Tekstil sektörü büyük bir iş kolu ve her yıl küresel ölçekte 1,7 trilyon dolar gelir elde edildiği tahmin ediliyor. Ancak aynı zamanda yoğun bir kirliliğe yol açıyor.
Birleşmiş Milletler’e göre moda, küresel sera gazı emisyonlarının %8’inden sorumlu. Ucuz, tek kullanımlık hızlı modanın büyümesiyle bu oran daha da arttı.
Bir giysinin yaşam döngüsünün her aşaması çevre üzerinde bir etkiye sahip. Pamuk tarlalarına püskürtülen böcek ilaçlarından polyester üretmek için kullanılan petrole, kumaşların boyanmasına, fabrikaların enerji ihtiyacına ve çöplüklere atılan tonlarca giysi atığının yaydığı emisyonlara kadar.

Uzmanlar, mevcut moda üretim ve tüketim modellerinin sürdürülebilir olmadığı konusunda uyarıyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-
-
SürdürülebilirlikAmazonlar 10 milyon yıl sonra ilk kez ‘hipertropikal’ duruma giriyor -
-
Londra Üniversitesi’nden malzeme bilimci Profesör Mark Miodownik, BBC Radyo 4’ün Inside Science programına verdiği demeçte, “7 dolarlık bir tişört alıyorsunuz, ancak bu tişörtün Dünya’ya gerçek maliyeti değil” diyor.
“Tüketimimiz nedeniyle atmosferde ve okyanuslarda kötü şeylerin yaşandığını bir şekilde inkar ediyoruz” diye de ekliyor.
İkinci el giyim satışlarındaki artışla birlikte, tasarımcılar modanın çevre üzerindeki etkisini azaltmak için yenilikçi malzemeler ve üretim süreçleri araştırıyorlar.
Şu an için yalnızca küçük ölçekte üretiliyor olsalar da, uzmanlar bunların bir gün modanın geleceğini değiştirebileceğine inanıyor.
İşte bu malzemelerden üçü.

- Üç boyutlu yazıcıyla üretilen malzemeler
Evinizin konforunda, size özel kıyafetleri üç boyutlu yazıcıyla üretebilseniz nasıl olurdu?
Kulağa inanılmaz gelse de bu bir gün gerçek olabilir.
Profesör Miodownik, bir bireyi tarayabilen, dijital bir tasarım oluşturabilen ve ardından küçük zincir zırh bağlantılarından oluşan sentetik veya biyoplastik bazlı bir malzemeyi katman katman basabilen bir teknoloji üzerinde çalışıyor.
“Bu, kumaş ve moda kavramlarımız arasındaki sınırları gerçekten zorluyor” diyor.
Nike, New Balance, Adidas ve Balenciaga gibi markalar 3D baskı teknolojisini şimdiden denemiş durumda.
Moda sektöründe üç boyutlu baskının avantajı, ürünlerin israf veya aşırı üretim olmadan, kişiye özel üretilebilmesi.
Biyoplastikler mısır nişastası veya şeker kamışı gibi bitkilerden yapılıyor ve kullanım ömürleri sona erdiğinde endüstriyel düzeyde gübreye çevrilebiliyorlar.
Ancak başka olası faydalar da var.
Profesör Miodownik, hareket kısıtlılığı olanların uzuvlarını daha kolay hareket ettirmelerine yardımcı olmak için üç boyutlu yazıcıyla üretilen malzemeye sensörler ve hareket cihazları yerleştirme üzerine çalışıyor.
“Sandalyeden kolayca kalkamıyorsanız, kaslarınızın etrafında gerilerek o an size destek sağlayacak bir kumaş tasarlayabiliriz. Daha sonra kumaş gevşeyecek ve normal şekilde yürümenizi sağlayacaktır” diye açıklıyor.
“Bu teknolojinin gerçekten işe yarayacağı çeşitli omurga yaralanmaları ve sırt sorunları olan kişilerle fiilen temas halindeyiz.”

- Kombucha derisi
Çay ve şekerin fermantasyonuyla yapılan ve bağırsak dostu bakterileriyle bilinen kombucha (kombu çayı) adlı içeceğin, tasarımcıların üzerinde deneyler yaptığı bir yan ürünü bulunuyor.
Bu içecek yaklaşık üç hafta boyunca demlenirse, bakteriler sıvının üzerinde bir tabaka oluşturuyor.
İngiltere’deki Manchester Üniversitesi’nden tekstil teknolojisi uzmanı Dr. Jane Wood, “Bu tabakayı toplayıp, sadece suyla durulayıp, kuruttuğunuzda deriye çok benzeyen bir şey elde ediyorsunuz” diyor.
Dr. Wood’a göre, kombucha derisi inek yetiştirmekten çok daha çevre dostu olmasının yanı sıra, motosiklet montlarının derisinden bile daha “aşınmaya dayanıklı”.
“Biyolojik açıdan da son derece parçalanabilir” diye de ekliyor ve iki haftada gübreye çevrilebileceğini vurguluyor.
Kombucha derisi su geçirmez değil. Bu nedenle yağmurda iyi bir seçim olmayabilir ama bu kusuru doğal yağlar veya balmumu ile işlenerek giderilebiliyor.
Uzmanlar ayrıca mantar veya bakteri gibi mikroorganizmaların tekstil için nasıl renk geliştirebileceğini de araştırıyor. Bu da daha çevre dostu bir boyama süreci olabilir.

- Yosun kumaşı
Çeşitli markalar, organik maddeden, yani deniz yosunundan yapılan yeni bir tekstil ürünüyle denemeler yapmaya başladı.
Yosun kurutulup öğütülerek ve işlenerek bitkiden lifler elde ediliyor. Bu lifler daha sonra iplik haline getiriliyor ve dokunarak kumaş yapılıyor.
Stella McCartney ve H&M, yakın geçmişte deniz yosununda bulunan bir biyopolimerden elde edilen Kelsun adlı bir elyaftan üretilmiş giysiler piyasaya sürdü.
Bu arada, ABD’deki Stanford Üniversitesi’nde araştırmacı ve tasarımcı Charlotte McCurdy, alglerden elde edilen bir biyopolimerden şeffaf bir yağmurluk üretti.
Aynı malzeme, tasarımcı Phillip Lim ile işbirliği içinde yapılan ışıltılı bir elbise için payetler oluşturmak amacıyla da kullanıldı.
Deniz yosununun en büyük avantajı, okyanuslara ve insan sağlığına zararlı mikroplastikler salgılayan polyester gibi plastik bazlı kumaşların aksine, biyolojik olarak parçalanabilir olması.
Ayrıca su altında büyürken karbondioksiti emiyor, böcek ilacı gerektirmiyor ve tekstil ürününe dönüştürülmesinde kullanılan süreç, geleneksel sentetik elyaflara göre çok daha az çevre kirliliğine yol açıyor.
Dr. Wood “Teknolojinin büyük bir kısmı, atık üretmemek ve kolayca bertaraf edebileceğimiz şeyler yapmak için nasıl daha çok çevresel sorumluluk alabileceğimize odaklanıyor” diyor.
“Hızlı moda ürünlerinin büyük çoğunluğunun polyesterden yapıldığını düşünün. Sadece birkaç kez giymek istediğiniz bir şeyi neden sonsuza kadar dayanacak bir malzemeden yapasınız ki?”





