilir.
Tavsiye Edilen Haberler
-


-


-


-

Yenilenebilir EnerjiAvrupa’da güneş ve rüzgâr elektriği yüzde 25 ucuzlattı
Çenelerdeki asimetrik aşınma beyin işlevine dair ipucu veriyor
Fosilleşmiş çenelerde soldan sağa eşit olmayan bir aşınma görüldü. Bu durum, beslenirken bir tarafın daha çok kullanıldığını düşündürüyor. Modern hayvanlarda bu tür bir “el tercihine” benzer yanlılık, gelişmiş beyin fonksiyonlarıyla ilişkilidir. Modern ahtapotların zekâsı, problem çözme becerisi ve karmaşık av stratejileri bu bağı destekler.
Modern karşılaştırmalar: Dev Pasifik ahtapotu ve köpekbalığı videoları


Günümüzde yaşayan en büyük tür olan dev Pasifik ahtapotunun kol açıklığı 5,5 metreyi aşabiliyor. Video kayıtlarında bu hayvanların bir metreden uzun köpekbalıklarıyla mücadele ettiği görülüyor. Zürih Üniversitesi’nden paleontolog Christian Klug, “Dokunaçları ve vantuzlarıyla böyle bir hayvana mükemmel biçimde tutunabiliyorlar ve kaçış imkânı kalmıyor” diyor. Bu gözlemler, antik akrabalarının da üstün yakalama ve tutunma becerilerine sahip olabileceğini düşündürüyor.
Hâlâ yanıt bekleyen sorular var
Araştırmacılar birçok ayrıntıyı yalnızca tahmin edebiliyor. Hayvanların tam vücut biçimi net değil. Yüzgeçlerin boyutu ve yüzme hızı da belirsizliğini koruyor. Mide içeriğini taşıyan fosiller henüz bulunamadı. Bu yüzden kesin bir av listesi çıkarmak güç.
Olası av: Ammonitler ve fırsatçı beslenme
Bath Üniversitesi’nden paleontolog Nick Longrich, ana avın büyük ölçüde ammonitler olabileceğini düşünüyor. Modern ahtapotlar gibi fırsatçı bir avlanma biçimi de muhtemel. Uygun zamanda karşılarına çıkan farklı canlıları da yakalamış olabilirler. Longrich, “Bu işin aslını çözmemiz biraz zaman alacak. Biraz gizemli bir durum” diyor.
Ezici gaga, güçlü kollar ve üst düzey rekabet
Şimdilik fosiller, ezici bir çeneye, güçlü kollara ve gelişmiş bir beyne işaret ediyor. Bu donanım, dev ahtapotların antik denizlerde diğer tepe yırtıcılarla rekabet etmesini mümkün kılmış olabilir. Yeni bulgular, omurgasızların tarih öncesi deniz ekosistemlerindeki rolünü yeniden düşünmeyi gerektiriyor.





