Trump yönetiminden yenilenebilir enerjiye ağır darbe: Nevada’daki dev güneş enerjisi projesi iptal edildi

ABD’deki Trump yönetimi, ülkenin yeşil enerji hedeflerine darbe vuracak kritik bir kararla, dünyanın en büyüklerinden biri olması beklenen Nevada’daki devasa Esmeralda 7 güneş enerjisi projesini iptal etti.

Toprak Yönetimi Bürosu (BLM), Las Vegas büyüklüğünde bir alanı (yaklaşık 185 mil kare) kapsayacak ve NextEra Energy Resources, Leeward Renewable Energy gibi devlerin yürüteceği yedi ayrı projeyi içeren girişimin çevresel incelemesinin “iptal edildiğini” duyurdu. Toplamda 6,2 gigawatt enerji üretme kapasitesine sahip olacak ve yaklaşık 2 milyon eve yetecek bu projenin iptali, Beyaz Saray’ın sadece rüzgâr değil, tüm yenilenebilir enerji kaynaklarına karşı sistemli bir saldırı planladığını gösteriyor.

Bu karar, Biden yönetimi sırasında onaylanan ve çevresel etki raporu sürecinde ilerleyen bir projenin aniden durdurulması anlamına geliyor. Trump, göreve gelmesinin ilk gününden itibaren federal arazilerde yeni yenilenebilir enerji izinlerini durdurmayı emretmişti. Güneş enerjisi devi NextEra Energy Resources, projelerinin kapsamlı çevresel analizini sürdürmeye kararlı olduklarını belirtse de, bu hamle ABD’nin iklim hedeflerine ulaşma kapasitesini nasıl etkileyecek? Trump’ın atadığı yeni BLM Başkanı’nın kömür endüstrisi geçmişi, bu iptal kararının ardındaki motivasyonu nasıl açıklıyor?

İptalin arkasındaki politika ve çevresel inceleme oyunları

Esmeralda 7 projesinin durdurulması, Trump yönetiminin yenilenebilir enerjiye yönelik artan düşmanlığının son ve en somut örneğidir. Proje, Biden yönetimi tarafından onaylanmış olmasına rağmen, BLM’nin süreci durdurmasıyla çıkmaza girdi.

İçişleri Bakanlığı’nın Açıklaması: Yorum taleplerine yanıt veren İçişleri Bakanlığı sözcüsü, projenin tamamen bitmediği izlenimini vermeye çalıştı. Sözcü, geliştiricilerin ve BLM’nin yaklaşımlarını değiştirmeyi kabul ettiğini ve artık geliştiricilerin, büyük bir program düzeyinde çevresel analiz yerine, olası etkileri daha etkili bir şekilde analiz etmek için bireysel proje teklifleri sunma seçeneğine sahip olacaklarını belirtti.

Uzmanlar bu “seçeneği” bir engel olarak görüyor: Tüm projeyi tek bir program düzeyinde ele almak yerine yedi ayrı projenin bireysel olarak incelenmesi, sürecin bürokratik olarak yavaşlatılması ve yatırım maliyetlerinin artırılması anlamına gelebilir. Bu durum, projeyi tamamen iptal etmeden fiilen rafa kaldırmanın bir yolu olarak yorumlanıyor.

Fosil yakıt lobiciliğinin zirveye çıkışı

Bu iptal kararı, Trump yönetiminin kilit pozisyonlara fosil yakıt endüstrisine yakın isimleri atamasıyla da yakından ilişkilidir. Trump, batı eyaletlerindeki çeyrek milyar dönümlük kamu arazisini yöneten BLM’nin başına, Colorado merkezli petrol endüstrisi ticaret grubu Western Energy Alliance’ın başkanı Kathleen Sgamma’yı atadı.

Bu atama ve ardından gelen projeyi durdurma kararları, Beyaz Saray’ın fosil yakıt endüstrisinin çıkarlarını korumayı amaçladığını gösteriyor:

  • İlk Kararname: Trump, ilk günden yayımladığı bir kararnameyle federal mülkiyete ait arazi ve su kaynakları için yeni yenilenebilir enerji yetkilendirmelerinin durdurulmasını emretti.
  • Sonraki Emirler: Temmuz ve Ağustos aylarında yayınlanan diğer emirlerde ise İçişleri Bakanlığı’nı rüzgâr ve güneş enerjisini etkileyen politikalarını gözden geçirmeye çağırdı ve bu tür projelerin devam edip etmeyeceği konusunda nihai kararı İçişleri Bakanı Doug Burgum’a bıraktı.
  • Başkanın Görüşü: Trump, sosyal medya platformu Truth Social’da, “Rüzgarın veya çiftçilerin güneş enerjisini yok etmesini onaylamayacağız” yazarak, yönetiminin güneş veya rüzgâr enerjisi projelerini onaylamayacağını açıkça ifade etti.

Türkiye ve küresel enerji dönüşümüne etkisi

ABD gibi bir ekonomik devin yenilenebilir enerjiye yönelik politikalarının bu kadar radikal bir şekilde değişmesi, küresel enerji dönüşümünü yavaşlatma riski taşıyor. ABD, iklim taahhütlerinden geri adım attıkça:

  • Küresel İvme Kaybı: Uluslararası alanda iklim eylemlerine yönelik baskı azalabilir. Daha önce analiz edilen haberlerde görüldüğü gibi, Hindistan’ın kömüre daha fazla yatırım yapması ve orta ölçekli güçlerin tereddüt etmesi, ABD’deki bu olumsuz örnekle daha da pekişebilir.
  • Yatırımcı Güveni: Yenilenebilir enerji projelerinin politik risklere karşı ne kadar savunmasız olduğunu gösteren bu durum, uluslararası yatırımcıların güvenini sarsabilir. Türkiye de dahil olmak üzere gelişmekte olan ülkelerdeki yenilenebilir enerji projeleri, bu siyasi risk algısının artmasından olumsuz etkilenebilir.

Yorum

Nevada’daki dev güneş enerjisi projesinin iptali, Trump yönetiminin sadece retorikte değil, somut politika adımlarıyla da iklim değişikliğiyle mücadeleyi baltalamayı hedeflediğini gösteriyor. gücündeki bir projenin engellenmesi, ABD’nin 2035 yılına kadar %100 temiz enerjiye geçiş hedefini ulaşılmaz kılan bir hamledir.

Bu karar, basit bir bürokratik işlem değil, aksine petrol ve kömür endüstrisi lehine bir siyasi tercih beyanıdır. Yenilenebilir enerji projelerinin “çevreyi yok ettiği” yönündeki söylemlerin, fosil yakıt endüstrisinin kamu arazilerini ve doğal kaynakları kullanma pratiğiyle karşılaştırılması, ironik bir durumdur. ABD’nin bu geri adımı, iklim krizinin çözümünde politik iradenin ne kadar kırılgan ve belirleyici olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır. Fırsat penceresi kapanırken, dünyanın en büyük ekonomisinin bu yoldan sapması, tüm gezegenin geleceği için büyük bir endişe kaynağıdır.

Kaynak: The Guardian, Heatmap, İçişleri Bakanlığı
Fotoğraf: Manny Becerra

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top