Grönland’ı kaplayan devasa buz tabakasında giderek artan alg büyümesi, buzların erime hızını önemli ölçüde artırıyor. İki yeni bilimsel çalışma, iklim değişikliğinin etkileri arasında uzun süredir göz ardı edilen bu biyolojik sürecin, Grönland buzullarının çözülmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor, Ocak 2025.
Küresel ısınma nedeniyle dünyanın en büyük adasını kaplayan buz tabakası giderek incelirken, buz yüzeyinde oluşan alg patlamaları bu süreci daha da hızlandırıyor. Araştırmalara göre Grönland her yıl yüz milyarlarca ton buz kaybediyor ve bu kayıp küresel deniz seviyesinin yükselmesine doğrudan katkı sağlıyor.
Algler buzulları nasıl eritiyor


Algler, kar üzerinde yeşil veya kırmızı renklerde görülürken, çıplak buz yüzeyinde kahverengimsi gri bir tabaka oluşturuyor. Bu koyu renkli yüzey, buzun güneş ışığını yansıtma özelliğini azaltıyor; bunun yerine daha fazla ısı emilmesine neden olarak erimeyi hızlandırıyor.
Bilim insanları, rüzgârların Grönland’ın kayalık bölgelerinden fosfor açısından zengin tozları alıp buz tabakasının üzerine taşıdığını belirtiyor. Bu tozlar, algler için besin kaynağı oluşturuyor. Ayrıca buzun derin katmanlarında hapsolmuş olan diğer besin maddeleri, erimeyle birlikte açığa çıkarak alg büyümesini daha da teşvik ediyor.
Ortaya çıkan koyu alg lekeleri, buzun yansıtıcılığını düşürüyor ve bu da daha fazla erimeye yol açıyor. Aynı zamanda eriyen buzlar, yeni besin maddelerini serbest bırakarak bir geri besleme döngüsü oluşturuyor. Uzmanlara göre bu döngü, alglerin Grönland buz tabakası üzerinde giderek daha geniş alanlara yayılmasına neden oluyor.
Tavsiye Edilen Haberler
Buzullar tamamen erirse deniz seviyesi 7 metre yükselecek


Bilim insanları, Grönland buz tabakasının tamamen yok olması halinde — bazı araştırmalar bu ihtimali gündeme getiriyor — küresel deniz seviyesinin yaklaşık yaklaşık 7 metre yükselebileceğini belirtiyor. Böyle bir senaryoda, dünyanın dört bir yanındaki kıyı kentleri sular altında kalabilir.
Yakın plan bir görüntüde, Grönland’daki bir buzulun yüzeyinde oluşan erime suyunun içinde alglerin biriktiği görülüyor. Yaklaşık 15 santimetrelik bu alanda biriken algler, buz yüzeyinin hızla kararmasına neden oluyor.
Arktik bölge, dünyanın geri kalanına kıyasla yaklaşık dört kat daha hızlı ısınıyor. Grönland’ı çevreleyen deniz buzları da hızla yok oluyor. Bu durum, yeni deniz yollarının açılmasına yol açarken, küresel güçler arasında askeri ve ekonomik çıkar tartışmalarını da beraberinde getiriyor. ABD Başkanı Donald Trump, daha önce Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland’ı kontrol etmek istediğini açıklamıştı.
Grönland’ın yeraltı kaynakları


Grönland’ın eriyen buzlarının altında, önemli miktarda mineral, petrol ve doğal gaz kaynağı bulunduğu düşünülüyor. Buzların geri çekilmesiyle bu kaynaklara erişimin kolaylaşması, madencilik ve sondaj faaliyetlerine ilgiyi artırıyor. Ancak uzmanlara göre bu tür faaliyetler, endüstriyel is ve diğer parçacıkların buz yüzeyine yayılmasına neden olarak erime sürecini daha da hızlandırabilir.
“Buz tabakasının erimesine katkıda bulunan pek çok farklı etken var ve bu projede amacımız bu etkenleri ayrıştırmak ve daha iyi anlamaktı,” dedi Waterloo Üniversitesi’nde yardımcı doçent olan ve çalışmalardan birinin başyazarı olan Jenine McCutcheon. McCutcheon’un liderliğindeki çalışma, 13 Ocak’ta Environmental Science and Technology dergisinde yayımlandı.


