Doğa bile şaşkın: Keşmir’de eriyen Kolahoi Buzulu, ardında yeni bir ekolojik felaket yaratıyor

Haber Giriş: 13:13, 10.12.2025
Güncelleme: 13:13, 10.12.2025
Fotoğraf Kaynağı: Freepik

Hindistan’ın Keşmir bölgesinde bulunan ve Batı Himalayalar boyunca uzanan hayati su kaynağı Kolahoi Buzulu, küresel iklim değişikliğinin bölge ekosistemine olan yıkıcı etkilerini en çarpıcı şekilde gözler önüne seriyor. Pahalgam’ın yukarısındaki yamaçlardan bakıldığında ince, buruşuk bir buz şeridi olarak görülen bu dev buzul, sürekli geri çekiliyor. Geri çekilmenin ardında ise çıplak kayalar, çatlaklı buzlar ve yeni ortaya çıkan alpin çayırları kalıyor; bu durum, yüzyıllardır pirinç tarlalarını, safran tarlalarını ve ormanları besleyen tüm yaşam ağını kökten değiştiriyor.

Bilim insanları Kolahoi’yi, bölgedeki en çarpıcı ekolojik değişikliklerden biri olarak değerlendiriyor. Çobanlar bile değişen manzaradan duydukları şaşkınlığı dile getiriyor. 55 yaşındaki çoban Mohammad Siraj Khan, “Hayvanlar bile değişen manzaradan dolayı şaşkına dönmüş gibi görünüyor,” diyerek durumu özetliyor. Bu gelişme neden önemliydi? Kolahoi, Keşmir’in Lidder ve Sind nehirlerinin can damarı olduğu için, buzulun kaybı, bölgenin su, tarım ve ekosistemlerinin geleceğini yeniden şekillendiriyor ve yüz binlerce insanın geçim kaynağını doğrudan tehdit ediyor. Peki bu dünya için ne ifade etti? Bu, Himalayalar’daki buzulların kritik erime hızının, sadece yükselen deniz seviyeleri değil, aynı zamanda karasal biyoçeşitlilik ve su güvenliği için de acil bir tehdit olduğunu kanıtlayan somut bir örnekti. Türkiye için ne anlama geldi? Türkiye’nin de küresel ısınma sonucu su kıtlığı ve biyoçeşitlilik kaybı riskleriyle karşı karşıya olduğu düşünüldüğünde, Keşmir’deki bu olay, çevresel felaketlerin coğrafi sınır tanımadığını ve doğal rezervuarların korunmasının ne kadar hayati olduğunu gösterdi.

Buzul dörtte bir alanını kaybetti: Tarım arazileri kuruyor

Tarihi kayıtlara göre Kolahoi buzulu, 19. yüzyılın ortalarından beri küçülmekteydi. Ancak son yıllarda geri çekilme hızı dramatik bir şekilde arttı. 2020 yılında yapılan uydu değerlendirmesi, buzulun yaklaşık altmış yılda alanının neredeyse dörtte birini kaybettiğini ortaya çıkardı. Buzulun ön kısmı ise 1978’den bu yana yaklaşık 900 metre geriledi.

Keşmir Tarım Bilimleri ve Teknolojisi Üniversitesi’nden (Skuast) araştırma görevlisi Dr. Talib Bashir Bhat, buzulların erimesindeki ve kar sınırının yükselmesindeki değişikliklerin nehir akışlarını değiştirerek sulamayı, meyve bahçelerini ve otlakları doğrudan etkilediğini vurguladı. Bu bağlantı somut verilerle de destekleniyor: 1980 ile 2018 yılları arasında, buzulun beslediği Lidder havzasındaki tarım arazileri neredeyse %40 oranında azaldı.

Yerel çiftçiler, değişiklikleri bizzat tecrübe ediyor. Pulwama’dan Abdul Gani Dar, “Kanal, normalden çok daha erken, Haziran sonlarında kurudu,” diyor. Dar, “Mahsulün yarısını bile sulayamadık. Bu durum 1990’ların en kötü yıllarında bile yaşanmamıştı. Şimdi kar eridi ve yaz başlamadan dereler kuruyor,” diyerek durumun vahametini ortaya koyuyor.

Her 1 santigrat derecelik artış, 65 cm buz kaybı demek

Bilimsel gözlemler, bu endişeleri vurguluyor. İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Shakil Ahmad Romshoo, Kolahoi’nin kütle dengesinin sıcaklığa karşı oldukça hassas olduğunu belirtiyor ve şok edici bir veriyi paylaşıyor: “Her 1 santigrat derecelik artışla, buz kalınlığı yılda yaklaşık 0.65 metre azalıyor.”

Jammu, Keşmir ve Ladakh’taki 18 bin buzulun tamamı eriyor ve geri çekilme hızları artıyor. Keşmir Üniversitesi’nde yardımcı doçent olan Dr. Irfan Rashid, “Son 60 yılda buzullarımızın %25-30’unu kaybettik ve bu eğilim devam ederse yüzyılın sonuna kadar %70’e kadarını kaybedebiliriz,” uyarısında bulunuyor. Tahminlere göre yüzyılın sonuna kadar 4 ila 7 santigrat derecelik bir sıcaklık artışı olacağı ve bunun daha fazla geri çekilmeyi kaçınılmaz kılacağı belirtiliyor. Nepal’deki Yala buzulu gibi diğer Himalayalar buzulları da hacminin %66’sından fazlasını kaybetti ve 2040 yılına kadar tamamen yok olması bekleniyor.

