Arnavutluk, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in yatırım şirketi tarafından desteklenen mega turizm projesine karşı tarihinin en büyük çevre protestolarından birine sahne oluyor.
Muhalif grupların ve ekoloji örgütlerinin, Başbakan Edi Rama’nın sunduğu “çözüm müzakeresi” teklifini sert bir dille reddetmesinin ardından, başkent Tiran sokaklarındaki gösterilerin dozunun artacağı öngörülüyor.

Çarşamba günü art arda üçüncü günde de meydanları dolduran binlerce Arnavut vatandaşı, Akdeniz’in en hassas ekosistemlerinden birine inşa edilmesi planlanan 1,6 milyar dolarlık (1,19 milyar sterlin) lüks tatil köyünün biyoçeşitliliğe vereceği zarara dikkat çekmek için sembolik olarak şişme flamingolarla yürüdü.
“Buldozerleri çekin, konuşmaya başlayalım”: Şeffaflık eksikliği öfkeyi körüklüyor
Arnavutluk’un güney kıyılarında temel ve altyapı çalışmaları yakın zamanda başlayan projeye karşı tepkiler, yerel halkın yaşam alanlarının ellerinden alınmasıyla toplumsal bir krize dönüştü. Ülkenin önde gelen doğa koruma kuruluşu Arnavutluk Doğal Çevrenin Korunması ve Muhafazası (PPNEA) Genel Müdürü Aleksandr Trajce, sürecin en başından beri kapalı kapılar ardında yürütüldüğünü vurguladı.

İmar izinlerine dair hiçbir kamuoyu istişaresinin yapılmadığını ve resmi belgelerin halktan gizlendiğini belirten Trajce, “Baştan sona tam bir şeffaflık eksikliği yaşandı. Eğer buldozerleri geri çekerlerse, örülen çitleri kaldırıp yaşam alanlarını eski haline getirirlerse, işte o zaman hükümetle masaya oturup konuşmaya başlayabiliriz” ifadelerini kullandı.
Tavsiye Edilen Haberler
-

-
İklim DeğişikliğiYaklaşan El Niño kötü olabilir, ancak çok daha kötüsü gelecek! -
İklim Değişikliğiİspanya’da mayıs ayında sıcağa bağlı 101 kişi hayatını kaybetti -

Projenin uygulanacağı alanda işçilerin Zvërnec köyü yakınlarındaki arazileri betonarme ve dikenli telli çitlerle çevirmesi, bölgeye özel bir güvenlik firmasının yerleştirilmesi yerel halkın sabrını taşıran son damla oldu.
Ağır iş makinelerinin erişim yolları açmak adına asırlık kıyı kumullarını ve endemik Akdeniz çam ormanlarını talan etmesi, tapulu arazilerine ya da iş yerlerine gidemeyen bölge halkını sokağa döktü. Trajce’ye göre bu durum artık yalnızca bir çevre sorunu olmaktan çıkıp, hukukun üstünlüğünün tamamen çöktüğü bir vatandaşlık hakları mücadelesine evrildi.
Nesli tehlikedeki türlerin son sığınağı: Sazan Adası ve Narta Lagünü

Yatırım şirketi Affinity Partners tarafından geliştirilen proje, Arnavutluk’un stratejik ve ekolojik açıdan en değerli bakir bölgelerini kapsıyor. Bu yılın başlarında Ivanka Trump’ın da bir mimar ekibiyle sürpriz bir ziyaret gerçekleştirerek yerinde incelediği arazi, Arnavutluk’un tek adası olan ıssız Sazan Adası’nı ve onu çevreleyen ulusal deniz parkını içeriyor. Küresel çevre örgütü BirdLife International verilerine göre, projenin inşa edileceği bu sular, nesli kritik derecede tehlike altında olan Akdeniz fokunun yeryüzündeki son sığınaklarından biri konumunda.
Ayrıca imara açılan Zvërnec ve Narta Lagünü arasındaki koruma altındaki sulak alanlar; koruma altındaki flamingolar ve Dalmaçya pelikanları da dahil olmak üzere 200’den fazla göçmen kuş türünün yuvalama alanı. Çevreciler, devasa beton blokların ve turizm tesislerinin bu hassas sulak alan ekosistemini kalıcı olarak kurutacağını ve ekolojik bir çöküşü tetikleyeceğini belirtiyor.

Yolsuzluk soruşturması ve Başbakan Rama’nın “geri adım yok” resti
Toplumsal muhalefetin tırmanması üzerine, Arnavutluk’un yolsuzlukla mücadele özel savcılık organı SPAK (Özel Yolsuzluk ve Organize Suçlarla Mücadele Yapısı), hükümetin koruma alanlarını yatırıma açabilmek adına 2024 yılında parlamentodan geçirdiği tartışmalı yasal değişiklikler hakkında resmi bir soruşturma başlattığını duyurdu.
Projenin hukuki meşruiyeti yargıya taşınırken, sosyo-ekonomik hamlelerle yabancı sermayeyi ülkeye çekmek isteyen Sosyalist Parti lideri Başbakan Edi Rama ise geri adım atmayacağını ilan etti. Arnavutluk’u 2030 yılına kadar Avrupa Birliği üyesi yapma sözü veren Rama, “Ben burada görevde olduğum sürece bu yatırımların durma ihtimali kesinlikle yok” diyerek projenin arkasında durdu.
Parlamentoda yaptığı konuşmada nihai sözleşmenin henüz imzalanmadığını ve müzakerelerin sürdüğünü belirten Başbakan Rama, “Yatırımcıların düşmanlıkla karşılandığı bir ülke damgası yemememiz çok önemli” dedi.
Rama, projenin ilk onay sürecinde Guardian gazetesine verdiği mülakatta, Kushner’in ilgisinin Trump’ın siyasi gücüyle ilişkili olmadığını, tamamen profesyonel bir Amerikan yatırımı olduğunu savunmuştu. Neredeyse 50 yıl boyunca dış dünyaya tamamen kapalı bir Stalinist diktatörlükle yönetilen Arnavutluk, son yıllarda el değmemiş kıyıları ve bütçe dostu alternatifleriyle Avrupa’da popüler bir turizm destinasyonu haline gelmişti.
Proje ortaklarından sorumluluk mesajı ve aşırı turizm çelişkisi
Yükselen tepkilere karşı Kushner’in firması Affinity Partners ile ortaklaşa hareket eden Sazan Real Estate Development LLC’nin Başkanı Asher Abehsera ise yazılı bir açıklama yayınlayarak savunma yaptı. Abehsera, “Odak noktamız sorumlu yönetim, çevresel iyileştirme, istihdam yaratma ve yerel topluluklar için uzun vadeli değer üretmektir. Devam eden kamu ve kurumsal süreçlere saygı duyuyoruz” diyerek projeyi yumuşatmaya çalıştı.
Hükümet destekçileri, bu tarz üst düzey ve lüks niş yatırımların, Arnavutluk’un kitle turizminin getireceği “aşırı turizm” (overtourism) tuzaklarından ve çevre kirliliğinden koruyacağını öne sürüyor. Ancak muhalif korolar ve PPNEA yetkilileri, halkın öfkesinin doğrudan Amerikalı yatırımcılara değil, kendi vatandaşını ve anayasal çevre haklarını hiçe sayarak buldozerleri koruma alanlarına sokan Arnavutluk hükümetine yönelik olduğunu açıkça ifade ediyor.









