Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA), küresel iklim kriziyle ilgili çarpıcı verileri hatırlattı. Vakfın tespitlerine göre, 2024 yılında atmosferdeki karbondioksit (CO2) seviyesi, kaydedilen en yüksek yıllık artış olan yüzde 152 oranında artarak rekor kırdı. Daha da endişe verici olan, yıllık küresel ortalama sıcaklığın, sanayi öncesi döneme göre ilk kez 1.5C’yi aşması oldu. Bu kritik eşik, iklim bilimcilerin en tehlikeli ve geri döndürülemez etkilerden kaçınmak için belirlediği sınırın sembolik olarak aşılması anlamına geliyor, ancak uzun vadeli değerlendirmelerde 1.5C hedefi halen korunmaktadır.
Bu gelişme neden önemli? TEMA Vakfı, tüm canlıların yaşamını tehdit eden bu krizin bedelini, doğa ve sera gazı salımında en az sorumlu olan toplulukların ödediğini vurgulayarak, konuyu doğrudan iklim adaleti zeminine taşımaktadır. CO2 seviyesindeki rekor artış, küresel eylemlerin yetersiz kaldığını gösterirken, 1.5C eşiğinin aşılması, gezegenin bir ‘ısınma şoku’ yaşadığının bilimsel bir göstergesidir. TEMA, adil bir gelecek inşa etmek için fosil yakıtlardan hızla çıkılmasını, şehirlerin iklime dirençli hale getirilmesini ve krizden sorumlu ülkelerin kayıp ve hasarları tazmin etmesini talep ederek tüm karar vericileri acil eyleme çağırıyor.
İklim adaleti vurgusu: En az sorumlu olanlar en yüksek bedeli ödüyor
TEMA Vakfı, iklim krizinin mevcut ilerleyişinin sadece ekolojik değil, aynı zamanda derin bir ahlaki ve sosyoekonomik adaletsizlik sorunu olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-
SürdürülebilirlikTürkiye Sigorta tarafından “Su Raporu” yayımlandı -
-
-
İklim krizinin bedeli:
- Doğa ve Yoksul Topluluklar: Sanayileşmiş ve zengin ülkelerin tarihsel olarak neden olduğu emisyonların sonuçlarını, doğal sistemler ve gelişmekte olan/en az gelişmiş ülkelerdeki yoksul topluluklar ödemektedir.
- Kayıp ve hasar: Vakıf, krizden sorumlu ülkeleri, iklim etkilerinden en çok etkilenen kesimlerin maruz kaldığı kayıp ve hasarları (Loss and Damage) gidermeye yönelik somut adımlar atmaya çağırıyor. Bu çağrı, küresel iklim müzakerelerinde (COP’lar) temel bir anlaşmazlık noktası olan finansman sorumluluğuna dikkat çekiyor.
TEMA’nın acil eylem planı: 6 maddelik çağrı
Vakıf, küresel ve ulusal karar vericilere yönelik, iklim krizini sınırlandırmak ve etkilerine karşı dayanıklılığı artırmak için altı maddelik somut bir yol haritası sunuyor:
- Fosil Yakıtlardan Çıkış: Fosil yakıtlardan çıkışın ve adil geçiş planlarının (Just Transition) hızlandırılması, ekonomik ve sosyal dengeleri koruyarak temiz enerjiye geçişin sağlanması.
- Kentsel Dirençlilik: Şehirlerin iklime dirençli hale getirilmesi için altyapı, planlama ve yeşil alan yatırımlarının artırılması.
- Politika Geliştirme: Sera gazı emisyonlarının azaltılması (Mitigation) ve etkilerine uyum (Adaptation) politikalarının eş zamanlı ve güçlü bir şekilde geliştirilmesi.
- 1.5C Sınırı: Küresel sıcaklık artışının 1.5C kritik eşiğinde sınırlandırılması için ulusal emisyon azaltım taahhütlerinin (NDC’ler) güçlendirilmesi.
- Sorumluluk ve Tazminat: Krizden sorumlu ülkelerin, etkilenen kesimlerin kayıp ve hasarlarını gidermesi.
- Karar Vericilere Çağrı: Tüm karar vericilerin iklim adaleti için derhal harekete geçmesi.
Acil ve kapsamlı strateji şart
TEMA Vakfı’nın bu analizi, Türkiye’nin iklim krizindeki konumu ve atması gereken adımlar açısından hayati önem taşıyor. Türkiye, sera gazı salımları açısından küresel sorumluluk taşıyan ülkeler arasında yer alsa da, Akdeniz Havzası’nda bulunduğu için iklim krizinden en çok etkilenecek coğrafyalardan biridir (seller, kuraklık, orman yangınları).
- Uyum ve Dirençlilik: TEMA’nın “Şehirler iklime dirençli hale getirilmeli” çağrısı, İstanbul, İzmir ve Antalya gibi büyükşehirlerin ani seller ve sıcak hava dalgaları gibi aşırı hava olaylarına karşı altyapılarını güçlendirme zorunluluğunu işaret ediyor.
- Adil Geçiş: Türkiye’nin enerji sektöründe kömürden çıkış kararlarını hızlandırması ve bu süreçte işçileri, toplulukları mağdur etmeyecek adil geçiş planlarını uygulaması, TEMA’nın çağrısıyla birebir örtüşmektedir.
Türkiye, küresel ölçekte emisyon azaltımı ve ulusal ölçekte iklim etkilerine karşı savunmasız toplulukların korunması konusunda acil ve kapsamlı bir strateji geliştirmek zorundadır.
Yorum
TEMA Vakfı'nın paylaştığı 2024 verilerine dayanan bu kritik uyarısı, iklim krizinin hızının, küresel siyasi eylemin hızından kat kat fazla olduğunu dramatik bir şekilde ortaya koyuyor. CO2 seviyesindeki rekor artış ve 1.5C eşiğinin yıllık bazda aşılması, bilimsel uyarılardan eylemsizlik gösterilmesinin somut, yıkıcı sonuçlarıdır.
Vakfın çağrısının merkezinde yer alan iklim adaleti vurgusu, krizin çevresel olduğu kadar insani boyutunu da öne çıkarmaktadır. Zira zenginlerin sebep olduğu emisyonların faturasını yoksulların ve hassas ekosistemlerin ödemesi ahlaki bir felakettir. Tüm karar vericiler, TEMA'nın altı maddelik yol haritasını sadece bir dilek değil, gezegenin geleceği için yerine getirilmesi zorunlu bir sözleşme olarak görmelidir.

