Tayvan kıyılarında kurulan yüzen güneş enerjisi santrali, karadaki benzer tesislere kıyasla daha fazla elektrik üretmesi ve daha yüksek kârlılık sağlamasıyla dikkat çekti. Yeni araştırma, okyanus üzerindeki güneş enerjisi sistemlerinin küresel yenilenebilir enerji dönüşümünde önemli bir alternatif haline gelebileceğini ortaya koydu.
Bilim insanlarına göre özellikle arazi sıkıntısı yaşayan ülkeler için açık deniz güneş enerjisi projeleri, hem enerji üretimini artırabilecek hem de karasal alan baskısını azaltabilecek stratejik bir çözüm sunuyor.
Tayvan’daki yüzen güneş enerjisi sistemi daha verimli çıktı


Araştırmaya konu olan açık deniz yüzer fotovoltaik sistemi, Tayvan’ın batısındaki korunaklı bir koyda kuruldu. Chenya Energy tarafından 2020-2021 yıllarında inşa edilen tesis, yaklaşık 1,8 kilometrekarelik alanda 181 megavat kapasiteye sahip bulunuyor.
Karşılaştırma amacıyla, aynı bölgede daha önce kurulan 100 megavatlık karasal güneş enerjisi santrali incelendi. Araştırmacılar, kapasite farkını dengeledikten sonra yüzen sistemin aynı ölçekte karasal sistemlere göre yüzde 12 daha fazla elektrik ürettiğini belirledi.
Çalışmaya göre işletme ve bakım maliyetleri deniz üzerinde biraz daha yüksek olsa da, yüzer sistemlerin net kâr oranı yüzde 11’e ulaştı. Bu oran karasal güneş enerjisi santrallerinde yüzde 8 seviyesinde kaldı.
Tavsiye Edilen Haberler
Deniz üzerindeki serinlik enerji üretimini artırıyor
Araştırmayı yürüten ekipten Ching-Feng Chen, deniz üzerindeki düşük sıcaklıkların güneş panellerinin verimliliğini artırdığını söyledi.
Uzmanlara göre güneş panelleri aşırı ısındığında performans kaybı yaşanıyor. Okyanus üzerindeki daha serin hava ve güçlü rüzgarlar ise doğal bir soğutma etkisi oluşturarak enerji üretimini yükseltiyor.
Chen, “En büyük düşmanımız ısı” ifadelerini kullanarak deniz üstü sistemlerin bu açıdan önemli avantaj sunduğunu belirtti.
Bilim insanları, göller ve barajlar üzerindeki yüzen sistemlerin bile karasal panellere kıyasla yüzde 20’ye kadar daha fazla enerji üretebildiğini, okyanus koşullarının ise bu verimliliği daha da artırabileceğini ifade ediyor.


Açık deniz güneş enerjisi projeleri hızla büyüyor
Dünya genelinde bugüne kadar çoğu Çin ve diğer yoğun nüfuslu Asya ülkelerinde olmak üzere 1100’den fazla yüzen güneş enerjisi sistemi kuruldu.
En büyük projelerden biri, Çin’in Shandong kıyılarında bulunan 1 gigawatt kapasiteli açık deniz güneş enerjisi sistemi olarak öne çıkıyor.
Uzmanlara göre yüzen sistemlerin en büyük avantajlarından biri, tarım arazileri veya şehirleşme alanları üzerinde baskı oluşturmaması. Özellikle nüfus yoğunluğu yüksek ülkelerde bu durum enerji yatırımları açısından kritik önem taşıyor.
Deniz koşulları maliyetleri artırıyor
Bununla birlikte açık deniz güneş enerjisi sistemlerinin kurulumu karasal projelere göre daha karmaşık ve maliyetli.
Araştırmacılar, tuzlu su, nem, paslanma, dalga hareketleri ve fırtına riskleri nedeniyle deniz üstü projelerin maliyetinin yaklaşık yüzde 30 daha yüksek olabileceğini belirtiyor.
Tayvan’daki projede çalışan ekiplerin düzenli olarak panelleri temizlediği, sürüklenen odun ve atıkları kontrol ettiği ifade edildi. Tuz birikimi ve kuş pislikleri de bakım süreçlerini zorlaştıran unsurlar arasında yer alıyor.
Ancak uzmanlar, daha yüksek elektrik üretiminin uzun vadede bu ek maliyetleri dengeleyebileceğini düşünüyor.
Açık deniz rüzgar santralleriyle birlikte kullanılabilir


Araştırmacılar, gelecekte açık deniz güneş enerjisi sistemlerinin rüzgar santralleriyle entegre biçimde kullanılabileceğini belirtiyor.
Geçen yıl yayımlanan bir araştırma, uygun okyanus yüzeylerinin yalnızca yüzde 1’inin rüzgar ve güneş enerjisi projeleriyle değerlendirilmesi durumunda, 2050’de küresel elektrik talebinin yaklaşık yüzde 30’unun karşılanabileceğini ortaya koydu.
Hollanda ve Almanya merkezli şirketler de Kuzey Denizi’nde çeşitli açık deniz güneş enerjisi projelerini test ediyor.
Çevresel etkiler tartışılıyor
Teknolojinin büyümesiyle birlikte çevresel etkiler de tartışma konusu olmaya başladı.
Uzmanlar, büyük yüzen güneş panellerinin su yüzeyini gölgeleyerek oksijen seviyelerini ve ışık geçişini azaltabileceğini, bunun da fitoplankton ve deniz yosunları gibi canlıları etkileyebileceğini belirtiyor.
Vincent Bax, kıyıdan uzak bölgelerde dalga ve hava koşullarının teknik zorluk yarattığını, kıyıya yakın alanlarda ise biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Buna rağmen uzmanlar, insan faaliyetlerinin karasal projelere kıyasla daha sınırlı olması nedeniyle açık deniz güneş enerjisinin önemli bir potansiyel taşıdığı görüşünde birleşiyor.
Ada ülkeleri için stratejik çözüm olabilir
Araştırmacılar, açık deniz güneş enerjisinin özellikle ada ülkeleri için stratejik bir çözüm haline gelebileceğini düşünüyor.
Tayvan, Japonya, Endonezya ve Karayip ülkeleri gibi hem yoğun nüfuslu hem de arazi kısıtı yaşayan bölgelerde bu teknolojinin daha hızlı yaygınlaşabileceği belirtiliyor.
Uzmanlara göre enerji dönüşümünün hızlandığı dönemde okyanuslar, güneş enerjisi sektörünün yeni büyüme alanı olmaya aday görünüyor.









