Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Kıdemli Uzmanı ve İklim Değişikliği Program Başkanı Dr. Ümit Şahin, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi’nde açıkladığı yeni Ulusal Katkı Beyanı’nı (NDC) analiz etti. Dünyanın en büyük 15. emisyon kaynağı ve hızla büyüyen bir ekonomisi olan Türkiye’nin rolünün kritik olduğunu belirten Şahin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından duyurulan hedeflerin, beklenen ilerlemenin gerisinde kaldığını ve emisyonlarda gerçek kesintiler yerine, sadece artışı kontrol altına almayı amaçladığını vurguladı.

Türkiye, 2021’de Paris Anlaşması’nı onaylayarak 2053 net sıfır hedefini belirlemesine rağmen, bu yeni taahhüt bu vizyonla çelişiyor. Peki, hükümetin “referans senaryoya göre %42’lik azalma” olarak sunduğu hedef pratikte ne anlama geliyor? Emisyonlar kesilmek yerine neden artmaya devam edecek? Türkiye, küresel hedeflerle uyumlu bir karbonsuzlaşma yoluna nasıl geçebilir?
“Her zamanki işleyiş” temel çizgisi: Bir kesinti değil, bir artış
Dr. Şahin’in analizine göre, Türkiye’nin yeni NDC’sinin en büyük sorunu, belirlenen temel senaryodur. Hükümet, iklim değişikliğine karşı herhangi bir eylemde bulunulmaması durumunda emisyonların (2023’te 552 milyon ton) 12 yılda iki katına çıkarak 1.109 milyon tona ulaşacağını varsayıyor.
Yeni taahhüt ise bu büyümeyi 2035 yılına kadar 643 milyon ton ile sınırlandırmayı vaat ediyor. Kağıt üzerinde bu, referans senaryoya göre çarpıcı bir %42’lik azalma gibi görünse de, pratikte sürekli büyümeyi garantiliyor:
Tavsiye Edilen Haberler
-
SürdürülebilirlikTürkiye Sigorta tarafından “Su Raporu” yayımlandı -
-
-
- 2035 Hedefi: 643 milyon ton.
- 2023 Seviyesine Göre Fark:
643−552=91 milyon ton artış.
- Anlamı: Emisyonlar, 2023 yılına göre %16 daha yüksek olacak ve bu, yıllık 7-8 milyon tonluk bir artış anlamına geliyor.
Dr. Şahin, bu durumu bir kesintiden ziyade, “kontrollü bir artış” sağlama taahhüdü olarak nitelendiriyor. İstanbul Politika Merkezi’nin modellemesi de, Türkiye’nin mevcut gidişatını sürdürmesi halinde emisyonların 2035’e kadar ulaşacağını gösteriyor. Bu şaşırtıcı benzerlik, yeni NDC’nin “her zamanki işleyişten” gerçek bir sapma sunmadığı sonucunu ortaya koyuyor.
Kömür ve çelişen net sıfır vizyonu
Türkiye, bir yandan 2053 net sıfır hedefine ulaşmayı taahhüt ederken, diğer yandan bu yeni emisyon artışı taahhüdüyle çelişiyor.
- Hızlanan İklim Yönetişimi: Türkiye, 2021’de Paris Anlaşması’nı onayladıktan sonra Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı kurdu, ilk İklim Yasası’nı kabul etti ve 2026’da COP31’e ev sahipliği yapmak için kampanya yürütüyor. Bu adımlar, iklimin iç gündemde yükseldiğini ve vatandaşların yaklaşık %80’inin iklim değişikliğinden endişe duyduğunu gösteriyor.
- Yenilenebilir Enerjide Büyüme: Yenilenebilir enerji önemli ölçüde büyüdü; 2024’te rüzgâr ve güneş, elektrik üretiminin %18’ini oluşturdu ve fosil olmayan kaynakların payı %45’e yükseldi. Elektrikli araçlar ve demiryolu elektrifikasyonu gibi alanlarda da ilerlemeler var.
- Kömür ve Çelişki: Ancak kömür hâlâ Türkiye’nin elektriğinin üçte birinden fazlasını sağlıyor. Emisyonları 2035’e kadar artırmayı taahhüt etmek, ülkenin 2053’te net sıfıra ulaşma hedefini temelden zedeliyor. Emisyonlar
üzerine çıkarsa, sonraki 15 yıl içinde net sıfıra inmek için yılda %10’un üzerinde bir azaltım gerekecek. Dr. Şahin, hiçbir ülkenin daha önce bu kadar hızlı bir karbonsuzlaşma süreci yaşamadığını belirtiyor.
Fırsat penceresi: Türkiye çok daha hızlı azaltabilir
Dr. Şahin’e göre, Türkiye’nin önünde hâlâ önemli bir fırsat penceresi bulunuyor. Ülkenin bol miktarda yenilenebilir kaynağa, genç bir iş gücüne, güçlü ticaret bağlantılarına ve uluslararası finansmana erişimi var. İstanbul Politika Merkezi’nin Karbonsuzlaştırma Yol Haritası, siyasi irade ve tutarlı politikalarla Türkiye’nin emisyonlarını çok daha hızlı kesebileceğini gösteriyor:
- Hedef: 2035 yılına kadar emisyonları 2021 seviyelerinin %35 altına düşürmek.
- Gereken Eylemler:
- 2036 yılına kadar kömürü aşamalı olarak sonlandırmak.
- Yılda rüzgâr ve güneş enerjisi santrali kurmak.
- Binalarda fosil yakıt kullanımını azaltmak ve elektrikli araç kullanımını hızlandırmak.
Dr. Şahin’in mesajı açık: Türkiye’nin yeni iklim hedefleri, küresel ısınmayı ,
hatta
altında tutma hedefleriyle uyumlu değildir. Asıl soru, Türkiye’nin karbonsuzlaşıp karbonsuzlaşamayacağı değil, fırsat penceresi kapanmadan önce kararlı bir şekilde harekete geçip geçemeyeceğidir.
Kaynak: Dr. Ümit Şahin – Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (Climate Home News)