Biyoçeşitlilik krizi: Misk geyikleri ve kar leoparları

Buzulların erimesi, sadece su kaynaklarını değil, aynı zamanda hassas dağ ekosistemlerinin dengesini de bozuyor. Dr. Talib Bashir Bhat’a göre, daha alçak rakımlı türlerin yeni ortaya çıkan arazilere yerleşmesiyle, dağ bitkileri değişime uğruyor ve ekosistemlerin hassas dengesi bozuluyor.

Bu durum, bölgenin eşsiz hayvan türlerini de etkiliyor:

  • Misk Geyikleri: Batı Himalayalar’ın yalnızca yaklaşık %7’si misk geyiği için uygun yaşam alanı oluşturuyor ve otlatma ve ormansızlaşma nedeniyle bu alanın 2030 yılına kadar daha da küçülmesi bekleniyor.
  • Kar Leoparları: Otlak alanlarını kaybeden misk geyikleri ve dağ keçileri, Kar leoparları için av bulmayı zorlaştırıyor. Bu nedenle, leoparlar avlanacak yiyecek bulamayınca köylerin yakınlarında daha sık görülmeye başlıyor ve insan-hayvan çatışması riski artıyor.
  • Keşmir Geyiği (Hangul): Skuast’ta ormancılık üzerine çalışan Dr. Mir Muskan Un Nisa, küçülen buzulların su sistemlerini, ormanları ve otlakları değiştirerek sulak alanların kurumasına ve bitki örtüsü desenlerinin kaymasına neden olduğunu belirtiyor. Bu değişiklikler, hangul‘un yiyecek ve barınak için ihtiyaç duyduğu yaşam alanlarını bozuyor ve hayvanları insan yerleşim yerlerine yaklaştırarak kaçak avcılık riskini artırıyor.

Erimeyi hızlandıran insan faktörleri

Buzul erimesini hızlandıran faktörler sadece yükselen sıcaklıklar değildi; insan faaliyetlerinden kaynaklanan kirlilik de süreci kötüleştiriyordu. Taşıtlardan, odun yakmaktan ve inşaattan kaynaklanan kirlilik, buzun rengini koyulaştırarak güneş ışığını daha fazla emmesine ve erimesini hızlandırmasına neden oluyordu. Ayrıca, yukarı havzadaki ormansızlaşma ve artan turizm altyapısı da sorunu daha da kötüleştiriyordu.

Türkiye’de dağ ekosistemlerinin korunması

Keşmir’deki Kolahoi Buzulu’nun erimesi ve yarattığı ekolojik felaket, Türkiye’nin de önemli buzul varlıklarına sahip olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri (örneğin Ağrı Dağı ve Cilo Dağları) için bir erken uyarı niteliğindeydi. Her ne kadar Türkiye’deki buzullar Keşmir’deki kadar büyük olmasa da, yükselen sıcaklıklar ve yerel kirlilik, onların geri çekilme hızını artırıyordu.

Keşmir örneği, Türkiye’ye, dağ buzullarının sadece su kaynağı olarak değil, aynı zamanda endemik biyoçeşitliliğin ve hassas ekosistemlerin korunması açısından da hayati öneme sahip olduğunu gösterdi. Türkiye’nin de dağlık bölgelerde kontrolsüz turizm, ormansızlaşma ve kirlilikle mücadele ederek, hem su rezervlerini hem de bölgeye özgü türleri (örneğin yaban keçileri, Anadolu leoparı) korumak için acil eylem planları geliştirmesi gerektiği anlaşıldı.

Yorum

Kolahoi Buzulu’nun dramatik geri çekilişi, Keşmir’de sadece bir doğa olayının değil, bir medeniyet krizinin başlangıcına işaret ediyor. Buzulun eriyen suyu, bölgenin su, vahşi yaşam ve insan yaşamının birbirine ne kadar sıkı sıkıya bağlı olduğunun acı bir hatırlatıcısıydı. Erime, yeni bir dünya yaratıyor; ilkbaharda daha erken akan nehirler, öncü türlerin yerleştiği dağ çayırları ve küçülen yaşam alanlarına uyum sağlamaya çalışan vahşi yaşam.

Bu durum, iklim değişikliğinin etkilerinin artık soyut modellerden çıkıp, çobanların ve çiftçilerin günlük hayatını doğrudan etkileyen somut bir gerçekliğe dönüştüğünü gösterdi. Eğer küresel emisyonlar hızla azaltılmaz ve yerel kirlilik kontrol altına alınmazsa, Keşmir’deki buzulların büyük bir kısmının yüzyıl sonunda kaybolması, bölgeyi geri dönüşü olmayan bir su kıtlığı ve ekolojik felaketle karşı karşıya bırakacak. Pahalgam’ın üzerindeki sessizliğin derinleşmesi—daha az kuş, daha az otlayan hayvan—doğanın tehlike sinyaliydi.

Kaynak: The Guardian Keşmir Tarım Bilimleri ve Teknolojisi Üniversitesi (Skuast), İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi araştırmacı ve öğretim görevlileri.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Sosyal Medya Hesaplarımıza Abone Olun!

En güncel çevre haberlerini kaçırmayın. Bizi takip edin!

Facebook Twitter Instagram Bluesky Mastodon Linkedin Telegram Youtube
Scroll to Top
×