Türkiye, yenilenebilir enerji alanında yeni bir döneme giriyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ülkenin ilk büyük ölçekli deniz üstü rüzgar enerjisi yatırımlarına kapı aralayacak deniz üstü rüzgara dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) sürecini başlattı. Kamuoyu görüşüne açılan şartname taslağı, 1 gigavatlık (GW) bağlantı kapasitesinin 49 yıllığına tahsisini öngörürken, Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisinde yatırım aşamasına geçtiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Yayımlanan taslak, sadece yeni bir enerji üretim alanı oluşturmayı değil, aynı zamanda yerli sanayi, mühendislik, limancılık ve denizcilik sektörlerini de kapsayan geniş çaplı bir ekonomik dönüşümün başlangıcını işaret ediyor. Uzmanlar, Türkiye’nin teknik olarak yaklaşık 75 GW seviyesindeki deniz üstü rüzgar potansiyelinin uzun vadede enerji sektöründe stratejik bir değişim yaratabileceğine dikkat çekiyor.
İlk aşamada 1 GW kapasite için yarışma düzenlenecek
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan taslağa göre, deniz üstü rüzgar enerjisine yönelik ilk YEKA yarışması 1 GW bağlantı kapasitesi için gerçekleştirilecek. Yarışmanın, daha önce ilan edilen dört aday deniz üstü rüzgar sahasından biri için düzenlenmesi planlanıyor. Ancak hangi bölgenin ihaleye konu olacağı ilerleyen süreçte netleşecek.
Şartname kapsamında yatırımcıya verilecek alan kullanım hakkının süresi 49 yıl olarak belirlenirken, süreç boyunca teknik yeterlilik, finansman kapasitesi ve proje geliştirme kriterleri ön planda olacak.
Sektör temsilcileri, bu adımın Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirmesinin yanı sıra temiz enerji dönüşümünü hızlandıracağını vurguluyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-
Çevre KirliliğiGuterres: Fosil yakıtlara dayalı kalkınma modelinin geleceği yok -

-

-

Deniz üstü rüzgarda yatırım dönemine geçiliyor
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı Dr. İbrahim Erden, şartname taslağının kamuoyu görüşüne açılmasının sektör açısından tarihi bir eşik olduğunu belirtti.
Erden, Türkiye’nin uzun yıllardır deniz üstü rüzgar enerjisi konusunda hazırlık yaptığını hatırlatarak, artık planlama sürecinden somut yatırım aşamasına geçildiğini söyledi.
Türkiye’nin karasal rüzgar enerjisinde güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğunu ifade eden Erden, deniz üstü rüzgar yatırımlarının yalnızca elektrik üretimiyle sınırlı kalmayacağını belirtti. Kule üretiminden deniz yapıları inşasına, liman hizmetlerinden bakım ve işletme faaliyetlerine kadar çok sayıda sektörün bu yatırımlardan doğrudan etkileneceğini kaydetti.
Erden’e göre Türkiye, mevcut sanayi kapasitesi sayesinde yalnızca kendi projelerini geliştiren bir ülke değil, aynı zamanda bölgesel ölçekte ekipman ve hizmet sağlayan önemli bir merkez haline gelebilir.
75 GW’lık potansiyel dikkat çekiyor
TÜREB Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman ise deniz üstü rüzgar projelerinin yüksek sermaye gerektiren ve uzun vadeli planlama isteyen yatırımlar olduğuna dikkat çekti.
Dünya Bankası ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı iş birliğiyle hazırlanan çalışmalara göre Türkiye’nin teknik deniz üstü rüzgar enerjisi potansiyeli yaklaşık 75 GW seviyesinde bulunuyor. Uzmanlara göre bu kapasitenin değerlendirilmesi, Türkiye’nin enerji dönüşümünde yeni bir sayfa açabilir.
Yaman, kamuoyu görüşüne açılan ilk 1 GW’lık kapasitenin gelecekte çok daha büyük bir pazarın başlangıcı niteliğinde olduğunu ifade etti. Bakanlığın orta vadede 5 GW seviyesine ulaşmayı hedeflemesinin yatırımcılar açısından önemli bir görünürlük sağladığını belirten Yaman, planlanan takvimin ilerlemesi halinde ilk deniz üstü rüzgar santrallerinin 2030 yılı civarında devreye alınabileceğini söyledi.
Ekonomiye milyarlarca dolarlık katkı sağlayabilir
Deniz üstü rüzgar enerjisinin ekonomik etkileri de dikkat çekiyor. Dünya Bankası’nın senaryolarına göre 2040 yılına kadar 3,5 GW kurulu güce ulaşılması halinde yaklaşık 4 milyar dolarlık ekonomik katkı ve 32 bin iş yılı istihdam oluşturulabilir.
Kurulu gücün 7 GW seviyesine yükselmesi durumunda ise ekonomik katkının 16 milyar dolara, oluşturulabilecek istihdamın ise 110 bin iş yılına kadar çıkabileceği öngörülüyor.
Bu nedenle uzmanlar, deniz üstü rüzgar yatırımlarının yalnızca enerji üretim projeleri olarak değil; sanayi politikası, ihracat stratejisi ve istihdam yaratma kapasitesi açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Finansman ve altyapı hazırlıkları kritik önem taşıyor
Sektör temsilcilerine göre başarılı bir deniz üstü rüzgar programı için sadece ihale sürecinin başlatılması yeterli olmayacak. Rüzgar ölçümleri, deniz tabanı analizleri, çevresel etki değerlendirmeleri, şebeke bağlantı planları ve liman altyapılarının eksiksiz hazırlanması gerekiyor.
Ayrıca oluşturulacak yarışma modelinin uluslararası yatırımcılar ve finans kuruluşları açısından “bankable” olarak tanımlanan, yani finansman bulunabilir nitelikte olması büyük önem taşıyor.
Türkiye’nin tersane sanayisi, çelik üretimi, mühendislik kapasitesi ve mevcut rüzgar enerjisi tedarik zinciri bu alanda önemli avantajlar sunuyor.
Türkiye’nin enerji dönüşümünde yeni dönem
Deniz üstü rüzgar enerjisi, dünya genelinde hızla büyüyen yenilenebilir enerji alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede enerji dönüşümünün temel unsurlarından biri haline gelen sektör, yüksek üretim kapasitesi ve düşük karbon emisyonu avantajıyla dikkat çekiyor.
Türkiye’nin ilk deniz üstü rüzgar YEKA sürecini başlatması, ülkenin yenilenebilir enerji hedefleri açısından önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor. Uzmanlar, atılacak ilk adımın sadece yeni elektrik üretim kapasitesi yaratmayacağını, aynı zamanda Türkiye’nin temiz enerji teknolojilerinde bölgesel bir üretim ve yatırım merkezi olma hedefini de güçlendireceğini belirtiyor.









