Tekstil atık sularının arıtılmasının endişe verici derecede yüksek seviyelerde zehirli bileşikler ürettiğini ortaya koydu

Haber Giriş: 08:45, 02.06.2026
Güncelleme: 08:45, 02.06.2026
Fotoğraf Kaynağı: Xiaoqian Shen

Massachusetts Amherst Üniversitesi (UMass Amherst) araştırmacıları tarafından yürütülen yeni bir çalışma, küresel tekstil endüstrisinin çevre standartlarını kökten sarsacak nitelikte bir keşfe imza attı.

Bilim insanları, tekstil fabrikalarından çıkan boyalı atık suları temizlemek için yaygın olarak kullanılan modern elektrokimyasal arıtma yöntemlerinin, kloroform ve bromoform başta olmak üzere çok yüksek miktarda zehirli yan ürün ürettiğini ortaya koydu.

Prestijli Journal of Hazardous Materials dergisinde yayınlanan araştırma, bu arıtma uygulamalarının hem fabrika çalışanları için doğrudan bir iş sağlığı tehlikesi oluşturduğunu hem de su havzaları aracılığıyla ekosisteme öngörülemeyen zararlar verdiğini kanıtladı.

Elektrokimyasal arıtmanın madalyonunun arka yüzü ve ekonomik tercihlerin ağır bedeli

Dünya Bankası verilerine göre, küresel endüstriyel atık suların yaklaşık yüzde 20’si tek başına tekstil sektöründen kaynaklanıyor. Çevreye salınmadan önce bu suların içindeki yoğun sentetik boyaları parçalamak isteyen tekstil üreticileri, son yıllarda suyu yüksek elektrik akımıyla ışınlayan elektrokimyasal yöntemleri sıklıkla tercih ediyor. Bu süreçte elektrotlar, tekstil boyalarındaki organik kirleticilerle elektron alışverişine girerek bu maddeleri karbondioksit ($CO_2$) gazına indirgemeyi ve zararsız hale getirmeyi hedefliyor.

Ancak endüstriyel tesisler, sudaki elektrik iletkenliğini artırmak, enerji maliyetlerini düşürmek ve boyaların parçalanma sürecini hızlandırmak amacıyla arıtma havuzlarına sodyum klorür, yani bildiğimiz sofra tuzu ekliyor. UMass Amherst Riccio Mühendislik Fakültesi Yardımcı Doçenti Dr. Sean McBeath ve ekibi, tam olarak bu noktada büyük bir riskin gözden kaçırıldığını fark etti. Enerji faturasını düşüren ve görünürde rengi hızla temizleyen bu tuz takviyesi, suyun kimyasal yapısını değiştirerek fabrikanın içinde adeta zehirli gaz odaları yaratıyor.

EPA limitlerinin 10 katı: İçme suyu standartlarını tehdit eden toksik konsantrasyon

Dr. Sean McBeath liderliğindeki Su, Atıksu ve Elektrokimyasal Teknolojiler (WWET) Laboratuvarı, tekstil pazarındaki boyaların yarısını oluşturan “azo boyaları” üzerinde kapsamlı testler gerçekleştirdi. Araştırma sonucunda, arıtma tamamlandığında suyun içerisinde milyarda bir (ppb) ölçeğinde klorür bazlı aşırı toksik yan ürünler oluştuğu tespit edildi. Özellikle brom içeren yaygın tekstil boyaları test edildiğinde ise ortaya çıkan bromoform miktarı tam 526 ppb seviyesine ulaştı.

Bu rakamların vehametini anlamak için uluslararası içme suyu standartlarına bakmak yeterli. Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı (EPA), içme sularındaki bu tarz kümülatif dezenfeksiyon yan ürünleri (trihalometan türleri) için üst sınırı 80 ppb olarak belirliyor. Tekstil atık sularında bulunan seviye ise azo boyalarında evlerimizde duş almak veya su içmek için izin verilen güvenli limitin tam 3 katı, bromlu boyalarda ise EPA’nın yasal sınırının 10 katından daha fazla. Oluşan bu bileşiklerin uçucu yapısı, arıtma tesisindeki işçilerin bu kimyasalları doğrudan solumasına neden olarak akut mesleki tehlikelere zemin hazırlıyor.

Tekstil endüstrisinde sürdürülebilirlik için masadaki üç alternatif çözüm yolu

Araştırma makalesi, endüstrinin karşı karşıya olduğu bu krizden çıkabilmesi için üreticilere üç farklı çözüm senaryosu sunuyor. İlk seçenek, sodyum klorür yerine reaksiyonu yavaşlatan ancak zararlı klorlu yan ürünleri üretmeyen sodyum sülfat gibi farklı tuz türlerinin kullanımı. İkinci alternatif, arıtma sürecini hızlandıran fakat işletme maliyetini ciddi oranda artıran gelişmiş yeni katalizör teknolojilerine yatırım yapmak. Üçüncü ve en hızlı uygulanabilir senaryo ise mevcut ekonomik yönteme devam edilmesi, ancak tekstil fabrikalarında çok güçlü endüstriyel havalandırma sistemlerinin ve işçi koruma ekipmanlarının zorunlu kılınması.

Sürecin tamamen bir maliyet ve zaman yönetimi dengesine dayandığını belirten Dr. McBeath, tekstil endüstrisinin küresel ölçekte mevzuat yetersizlikleri nedeniyle bir tür “vahşi batı” görünümünde olduğunu vurguluyor. Kimyasal arıtmanın verimli bir teknoloji olduğunu ancak arkasında bıraktığı gizli zehir riskinin göz ardı edilemeyeceğini ifade eden uzmanlar, bu kirleticilerin nehirler ve yeraltı su kaynakları vasıtasıyla nihayetinde insanlığın içme suyuna karıştığı konusunda uyarıyor.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Sosyal Medya Hesaplarımıza Abone Olun!

En güncel çevre haberlerini kaçırmayın. Bizi takip edin!

Facebook Twitter Instagram Bluesky Mastodon Linkedin Telegram Youtube
Scroll to Top
×