Rüzgar türbinleri gerçekten kuşlara zarar veriyor mu? Yeni araştırmalar yüzde 99,8 diyor

Haber Giriş: 08:03, 13.04.2026
Güncelleme: 08:03, 13.04.2026
Fotoğraf Kaynağı: Timusic Photographs

İki yeni araştırma, kuşların rüzgâr türbinleriyle çarpışma riskinin sanılandan daha düşük olabileceğini ortaya koydu. Buna göre göçmen kuşların yüzde 99,8’inden fazlası türbinlerden uzak dururken, İskoçya açıklarındaki bir açık deniz rüzgâr çiftliğinde 19 ay boyunca tek bir çarpışma kaydedilmedi.

Rüzgâr türbinlerinin kuşlar için ciddi çarpışma riski yarattığı uzun süredir tartışılıyor. Ancak yeni yayımlanan iki çalışma, özellikle açık deniz rüzgâr projelerinde bu riskin veri temelli olarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Araştırmalara göre birçok kuş türü, türbinlerin döner kanatlarından büyük ölçüde kaçınıyor ve doğrudan çarpışma vakaları düşünüldüğünden daha seyrek gerçekleşiyor olabilir.

İskoçya açıklarında enerji şirketi Vattenfall ile teknoloji firması Spoor tarafından yürütülen bir çalışmada, Aberdeen Körfezi’ndeki bir rüzgâr çiftliğinde türbin çevresindeki kuş hareketleri 19 ay boyunca izlendi. Haziran 2023 ile Aralık 2024 arasında yapay zeka destekli video analizleriyle toplam 2 bin 7 kuş uçuş rotası incelendi. Araştırma sonucunda tek bir çarpışma vakasına bile rastlanmadı.

Rüzgâr türbinleri kuşlar için ne kadar riskli?

Bu soruya verilerle yanıt arayan ikinci çalışma Almanya’dan geldi. Alman Açık Deniz Rüzgâr Enerjisi Birliği’nin yürüttüğü araştırmada, radar sistemleri ve yapay zeka tabanlı kameralar kullanılarak 1,5 yıl boyunca 4 milyondan fazla kuş hareketi analiz edildi. Sonuçlar, göçmen kuşların yüzde 99,8’inden fazlasının rüzgâr türbinlerinden güvenli biçimde uzak durduğunu gösterdi.

Araştırmacılara göre bu bulgu, açık deniz rüzgâr enerjisinin kuş göçüyle her durumda doğrudan çatışmak zorunda olmadığını ortaya koyuyor. Ancak uzmanlar, bu tür sonuçların tüm türler ve tüm habitatlar için otomatik biçimde genellenmemesi gerektiğini de vurguluyor.

Araştırmalarda hangi yöntemler kullanıldı?

Her iki çalışmada da klasik gözleme dayalı sayımlar yerine daha gelişmiş teknolojiler kullanıldı. Spoor’un Aberdeen açıklarındaki araştırmasında yapay zeka destekli görüntü işleme sistemleri devreye alındı. Şirketin kurucu ortağı Ask Helseth, bu yöntem sayesinde varsayımlar yerine doğrudan gözleme dayalı veriler elde ettiklerini ve türbin çevresindeki gerçek davranışları ölçebildiklerini söyledi.

Almanya’daki çalışmada ise AI destekli stereo kameralar rotor alanındaki uçuş hareketlerini izlerken, özel kuş radarları göç modellerini kaydetti. Araştırma ve Geliştirme Müdürü Dr. Jörg Welcker, bu iki veri setinin karşılaştırılmasıyla kaçınma oranlarının yüksek doğrulukla hesaplandığını belirtti.

Açık deniz rüzgâr projeleri kuşlarla uyumlu olabilir mi?

Araştırma sonuçları, açık deniz rüzgâr çiftliklerinin bazı durumlarda kuşlar için sanılandan daha düşük riskle işletilebileceğini düşündürüyor. Vattenfall Çevre ve Sürdürülebilirlik İş Birimi Rüzgâr Direktörü Dr. Eva Julius-Philipp, Aberdeen Körfezi’nden elde edilen verilerin modern açık deniz rüzgâr çiftliklerinin yaban hayatı açısından düşük riskle çalıştırılabileceğini gösterdiğini söyledi.

Benzer biçimde BWO Genel Müdürü Stefan Thimm de göçmen kuşların türbinlerden etkin biçimde kaçındığını ve açık deniz rüzgâr enerjisinin kuşlara rağmen değil, onlarla uyum içinde yaygınlaşabileceğini savundu.

Peki doğa koruma örgütleri neden hâlâ uyarıyor?

Araştırmalar olumlu bulgular sunsa da doğa ve yaban hayatı koruma kuruluşları temkinli yaklaşımını sürdürüyor. Alman Yaban Hayatı Vakfı, rüzgâr enerjisinin iklim koruması için önemli olduğunu kabul ediyor; ancak ağır rotor kanatlarının özellikle üreyen bazı yerli kuş türleri için tehdit oluşturabileceğini vurguluyor.

Vakfın Doğa ve Türlerin Korunması Başkanı Dr. Andreas Kinser, yenilenebilir enerji yatırımlarını desteklediklerini ancak bu sürecin biyoçeşitliliğin zarar görmesi pahasına yürütülmemesi gerektiğini söyledi. Kinser’e göre biyoçeşitliliğin korunmasının aciliyeti, iklim krizine karşı mücadeleden daha az önemli değil.

Bilimsel tavsiyeler ile mevzuat arasında fark var mı?

Evet. Doğa koruma çevreleri, mevcut yasal düzenlemelerin bilimsel tavsiyelerin gerisinde kaldığını savunuyor. Özellikle hassas türler için türbin-yuva mesafeleri konusunda daha güçlü standartlar gerektiği belirtiliyor. Bu bağlamda Almanya’da “Helgoland Belgesi” olarak bilinen bilimsel rehber sıkça referans gösteriliyor.

Söz konusu belgede örneğin küçük benekli kartal yuvaları ile rüzgâr türbinleri arasında en az 6 kilometre mesafe bırakılması öneriliyor. Ancak korumacılara göre bu tür tavsiyeler uygulamada her zaman yeterince karşılık bulmuyor.

Sonuç ne söylüyor?

Yeni çalışmalar, kuşların rüzgâr türbinlerine düşündüğümüzden daha iyi uyum sağlayabildiğini ve çarpışma riskinin bazı koşullarda oldukça düşük olabileceğini ortaya koyuyor. Ancak bu durum, tüm risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Tür farklılıkları, göç yolları, habitat hassasiyeti ve proje tasarımı gibi birçok etken sonuçları değiştirebilir.

Bu nedenle uzmanlara göre rüzgâr enerjisi yatırımları büyürken iki şey aynı anda yapılmalı: veri temelli yeni izleme yöntemleri yaygınlaştırılmalı ve özellikle hassas kuş türlerinin yaşadığı alanlarda koruma önlemleri tavizsiz uygulanmalı. Asıl mesele, yenilenebilir enerji ile biyoçeşitlilik korumasını karşı karşıya koymadan birlikte planlayabilmek.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Sosyal Medya Hesaplarımıza Abone Olun!

En güncel çevre haberlerini kaçırmayın. Bizi takip edin!

Facebook Twitter Instagram Bluesky Mastodon Linkedin Telegram Youtube
Scroll to Top
×
power only connecticut. heavy equipment transport solana ca. boat transport maryland.