ABD’li teknoloji şirketlerinin, veri merkezlerinin çevresel etkilerine ilişkin bilgilerin gizli tutulması için Avrupa Birliği nezdinde yürüttüğü lobi faaliyetlerinin düzenlemelere doğrudan yansıdığı ortaya çıktı.
Soruşturma, bu düzenlemelerin kamuoyunun veri merkezlerinin emisyonlarına erişimini sınırladığını ve şeffaflık tartışmalarını alevlendirdiğini gösterdi.
Soruşturma lobi etkisini ortaya koydu
Bağımsız gazetecilik kooperatifi Investigate Europe tarafından yürütülen ve uluslararası medya kuruluşlarıyla paylaşılan soruşturma, ABD merkezli teknoloji firmalarının taleplerinin Avrupa Komisyonu düzenlemelerine büyük ölçüde aynen geçtiğini ortaya koydu.
Özellikle Microsoft ve sektör temsilcisi kuruluşların, veri merkezlerine ait çevresel verilerin gizli tutulması yönünde baskı yaptığı belirtildi.
AB düzenlemelerine gizlilik maddesi eklendi
Avrupa Komisyonu, 2024 yılında enerji verimliliği direktifi kapsamında veri merkezlerine ilişkin raporlama zorunluluğu getirdi. Ancak aynı düzenlemeye eklenen gizlilik maddesi, bireysel veri merkezlerinin emisyon verilerinin kamuya açıklanmasını engelledi.
Tavsiye Edilen Haberler
-


-

Yenilenebilir EnerjiTürkiye’de martta elektrik üretiminin yüzde 65’i yenilenebilir enerjiden -

Yenilenebilir EnerjiTürkiye güneşten elektrik üretimindeki artışıyla dünyada 7’nci oldu -

Çevre KirliliğiNehir ve göllerde kokain kirliliği somon davranışını bozuyor
Bu durum, araştırmacıların yalnızca ülke bazında özet verilere ulaşabilmesine neden oldu. Komisyon yetkililerinin, ulusal otoriteleri veri merkezi verilerini gizli tutmaları konusunda uyardığı da ortaya çıktı.
Hukuki tartışmalar gündemde
Uzmanlar, söz konusu gizlilik hükmünün Avrupa Birliği şeffaflık ilkeleriyle ve çevresel bilgiye erişimi güvence altına alan Aarhus Sözleşmesi ile çelişebileceği görüşünde.
Polonya’daki Opole Üniversitesi’nden çevre hukuku uzmanı Prof. Jerzy Jendrośka, benzer bir durumla uzun yıllardır karşılaşmadığını belirterek, düzenlemenin sözleşmeye uygun görünmediğini ifade etti.
Yapay zekâ ve enerji talebi artıyor
Veri merkezlerine yönelik talep, özellikle yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla hızla artıyor. Bu merkezler yüksek enerji tüketimi nedeniyle önemli bir emisyon kaynağı olarak öne çıkıyor.
AB, küresel yapay zekâ rekabetinde geri kalmamak için önümüzdeki beş ila yedi yıl içinde veri merkezi kapasitesini üç katına çıkarmayı hedefliyor.
Şeffaflık yerine ticari çıkar tartışması
Teknoloji şirketleri, veri merkezi verilerinin açıklanmasının ticari çıkarlarını zedeleyebileceğini savunarak gizlilik talebinde bulundu. Bu taleplerin, kamuoyu istişare sürecinin ardından düzenleme metnine büyük ölçüde yansıdığı görüldü.
InfluenceMap araştırmacısı Ben Youriev, sektörün geçmişteki çevresel taahhütlerine kıyasla daha temkinli bir yaklaşım benimsediğini belirterek, şirketlerin önceliğinin hızlı altyapı büyümesi olduğunu ifade etti.
Ortaya çıkan bulgular, Avrupa’da teknoloji, enerji ve şeffaflık politikalarının kesişiminde yeni bir tartışma başlatmış durumda. Veri merkezlerinin çevresel etkilerine ilişkin bilgilerin sınırlanması, kamu denetimi ve iklim politikalarının etkinliği açısından soru işaretleri doğuruyor. Önümüzdeki dönemde bu düzenlemelerin yeniden gözden geçirilip geçirilmeyeceği, hem çevre politikaları hem de dijital ekonomi açısından belirleyici olabilir.





