Birleşik Krallık’ın ilk jeotermal enerji santrali Perşembe sabahı Cornwall’da faaliyete geçti. Geothermal Engineering Ltd (GEL) tarafından yaklaşık yirmi yıllık geliştirme sürecinin ardından hayata geçirilen tesiste, ülkenin en derin karasal kuyularından biri açıldı. Yerin üç mil (yaklaşık 5 kilometre) altına inen sondajla ulaşılan granit formasyonlarında neredeyse 200°C’ye varan sıcaklıklardaki su, türbinleri döndürerek elektrik üretiyor.
7/24 temiz elektrik ve yerli lityum


Santral, ulusal şebeke üzerinden 10 bin haneye kadar elektrik sağlayacak süreklilikte (baz yük) üretim yapacak. Üretilen elektrik Octopus Energy’e satıldı. Tesis aynı zamanda jeotermal akışkandan ısı ile birlikte lityum karbonat da çıkaracak. Böylece İngiltere, elektrikli araç bataryaları için kritik öneme sahip lityumda ilk yerli ticari kaynağına kavuşacak. İlk etapta yılda yaklaşık 100 ton lityum hedeflenirken, şirket orta vadede kapasiteyi 18 bin tona çıkarmayı planlıyor. Hükümet, ilk lityum çıkarma maliyetinin yüzde 50’sini karşılamak üzere 1,8 milyon sterlin hibe sağladı.
“Jeotermal, fiyat dalgalanmalarından bağımsız”
GEL CEO’su Ryan Law, uzun yıllar süren zorlu bir Ar-Ge ve geliştirme döneminin ardından tesisi devreye almanın “son derece heyecan verici” olduğunu belirterek, jeotermalin doğalgazda görülen fiyat oynaklıklarına maruz kalmadığını vurguladı. İngiliz Jeolojik Araştırma Kurumu (BGS) ise projeyi “jeotermal için önemli bir adım” olarak nitelese de, derin sondaj maliyetlerinin benzer projelerin yaygınlaşmasında engel oluşturabileceğine dikkat çekti. Bugüne kadar özel yatırımcılar ve AB kalkınma fonlarından sağlanan destekle toplam maliyet yaklaşık 50 milyon sterline ulaştı.
İngiltere’de jeotermal ısınmadan derin elektrik üretimine


Birleşik Krallık’ta toprak kaynaklı ısı pompaları ve bölgesel ısıtma ağları üzerinden sığ jeotermal kullanımı (örneğin Southampton) zaten yaygınlaşıyor. Cornwall’daki tesis ise derin jeotermalden elektrik üretimiyle bir “ilk”e imza attı. BGS’den Dr. Monaghan, granit kayadaki doğal çatlak ağları boyunca suyun dolaştırılarak ısının alındığını ve türbinlerde elektriğe dönüştürüldüğünü aktardı. Sektörde büyümenin büyük kısmı hâlen sığ jeotermale yönelmiş durumda; İngiltere’de 30 bin civarında yer altı ısı pompası bulunuyor ve hükümet hibe programlarıyla yaygınlaşmayı destekliyor.
Veri merkezleri ve kritik mineraller jeotermale ilgiyi artırıyor
Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, 2018’den bu yana derin jeotermale yapılan küresel yatırımlar yıllık ortalama yüzde 80 arttı. Bu eğilimde büyük teknoloji şirketlerinin hızla büyüyen elektrik talebi ve veri merkezlerinin güvenilir, sürekli enerji arayışı etkili. Jeotermal projeler, ısının yeniden yer altına gönderilmesi ve akışkanlardan kritik minerallerin (örneğin lityum) eş zamanlı üretilmesiyle de dikkat çekiyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-

İklim DeğişikliğiYeni araştırma: Yaz mevsimi uzuyor, daha erken başlıyor -

İklim DeğişikliğiAMOC çöküşü 640 milyar ton karbon salabilir, ısınmayı artırabilir -


