Yapay zeka teknolojilerinin küresel ölçekte yakaladığı agresif büyüme, teknoloji dünyasını devasa bir enerji açlığıyla karşı karşıya bırakıyor.
Bilgisayar işlemcilerinin ve veri merkezlerinin (data center) ihtiyaç duyduğu yüksek elektrik gücünü karşılamak isteyen şirketler, şebeke engellerini aşmak için fosil yakıtlara yöneliyor.
ABD’de doğrudan veri merkezlerini beslemek üzere planlanan düzinelerce doğalgaz santralinin, küresel iklim krizini geri dönülemez bir noktaya sürükleyebileceği belirtiliyor.
Washington merkezli saygın çevre örgütü Çevre Bütünlüğü Projesi (EIP) tarafından çarşamba günü yayımlanan kapsamlı bir rapor, teknoloji sektörünün gizli karbon ayak izini deşifre etti.
Rapora göre, ABD’de veri merkezlerine doğrudan elektrik sağlaması planlanan doğalgaz santralleri, yıllık bazda Avustralya veya Fransa gibi devasa ekonomilerin toplam sera gazı emisyonu miktarına ulaşma riski taşıyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-

-

-

-
Canlı HayatPortekiz’de yeni zehirli örümcek türü keşfedildi

“Sayaç arkası” projelerle federal denetimler devre dışı bırakılıyor
Uluslararası haber ajansı Reuters’ın resmi düzenleyici kurumlara yapılan başvuruları, araştırmacıları ve şirket yöneticilerinin beyanlarını inceleyerek yaptığı analiz, çarpıcı bir gerçeği ortaya çıkardı.
Şebekeden bağımsız çalışan ve “sayaç arkası” (behind-the-meter) olarak adlandırılan bu enerji projeleri, ABD genelinde genellikle büyük bir gizlilik perdesi arkasında, ışık hızında onay alıyor.
Normal şartlarda elektrik şebekesine bağlanması hedeflenen büyük enerji yatırımları; yıllar süren sıkı federal düzenlemelere, kapsamlı çevresel etki çalışmalarına ve kamuoyu toplantılarına tabi tutuluyor. Ancak veri merkezleri için tasarlanan bu özel santraller, ulusal elektrik şebekesine bağlanma sürecini tamamen pas geçtikleri için yasal boşluklardan faydalanıyor.
Geliştiriciler, doğrudan özel bir müşteriye hizmet veren bu şebeke dışı tesislerin kuralların çoğundan muaf olduğunu savunuyor. Bu sayede, normalde yıllar sürecek izin süreçleri sadece birkaç hafta veya ay içinde tamamlanarak inşaat aşamasına geçiliyor.
74 santralden yıllık 662 milyon ton sera gazı sızıntısı

EIP raporu kapsamında, veri merkezlerine özel olarak elektrik üretmesi planlanan veya yapımı halihazırda önerilen 74 doğalgaz santrali projesi derinlemesine incelendi. Ortaya çıkan matematiksel modelleme sonuçları iklim aktivistlerini dehşete düşürdü:
- Toplam Üretim Kapasitesi: Planlanan 74 santral tam kapasiteyle devreye girdiğinde toplam 143 gigawatt elektrik üretecek.
- Yıllık Karbon Maliyeti: Bu devasa üretim hacmi, atmosfere her yıl tam 662 milyon ton sera gazı emisyonu salınmasına neden olacak.
Kümülatif ölçekte Fransa’nın tüm endüstriyel emisyonlarını geride bırakan bu projeler, sadece küresel iklimi değil, yerel halk sağlığını da tehdit ediyor. Tesislerin yakın çevresinde yaşayan topluluklar için azot oksit ve kanserojen bir madde olan benzen gibi zararlı kirleticilerin salınımı nedeniyle çok ciddi solunum yolu ve onkolojik hastalık riskleri doğuyor.
Çevre Bütünlüğü Projesi Genel Müdürü Jen Duggan, duruma sert tepki göstererek, “Geleceğin endüstrisi olan yapay zeka, geçmişin kirli yakıtlarına ve topluluklara gerçek zararlar veren fosil kaynaklı hava kirliliğine zincirlenmemelidir” uyarısında bulundu.
Kirli enerjinin coğrafi haritası: Yük Teksas’ın sırtında

Planlanan 74 şebeke dışı doğalgaz santralinin coğrafi dağılımı incelendiğinde, yatırımların ABD’nin fosil yakıt üretimiyle öne çıkan belirli eyaletlerinde yoğunlaştığı görülüyor.
Projelerin neredeyse yarısı (30’dan fazlası) tek başına Teksas eyaletinde yükseliyor. Teksas’ı sırasıyla 10 santralle Ohio, 6 santralle Pennsylvania ve 4 santralle Batı Virginia takip ediyor.
Doğalgaz üretim altyapısının güçlü olduğu bu eyaletler, teknoloji devleri için hızlı ve denetimsiz enerji üretimi adına biçilmiş kaftan olarak görülüyor.
Siyasi kanatta ise bu hızlı yapılaşmaya açık bir destek söz konusu. Trump yönetimi yetkilileri, veri merkezlerinin hızlı bir şekilde inşa edilmesini bir ulusal güvenlik ve küresel ekonomik liderlik zorunluluğu olarak nitelendiriyor.
ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) Başkanı Lee Zeldin, salı günü yaptığı basın açıklamasında çevre örgütlerinin eleştirilerine dolaylı bir yanıt vererek, “Sanırım birçok Amerikalı, dünyanın yapay zeka başkenti olma yarışında Çin’i yenmemiz gerektiği konusunda bizimle hemfikir olacaktır” ifadelerini kullandı.
Seçmen dönüşüm hızından rahatsız: Ara seçim gündemi hava kirliliği
Hükümet yetkilileri ve teknoloji şirketleri “teknolojik milliyetçilik” argümanıyla projeleri savunsa da, Amerikan kamuoyu bu kontrolsüz büyümeden oldukça rahatsız.
Geçtiğimiz ay gerçekleştirilen güncel bir Reuters/Ipsos anketinin sonuçları, Amerikalı seçmenlerin yalnızca üçte birinin veri merkezlerinin bu denli kontrolsüz ve hızlı inşa edilmesini onayladığını gösterdi.
Çevresel tahribat, yerel hava kalitesinin bozulması ve yasal denetimlerin arkasından dolanılması, yaklaşan 3 Kasım ara seçimleri öncesinde seçmenlerin ve siyasi kampanyaların en hararetli tartışma başlıklarından biri haline geldi.
Özellikle santrallerin kurulacağı eyaletlerdeki yerel topluluklar, yapay zekanın bilgi işlem gücü uğruna kendi yaşam alanlarının kirletilmesine karşı güçlü bir direnç örgütlemeye hazırlanıyor.









