Derin denizde şok keşif: Madencilik testi sırasında 4.000 metrede yüzlerce yeni tür bulundu

Yayın: 6 Aralık 2025 12:58
Güncelleme: 6 Aralık 2025 12:58

Kritik metallere olan küresel talebin artmasıyla birlikte, deniz tabanından madencilik yapılması planları hız kazanırken, uluslararası bir deniz biyologları ekibi Pasifik Okyanusu’nun en derin ve en az keşfedilmiş bölümlerinde çığır açan bir araştırma gerçekleştirdi.

Nature Ecology and Evolution dergisinde yayımlanan çalışma, 4.000 metre derinlikteki Clarion-Clipperton Bölgesi’nde 788 yeni tür tespit edildiğini ortaya koyarken, yapılan madencilik testlerinin bölgedeki tür çeşitliliğini yüzde 32 oranında azalttığını gösterdi.

Peki, “yeşil dönüşüm” için hayati önem taşıyan bu metaller, Dünya’nın en derin ekosistemlerinden birinde nasıl bir yıkıma yol açıyor? Güneş ışığının ulaşmadığı, besin açısından son derece fakir bu ortamda, araştırmacıların 13 yıldır yaptığı en büyük çalışma neden moleküler (DNA) verilerin kullanımını zorunlu kıldı? Uluslararası Deniz Tabanı Otoritesi (ISA) tarafından düzenlenen bu madencilik faaliyeti, derin deniz biyolojik çeşitliliği açısından hangi riskleri barındırıyor ve bu alanın yüzde 30’luk koruma bölgesi için ne tür bir envanter çalışması gerekiyor?

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

Madenciliğin bedeli: Tür çeşitliliğinde yüzde 32 kayıp

Göteborg Üniversitesi’nden deniz biyoloğu ve araştırma projesinin liderlerinden Thomas Dahlgren‘in öncülük ettiği uluslararası çalışma, Meksika ile Hawaii arasında yer alan ve yoğun ticari çıkarların bulunduğu Clarion-Clipperton Bölgesi’nde yürütüldü. Beş yıllık bir süreci ve denizde geçirilen 160 günü kapsayan araştırmada, kritik metalleri çıkarmak için kullanılan madencilik makinesinin etkileri incelendi.

Çevresel Etki Analizi Sonuçları:

  • Hayvan Sayısında Azalma: Madencilik makinesinin izlerinde hayvan sayısının yüzde 37 azaldığı görüldü.
  • Tür Çeşitliliğinde Düşüş: Bölgedeki tür çeşitliliği ise yüzde 32 oranında azaldı.

Bu bulgular, Uluslararası Deniz Tabanı Otoritesi’nin (ISA) çevresel etki değerlendirmelerine yönelik yönergeleri doğrultusunda yürütülen bu tür madencilik faaliyetlerinin, beklenenden daha az olumsuz etkiye sahip olduğu yönündeki bazı iddiaların aksine, ekosistem üzerinde ciddi ve ölçülebilir bir tahribat yarattığını kanıtlamaktadır.

Yeni yaşamın keşfi: 4.000 metre derinlikteki ekosistem

İncelenen deniz tabanı, su yüzeyinden 4.000 metre aşağıda yer almakta olup, güneş ışığının ulaşmadığı, besin açısından son derece fakir bir ortamdır. Bu derinlikteki tortu tabakası yılda milimetrenin binde biri kadar büyümektedir. Karşılaştırma yapmak gerekirse; Kuzey Denizi’nden alınan bir dip örneği 20.000 hayvan içerirken, derin deniz tabanından alınan aynı büyüklükteki bir örnek, aynı sayıda türe (ancak sadece 200 bireye) sahiptir.

Araştırmacılar, 0,3 mm’den büyük 4.350 hayvan örneği toplayarak, toplam 788 yeni tür tespit etti. Bulunan hayvanlar çoğunlukla deniz kıl kurtları (poliket solucanlar), kabuklular ve salyangoz ve midye gibi yumuşakçalardı.