-




Türkiye’de uygulanabilir mi?
Türkiye, derin jeotermalden elektrik üretiminde zaten Avrupa’nın açık ara liderleri arasında ve dünyada da üst sıralarda yer alıyor. Batı Anadolu’daki yüksek entalpili sahalar (Aydın, Denizli, Manisa, İzmir ve çevresi) onlarca yıldır elektrik, bölgesel ısıtma, seracılık ve endüstriyel süreç ısısı için kullanılıyor. Bu açıdan bakıldığında, Birleşik Krallık’taki model —derin jeotermalden 7/24 elektrik üretimi— Türkiye’de hâlihazırda uygulanıyor ve teknik olarak ölçeklenebilir. Cornwall örneğinin Türkiye için yeni ve stratejik yanı, jeotermal akışkanlardan kritik minerallerin (özellikle lityum) birlikte üretilmesi ve jeotermalin veri merkezleri gibi sürekli yüklerle eşleştirilmesi olabilir. Jeotermal kaynakların mineral içeriği sahadan sahaya değişmekle birlikte, Türkiye’deki bazı akışkanlarda lityum başta olmak üzere değerli elementlere ilişkin akademik ve endüstriyel çalışmalar sürüyor. Uygulamanın yaygınlaşması; akışkan kimyasına bağlı ekonomik fizibilite, çevresel standartlar (yeniden enjeksiyon, emisyon kontrolü), finansman ve izin süreçlerinin öngörülebilirliğiyle yakından ilişkili.
Türkiye’de hangi bölgelerde uygulanabilir?
Elektrik üretimi boyutunda en yüksek potansiyel Batı Anadolu graben sistemlerinde (Büyük Menderes, Gediz, Küçük Menderes) yer alıyor: Aydın–Germencik, Denizli–Kızıldere, Manisa–Alaşehir, İzmir–Seferihisar ve Çanakkale–Balıkesir kuşağı öne çıkıyor. Bu sahalarda derin sondaj tecrübesi, altyapı ve şebeke bağlantıları mevcut. Bölgesel ısıtma, seracılık ve sanayi ısısı için İç Anadolu’da (Afyon–Sandıklı, Kütahya–Simav, Ankara–Kızılcahamam, Nevşehir–Kozaklı) ve Doğu Anadolu’da (Erzurum–Pasinler, Van ve çevresi) sığ–orta derin jeotermal yaygınlaştırılabilir. Maden suyu ve kaplıca geleneğinin güçlü olduğu pek çok ilde, ısı pompalarıyla birleştirilmiş düşük–orta sıcaklıklı kaynaklar konut ve ticari binalarda ciddi doğal gaz ikamesi sağlayabilir. Cornwall’daki gibi eş zamanlı mineral üretimi için ise sahaya özgü jeokimyasal değerlendirme gerekir; lityum içeriği ekonomik eşiklerin üzerinde olan alanlarda pilot projeler gündeme gelebilir. Ayrıca İngiltere’deki maden suyu (flooded mine) ısıtma örneklerine benzer şekilde, Türkiye’nin kömür madenciliği geçmişine sahip bölgelerinde (örneğin Zonguldak ve Soma havzaları) terk edilmiş madenlerdeki suyun ısı kaynağı olarak değerlendirilmesi, kentsel ısıtma ağlarıyla entegre edilebilir.
Sürekli temiz enerji ve sanayi entegrasyonu için stratejik bir araç
Cornwall’daki tesis, jeotermalin yalnızca kesintisiz bir yenilenebilir elektrik kaynağı değil, aynı zamanda sanayi için kritik minerallerin yerli tedariki ve atık ısının yönetimiyle birlikte düşünüldüğünde yüksek katma değerli bir çözüm olduğunu hatırlatıyor. Türkiye’de var olan güçlü jeotermal ekosistemin; çevresel koruma standartları, finansman araçları ve teknoloji entegrasyonları (mineral eş-üretimi, veri merkezleri, seracılık, bölgesel ısıtma) ile derinleştirilmesi, enerji güvenliği ve yeşil dönüşüm hedeflerine doğrudan hizmet edebilir.





