AB İklim Komiseri Wopke Hoekstra’dan COP zirvelerine eleştiri: Küresel eylemler gezegenin ihtiyaçlarını karşılamıyor

Haber Giriş: 07:25, 02.06.2026
Güncelleme: 07:25, 02.06.2026

Avrupa Birliği İklim Komiseri Wopke Hoekstra, Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen uluslararası iklim zirvelerinin (COP), gezegenin ve bilimin gerektirdiği acil eylem planlarının gerisinde kaldığını açıkladı.

Yaklaşık 200 ülkenin oy birliğiyle karar aldığı bu dev organizasyonların hantal yapısına dikkat çeken Hoekstra, küresel ısınmayla mücadelede vites artırmak adına daha esnek ve kararlı küçük koalisyonların kurulması gerektiğini vurguladı. Brüksel’de düzenlenen üst düzey bir etkinlikte konuşan AB yetkilisi, mevcut diplomatik süreçlerin iklim krizinin hızıyla uyuşmadığını net bir dille ifade etti.

Küresel iklim diplomasisinde çıta ve gerçekler arasındaki uçurum

Brüksel’de Politico tarafından organize edilen panelde konuşan AB İklim Komiseri Wopke Hoekstra, son yıllarda gerçekleştirilen COP zirvelerinin somut çıktılarını sert bir dille eleştirdi. Bilim insanlarının iklim krizini önlemek adına çizdiği kırmızı çizgiler ile zirvelerden çıkan nihai kararlar arasında ciddi bir mesafe olduğunu belirten Hoekstra, mevcut tablonun kabul edilebilir olmadığını söyledi.

Hoekstra, sorunun gerçek boyutları ile uluslararası toplumun sunduğu çözümler arasındaki dengesizliğe değinirken, “Sorunun aslında neye ihtiyacı olduğuna, çıtanın tam olarak nerede bulunması gerektiğine ve son beş, altı, yedi, sekiz yıldaki COP zirvelerinin çoğunun ne sunduğuna bakarsanız, bunun yetersiz kaldığını açıkça kabul etmek zorundasınız” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Brüksel’in küresel iklim politikalarındaki tıkanıklığa karşı duyduğu memnuniyetsizliği ilk kez bu kadar net bir tonda dışa vurduğunu gösteriyor.

BM COP zirvelerindeki konsensüs tıkanıklığı ve yeni çözüm arayışları

Birleşmiş Milletler iklim müzakerelerinin en büyük yapısal sorunlarından biri olarak kabul edilen “oy birliği” prensibi, Hoekstra’nın da hedefindeydi. Yaklaşık 200 ülkenin aynı metin üzerinde mutabık kalma zorunluluğu, genellikle en radikal ve yapıcı kararların, fosil yakıt üreticisi veya ekonomik kaygıları ön planda olan ülkeler tarafından sulandırılmasına yol açıyor.

AB Komiseri, bu küresel platformdaki çalışmaların tamamen terk edilmemesi gerektiğini, ancak sistemin işleyiş modelinin değişmesinin şart olduğunu dile getirdi. Hoekstra’ya göre, küresel ısınmayla mücadelede daha hızlı, daha agresif ve daha radikal adımlar atmaya hazır, karbon emisyonu yüksek ancak vizyoner küçük ülke gruplarının inisiyatif alması gerekiyor. Bu küçük koalisyonların üreteceği çözümler, hantal ilerleyen küresel mekanizmalara birer motor güç sağlayabilir.

Sektörel etkiler ve bilim dünyasının acil eylem çağrısı

Hoekstra’nın bu çıkışı, uluslararası iklim raporlarının peş peşe geldiği ve küresel sıcaklık rekorlarının kırıldığı bir dönemde büyük önem taşıyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) gibi küresel bilim otoriteleri, küresel ısınmayı $1.5^\circ\text{C}$ sınırında tutabilmek için sera gazı emisyonlarının bu on yılın sonuna kadar radikal bir biçimde düşürülmesi gerektiğini savunuyor. Ancak COP zirvelerinde alınan tavsiye kararları ve karbon piyasası düzenlemeleri, endüstriyel dönüşümü hızlandırmakta yetersiz kalıyor.

Avrupa Birliği, Yeşil Mutabakat (Green Deal) kapsamında kendi sınırları içinde katı kurallar uygulasa da, küresel ortaklar aynı hızda hareket etmediği sürece dünya genelindeki ekolojik çöküşün engellenemeyeceğinin farkında. Hoekstra’nın işaret ettiği “istekli ülkeler ittifakı”, özellikle yenilenebilir enerji yatırımları, karbon vergileri ve fosil yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması gibi kritik başlıklarda ezber bozabilir.

Küresel ısınmayla mücadelede yeni bir dönemin eşiği

Avrupa Birliği’nin en üst düzey iklim yetkilisinden gelen bu diplomatik özeleştiri, önümüzdeki dönemde yapılacak uluslararası zirvelerin formatının da tartışmaya açılacağını gösteriyor. Büyük ekonomilerin emisyon taahhütlerini sürekli ertelemesi, gelişmekte olan ülkelerin ise finansman yetersizliği bahanesiyle yeşil dönüşüme direnişi, mevcut BM yapısını bir tartışma kulübüne çevirmekle eleştiriliyordu.

Hoekstra’nın Brüksel’deki konuşması, AB’nin bundan sonraki süreçte yalnızca geniş tabanlı zirvelere bel bağlamayacağının, iklim finansmanı ve emisyon azaltımı konusunda daha agresif diplomatik hamleler yapacağının sinyali olarak yorumlanıyor. Gezegenin geleceği için zaman daralırken, Brüksel’in bu hamlesinin Washington, Pekin ve Yeni Delhi gibi büyük emisyon üreticisi başkentlerde nasıl bir yankı uyandıracağı ise merak konusu.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Sosyal Medya Hesaplarımıza Abone Olun!

En güncel çevre haberlerini kaçırmayın. Bizi takip edin!

Facebook Twitter Instagram Bluesky Mastodon Linkedin Telegram Youtube
Scroll to Top
×