Körfez kaynaklı LNG arzındaki daralma ve yükselen enerji fiyatları, birçok ülkeyi yeniden kömüre yöneltti. Asya’da eski kömür santrallerinin yeniden devreye alınması, enerji güvenliği ile iklim hedefleri arasındaki gerilimi büyütüyor.
Küresel enerji krizinin derinleşmesi, dünyanın en kirli fosil yakıtlarından biri olan kömürü yeniden merkez sahneye taşıdı. Körfez’den çıkan son sıvılaştırılmış doğal gaz kargolarının, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısından yaklaşık bir ay önce yola çıktığı ve bu hafta varış noktalarına ulaştığı belirtilirken, özellikle elektrik üretiminde LNG’ye bağımlı ülkeler alternatif arayışına girdi. Bu arayışın en dikkat çekici sonucu ise kömüre dönüş oldu.
Zengin ülkeler elde edebildikleri LNG için daha yüksek bedeller öderken, daha kırılgan ekonomiler enerji sıkışmasıyla daha sert karşılaşıyor. Bazı yoksul ülkelerde okullar kapatıldı, işletmelerden çalışma haftalarını kısaltmaları istendi. Doğal gaz arzındaki baskı büyüdükçe, birçok ülke geçici çözümü kömür tüketimini artırmakta buldu.


Enerji krizi kömürü neden yeniden öne çıkardı?
Son günlerde Japonya ve Güney Kore, enerji sistemlerini kömürden uzaklaştırmak için aşamalı biçimde devreden çıkardıkları bazı eski kömür santrallerine yönelik kısıtlamaları gevşetti. Bangladeş ise Endonezya ve Güney Afrika’dan daha fazla kömür, Hindistan’dan da kömürle üretilmiş daha fazla elektrik ithal ediyor. Avustralya’dan teslim edilen ve küresel ihracat için referans kabul edilen kömür fiyatları da şubat sonundan bu yana yüzde 25 yükseldi.
Bu tablo, enerji güvenliğinin kısa vadede emisyon azaltım hedeflerinin önüne geçtiğini gösteriyor. Özellikle LNG fiyatlarının hızlı yükselmesi ve petrol piyasasındaki baskının artması, kömürün birçok ülke için “ulaşılabilir yedek yakıt” olarak yeniden değer kazanmasına neden oldu.
Tavsiye Edilen Haberler
Doğal gaz ve petrol fiyatları ne kadar arttı?
Kriz döneminde Hürmüz Boğazı’nın ardında sıkışan petrol arzı nedeniyle, petrol fiyatlarının savaş öncesine göre yaklaşık yüzde 50 arttığı belirtiliyor. LNG fiyatları ise neredeyse iki katına çıktı. Buna karşın kömür piyasasındaki tepkinin, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası yaşanan doğalgaz krizine kıyasla daha sınırlı kalması dikkat çekiyor.


Bunun önemli nedenlerinden biri, kömür piyasasının yapısı. Dünya genelinde çıkarılan kömürün yalnızca yüzde 17’si uluslararası ticarete konu olurken, doğal gazda bu oran yüzde 20 seviyesinde. LNG’de ise ticarete bağımlılık çok daha yüksek. Bu nedenle gaz piyasasındaki ani arz şokları, kömür piyasasına göre daha sert fiyat dalgalanmaları yaratabiliyor.
Asya neden bu krizde daha farklı tepki veriyor?
2022’deki enerji krizinde en büyük baskıyı Avrupa hissetmişti. Avrupa, hem Rus gazına hem de Rus kömürüne bağımlı olduğu için ithalat daralınca piyasaya yönelmek zorunda kalmıştı. Ayrıca birçok Avrupa ülkesi kömür madenciliğini büyük ölçüde sonlandırdığı için iç üretimle açığı kapatma şansı da sınırlıydı.
Bu kez kriz daha çok Asya’yı etkiliyor. Çin ve Hindistan gibi büyük enerji ithalatçıları, aynı zamanda önemli kömür üreticileri oldukları için LNG açığını kendi maden üretimlerini artırarak kısmen telafi edebiliyor. Ayrıca bu ülkelerde, doğalgaz ve yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinde atıl durumda bırakılan çok sayıda kömürlü santral yeniden hızla devreye alınabiliyor.
Kömür fiyatları daha da artar mı?


Uzmanlara göre enerji krizi uzarsa kömür piyasasındaki baskı daha da büyüyebilir. Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi hem LNG hem de kömür ithalatına bağımlı ekonomiler, giderek daha zor bir denklemin içine giriyor. Filipinler’in enerji bakanı da 24 Mart’ta yaptığı açıklamada ülkenin kömürle çalışan enerji üretimine daha fazla bağımlı olacağını duyurdu.
Küresel olarak ticareti yapılan kömür arzının da zaten kısıtlı olduğu belirtiliyor. Argus Media’ya göre piyasadaki ticari arz sıkışık durumda. Dünyanın en büyük kömür ihracatçılarından Endonezya’nın fiyatları desteklemek için üretim kotaları uyguladığı, ancak artan talepten yararlanmak amacıyla bu kotaları gevşetmeyi değerlendirdiği bildirildi.
Enerji güvenliği ile iklim hedefleri arasında yeni gerilim
Kömüre dönüş, enerji güvenliği ile iklim politikaları arasındaki çatışmayı yeniden görünür hale getirdi. Kısa vadede ülkeler elektrik kesintilerini önlemek, sanayi üretimini sürdürmek ve fiyat baskısını azaltmak için kömüre sarılıyor. Ancak bu tercih, sera gazı emisyonlarını artırarak iklim hedeflerini daha da zorlaştırabilir.
Uzun vadede birçok uzman, ucuz ve temiz yenilenebilir enerji kaynaklarının bu gerilimden kazançlı çıkacağını düşünüyor. Ancak o noktaya gelene kadar kömürün yeniden daha güçlü biçimde devreye girdiği bir ara dönem yaşanabilir. Bugünkü enerji şoku, küresel sistemin fosil yakıtlardan çıkışının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösteriyor.









