Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun kaleme aldığı “Afetlere Dirençli Kentler | Yerel Yönetimler İçin Afet Politikaları” adlı kitap, Marmara Belediyeler Birliği (MBB) Kültür Yayınları’ndan çıktı. Yerel yönetimler için 10 somut adım, bilimsel verilere dayalı yeni afet yönetimi yaklaşımı ve Risk = (Tehlike × Maruziyet × Etkilenebilirlik) / Kapasite formülü gibi içeriklerin yer aldığı eser, Türkiye’de afet yönetimine ilişkin ulusal stratejiler ile uluslararası politika belgeleri arasında bütüncül bir bağ kuruyor.
Yerel yöneticiler, şehir plancıları ve ilgili teknik personel için rehber niteliği taşıyan esere dijital olarak erişilebiliyor.

Afet riskleri artarken kentlerin dirençliliği gündemde
Afet risklerinin giderek arttığı günümüzde şehirlerin dirençlilik kapasitesini güçlendirmeyi amaçlayan “Afetlere Dirençli Kentler: Yerel Yönetimler İçin Afet Politikaları”, yerel yönetimlere yönelik kapsamlı ve stratejik bir çerçeve sunuyor. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu tarafından kaleme alınan çalışma, afetleri yalnızca doğal olaylar olarak değil; plansız kentleşme, kurumsal kapasite eksiklikleri ve sosyal kırılganlıklarla birlikte ele alınan çok boyutlu riskler olarak değerlendiriyor.
Kitap, bu bakış açısıyla afet yönetimini müdahale odaklı yaklaşımların ötesine taşıyarak zarar azaltma ve hazırlık süreçlerini merkeze alan bütüncül bir yönetim modeli öneriyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-
Yenilenebilir EnerjiAB, Yunanistan’ın 400 milyon euroluk yeşil sanayi planını onayladı -
-
-
Yenilenebilir EnerjiSon 5 yılda güneş ve rüzgâr kurulu gücü ikiye katlandı
Afet yönetiminde müdahaleden önlemeye geçiş
Eserin temel yaklaşımı, afetlerin kaçınılmaz olmakla birlikte büyük ölçüde yönetilebilir olduğu fikrine dayanıyor. Afet riskinin yalnızca tehlike ile değil; maruziyet, etkilenebilirlik ve kurumsal kapasitenin birleşimiyle ortaya çıktığı vurgulanıyor.
Bu kapsamda yerel yönetimlerin afet risklerini; planlama, altyapı yatırımları, sosyal politikalar, bütçe yönetimi ve veri temelli karar alma süreçleriyle birlikte ele alması gerektiği ifade ediliyor. Afet yönetimi, kriz anındaki müdahale faaliyetleriyle sınırlı kalmayıp kent planlamasından altyapı tasarımına, eğitimden kamu iletişimine kadar uzanan geniş bir yönetişim alanı olarak ele alınıyor.
Bütünleşik afet yönetimi ve “daha iyisini inşa et” yaklaşımı
Kitapta afet yönetimi; zarar azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme aşamalarından oluşan döngüsel bir süreç olarak tanımlanıyor. Özellikle afet sonrası iyileştirme süreçlerinde öne çıkan “Build Back Better” (Daha İyisini İnşa Et) yaklaşımı, kentlerin afet sonrası yalnızca eski hâline dönmesini değil, daha güvenli, sürdürülebilir ve kapsayıcı biçimde yeniden yapılandırılmasını hedefliyor.
Bu yaklaşımın, afet politikalarını şehircilik ve kalkınma politikalarının ayrılmaz bir parçası hâline getirdiği vurgulanıyor.
Ulusal ve uluslararası politika belgeleriyle bütünlük
Eserde, Türkiye’de afet yönetimine ilişkin ulusal stratejiler ile uluslararası politika belgeleri arasında güçlü bir bağ kuruluyor. Türkiye Afet Risk Azaltma Planı, Türkiye Afet Müdahale Planı ve İl Afet Risk Azaltma Planları gibi belgelerin yerel uygulamalara nasıl entegre edilebileceği ele alınıyor.
Aynı zamanda Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Paris İklim Anlaşması gibi uluslararası metinler, yerel yönetimler için önemli referanslar olarak değerlendiriliyor.
Yerel yönetimler için 10 somut adım
Kitap, uygulanabilir politika önerileriyle dikkat çekiyor. Risk yönetiminin kurumsal düzeyde güçlendirilmesi, coğrafi bilgi sistemleri tabanlı risk haritalarının oluşturulması, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, kritik altyapıların dayanıklılığının artırılması ve mahalle ölçeğinde gönüllülük ağlarının güçlendirilmesi öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.
Belediyelerin afet yönetimini tüm kurumsal süreçlere entegre eden “öğrenen organizasyon” modelini benimsemesi gerektiği vurgulanıyor.
Afet Dirençliliğinin sosyal boyutu
Eserde afetlerin toplum üzerindeki etkilerinin eşit olmadığına dikkat çekiliyor. Yoksullar, çocuklar, yaşlılar, engelliler ve göçmenler gibi kırılgan grupların dirençliliğini artırmaya yönelik kapsayıcı politikaların gerekliliği vurgulanıyor. Afet yönetimi, teknik bir alan olmanın ötesinde, sosyal adalet ve kamu hizmeti meselesi olarak ele alınıyor.
Veri temelli ve şeffaf afet yönetimi
Kitapta veri odaklı yönetişim anlayışı önemli bir yer tutuyor. Dijital risk haritaları, sensör sistemleri, açık veri uygulamaları ve şeffaf raporlama mekanizmalarının afet risklerinin yönetiminde kritik rol oynadığı belirtiliyor. Bu yaklaşımın, afet süreçlerinde kamu güvenini güçlendireceği ifade ediliyor.
Yerel yönetimler için stratejik bir başvuru kaynağı
“Afetlere Dirençli Kentler: Yerel Yönetimler İçin Afet Politikaları”, afet dirençliliğini proje bazlı çalışmalardan çıkararak yerel yönetimler için sürekli işleyen bir yönetim modeli olarak ele alıyor. Çalışma, afetlere karşı dayanıklı şehirler inşa etmenin kriz anındaki müdahaleden çok, kriz öncesinde geliştirilen planlama, koordinasyon ve kurumsal hazırlık süreçleriyle mümkün olduğunu ortaya koyuyor.
Kitap, yerel yönetimler, akademisyenler ve afet yönetimi alanında çalışan uzmanlar için önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.