McCutcheon’a göre, Grönland’ın güneybatısında erimeyle oluşan akışın yaklaşık yüzde 13’ü doğrudan alg faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Bu bölge, Grönland’daki en hızlı eriyen alanlardan biri olarak biliniyor ve uzun süredir gözlemlenen geniş bir “karanlık bölgeye” ev sahipliği yapıyor. McCutcheon’un 2021 yılında yaptığı araştırmalar, bu karanlık bölgenin fosfor açısından zengin tozlarla beslenen alg patlamalarından oluştuğunu göstermişti. Yeni bulgular ise bu tozların, Grönland’ın kenarlarında bulunan dar, buzsuz alanlardan rüzgârla iç kesimlere taşındığını ortaya koyuyor.
Utah State Üniversitesi’nde yardımcı doçent olan ve çalışmalara dahil olmayan Scott Hotaling, bulguları “son derece ilgi çekici” olarak nitelendirdi. Hotaling, toz taşınımı ve alg büyümesinin genellikle ayrı ayrı incelendiğini, ancak bu çalışmanın her iki süreci anlamlı bir şekilde bir araya getirdiğini söyledi.
Araştırma ayrıca, alglerin mikroskobik izlerinin havada taşınabildiğini ortaya koydu. Bu bulgu, alglerin buz yüzeyinde yeni alanları nasıl kolonize ettiğine dair bilim insanlarına ilk ipuçlarını sunuyor.
Çifte etki yaratıyor


28 Ocak’ta Nature Communications dergisinde yayımlanan ikinci bir çalışma ise, rüzgârla taşınan bu besin maddelerinin zamanla buz ve kar katmanlarına gömüldüğünü gösteriyor. Araştırmacılar, fosfor ve azotun Arktik yazları sırasında buzlar eridikçe açığa çıktığını ve algler için ek bir besin kaynağı sağladığını tespit etti.
“Bu çok heyecan verici, çünkü buz yüzeylerinde alg büyümesini neyin kontrol ettiğini hâlâ çok az biliyoruz,” dedi çalışmanın başyazarı ve Danimarka’daki Aarhus Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı olan Beatriz Olivas. Olivas, buzun derin katmanlarında bulunan son derece küçük besin miktarlarının bile alg büyümesini sürdürebildiğinin kendileri için şaşırtıcı olduğunu belirtti.
Her iki çalışma da “çifte etki”ye işaret ediyor, dedi Almanya’daki GFZ Helmholtz Jeobilimler Merkezi’nde biyokimyacı olan ve iki çalışmanın da kıdemli yazarı Liane Benning.
“Bu, erimenin bir sonucu,” diyen Benning, “Ne kadar çok erirse, algler o kadar çoğalıyor. Ancak algler küresel ısınmanın nedeni değil. Asıl yapmamız gereken, fosil yakıt yakmayı azaltmak ve alışkanlıklarımızı değiştirmek,” ifadelerini kullandı.
Benning’e göre algler büyük olasılıkla Grönland buz tabakasının çevresinin büyük bölümünde bulunuyor. Her yıl erime arttıkça ve daha fazla besin maddesi açığa çıktıkça, alglerin iç bölgelere doğru yayılması bekleniyor.
Çalışmalara katılmayan Colorado Üniversitesi Arktik ve Alp Araştırmaları Enstitüsü’nden yardımcı araştırma profesörü Tyler Jones ise, alg patlamalarının uzun vadeli etkilerini değerlendirmek için henüz erken olduğunu söyledi.
“Buz tabakasının kararmasının ne kadar hızlı yayılacağını ve bunun deniz seviyesi yükselmesi tahminlerine nasıl dahil edileceğini anlamamız gerekiyor,” dedi Jones. “Bu çok aktif bir araştırma alanı, ancak şu an kesin sonuçlara varmak için yeterli veriye sahip değiliz.”
Kaynak: NewYork Times