Moleküler Verilerin Önemi: Proje liderlerinden Dahlgren, çoğu türün daha önce tanımlanmadığı bu ortamda, deniz tabanındaki biyoçeşitlilik ve ekoloji çalışmalarını kolaylaştırmada moleküler (DNA) verilerin çok kritik bir rol oynadığını belirtti.

Tür dağılımı bilinmiyor: Koruma alanları risk altında

Araştırmacılar envanter çalışmaları sırasında, deniz tabanı topluluklarının zamanla doğal olarak değiştiğini (muhtemelen deniz tabanına ulaşan yiyecek miktarındaki değişikliklerden kaynaklandığını) gözlemlediler. Ancak bu yeni keşfedilen türlerin Pasifik Okyanusu’nun derin deniz tabanlarında ne kadar yaygın olduğu ise hala bilinmiyor.

Londra Doğa Tarihi Müzesi’nden kıdemli yazar Adrian Glover, madencilik sonucu biyolojik çeşitlilik kaybı riskini tahmin etmeye çalışmanın artık önemli olduğunu vurguluyor. Glover, ISA tarafından korunan Clarion-Clipperton Bölgesi’nin %30’luk kısmındaki biyolojik çeşitliliği araştırmanın gerekliliğine dikkat çekerek, “Şu anda orada nelerin yaşadığına dair neredeyse hiçbir fikrimiz yok,” dedi.

Mavi büyüme ve çevresel etikler

Derin deniz madenciliği konusu, uluslararası sularda gerçekleşse de, Türkiye’nin deniz kaynaklarını ve uluslararası çevre taahhütlerini yakından ilgilendirmektedir. Türkiye, Mavi Büyüme stratejileri kapsamında deniz kaynaklarını kullanmayı hedeflerken, bu tür derin deniz araştırmaları, çevresel etikler ve ekonomik çıkarlar arasındaki hassas dengeye dikkat çekmektedir.

Uzmanlar şu noktaya dikkat çekiyor: AB’nin ve diğer küresel güçlerin “yeşil dönüşüm” adına kritik metallere olan talebi, çevresel etkileri tam olarak anlaşılamamış alanlarda madencilik baskısı yaratmaktadır. Türkiye’nin de kendi deniz yetki alanlarında (özellikle Karadeniz’in derinlikleri) potansiyel hidrokarbon veya maden yatakları araştırması yaparken, bu Pasifik örneğinden ders alması ve çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) süreçlerini uluslararası alanda en yüksek standartlarda ve biyoçeşitliliği önceliklendirerek yürütmesi gerekmektedir.

Kritik metaller, kritik sorumluluk

Derin deniz madenciliğinin, Dünya’nın en bozulmamış ekosistemlerinden birinde bile kısa sürede tür çeşitliliğinde üçte bir oranında kayba yol açması, “yeşil dönüşümün karanlık yüzü” olarak görülebilir. Elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji teknolojileri için ihtiyaç duyulan kritik metaller, eğer bu şekilde sorumsuzca çıkarılırsa, küresel biyolojik çeşitlilik açısından telafisi mümkün olmayan kayıplara neden olacaktır. Uluslararası Deniz Tabanı Otoritesi’nin, keşfi bile yeni yapılan türlerin yaşam alanlarını koruma konusunda daha sıkı ve bilimsel temelli düzenlemeler getirmesi, madencilik ruhsatlarını askıya alması ve koruma alanlarının envanterini acilen çıkarması gerekmektedir. Aksi takdirde, insanlık bir yandan iklim krizini çözmeye çalışırken, diğer yandan gezegenin en büyük biyoçeşitlilik rezervlerinden birini yok etme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.

Kaynak: Nature Ecology and Evolution Dergisi, Göteborg Üniversitesi, Thomas Dahlgren, Adrian Glover.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Çevre hikâyelerini kaçırma

İklim krizi, çevre kirliliği, deprem ve hava durumu haberlerini sosyal medyada da anlık olarak takip et.

Scroll to Top
×